31 Aralık 2014

Kapa Kapa 2014 Kapa

2014 Dönem sonu bilançosu ya da nurialçosu.. Yılımıza hap atmışlar. Hatırlamasak daha iyi tabi. Ama unutursak kalbimiz kurusunlu bir ton toplumsal tramva yaşadık. Zor bir yıldı.
Çift geçen yıllarda hep zorlanmışımdır nedense. Çift yıllar çifteli yıllardır benim için. Eşeklerle karşılaşırım daha çok. Şimdi 2015 geliyor. Tek yıl. Özellerle karşılaşma zamanları.
Merhaba.

...Münir Özkul hala yaşıyor.
Ebru Gündeş'in çocuğunun psikolojisi bozulmadı.
Kadın cinayetleri ve işçi ölümleri tüm hızıyla artarak devam ediyor.
Cumhurbaşkanımızı seçtik, vergilerimizi düzenli ve abartılı ödeyerek ak saraya sağlıkla yerleştirdik. 
Kış Uykusu filmi Altın Palmiye ödülünü aldı.
Kanser tedavisi bulunamadı.
İnternet yasakları oldu... 

Olaylar 2014. Hani böyle biriyle telefonda konuşursunuz da karşı tarafta bir durum olur. Sonra "telefonu kapatacağım" demek yerine;
"Kapa kapa, kapa ben arayacağım sonra, kapa sen kapa!" diye gereksiz 5 emir kelimesi kullanır. O sırada siz bir şey demezsiniz zaten. Kapansın istersiniz. Ama o uzatır. Hiç sevmem. Sonuçta herkeste kapatma tuşu var. Madem sen istiyorsun niye ben kapatıyorum?
Sevmediğim hale bürüneceğim şimdi: "Kapa kapa 2014, daha da arama kapa." Ben kapatamıyorum. 

İlginç bir hikaye öğrendim. Çok başarılı buldum. Noel Baba ile ilgili. Arada eklediğim uydurmalarımla iftiharla anlatıyorum:

Noel Baba, Noel gecesi çocuklara hediye dağıtan bir dede olarak tanınır. Hastası çoktur. Ren geyikleriyle uçar ve bacalardan attığı hediyeler evlerdeki çamlara takılır veya dibine düşer. Bazen dam üstüne çul serer. Fakat aslında bir inanışa göre bu bir şaman kafası dumanıymış.
Vaktiyle Sibirya merkezde Şamanlar, yakın tepelerdeki çam ağaçlarının dibinde de amanita muscaria (sinek mantarı ya da gelin mantarı diye tabir ediyormuşuz) denilen mantarlar yaşarmış. Sevgili şamanlar aralık ayı sonlarına doğru tepelere, yanlarında bir hayvan ruhu olduğuna inanarak, mantar toplamaya çıkarlarmış. Mantarları toplar, halka dağıtırlarmış. O tepelerde en çok ren geyikleri olurmuş ve mantar onların da en sevdiği besinlerdenmiş. Bu mantar türü çam ağaçlarının dibinde bitermiş. İstenmeyen ottur belki çam için bilemeyiz. 
Amanita muscaria'nın en önemli özelliği ise kafa yapmasıymış. 4-5 Saat süren halüsinasyonlara yol açabiliyormuş. Üzerine konan sineklere de etki edip bayılttığı ve öldürdüğü için biz sinek mantarı demişiz sanırım. Gelin mantarı da denmesini ise yine Nuri Alço'ya bağlayacağım. Haksız mıyım? Belki Nuri de bir çeşit mantar türüdür ki çok türediler. Neyse hikayeye dönüyorum hemen. 
İşte bu şamanlar mantarları halka dağıttıktan sonra, halk hep beraber mantarı tüketince obaaaa! Halk bir anda uçuşa geçiyormuş. Konum itibariyle en çok var olan ren geyiklerini ve amanita muscariayı uçuruyormuş zihninde de. Mantarın tipi de Noel Babanın esinlenildiği kaynakmış. Yani bu adamcağız da bir halüsinasyon ürünüymüş.
Bknz : resim : tam aşağıdaki :


 İşte bu Noel dedenin hikayesi. Bence bu adam baba değil dede. Bir de göbek kısmı abartılarak dönüşmüş sanırım yoksa amanita muscaria filinta gibi.  

2+0+1+5=8 
8'İ toplumca hemen yatırıyoruz zaten. 
Hoop ∞ huzurlu yıl olsun.
Memeler sağlıklı olsun. Kontrollerinizi unutmayın.


3 Aralık 2014

mâni↔us

Engellilik sosyolojik bir kavramdır. 
Beden bireyin mikro evidir. Ve herkesin en rahat ettiği yer evidir. Engel dışarıdandır.

TDK engelli kavramını "Vücudunda eksik veya kusuru olan" olarak açıklamış.

Tam vücut, kusursuz vücut nedir? 

Modern zamanların, medyanın, bir çok iletişim kanalının kamuya yansıttığı 'olması gereken dişil ve eril vücut tipleri' mevcut. İşte insan bu beden standartlaşmasının, tektipliliğin doğruluğuna inanarak en ufak farklılıkta ötekileştirmeye gidiyor. 

Yaşam 'vücudunda eksiği veya kusuru olmayanlar' için kurgulanmış ülkemizde. Kurgu hatasıyla tüm bireylerin sürece entegresi sağlanamıyor. Yaşam alanlarının çıkardığı engeller bireylere yükleniyor. Engelli olan kurgu değil birey oluyor.

Halbuki farklılıklar güzeldir, geliştirir. Farklı olanı tanımaya, anlamaya çalışmazsak beynimiz de tektip olur. Ayrımcılık beyinde bulaşıcı hastalık gibi loblara yayılır.. Loblar önemli. Bu kısım içerik olarak önemli.

Engel beyindedir. Beyninizi özgürleştirin. 

Alex Falco Chang çizmiş.

3 Aralık Uluslararası Engelliler Günü..
Geçtiğimiz 3 Aralık'tan bu yana, engellerin kaldırılması adına yapılan düzenlemeler kutlu olsun!
Farklı olun. Fark edin. Farkında olun.

7 Kasım 2014

Güncek

Servisler kaldırılacakmış.
Metro, metrobüs, tramvay güzergahlarında oturanlar bu araçları kullanmak zorunda olacakmış.

Trafiği rahatlatabilir.
İşsizliği de arttırabilir.
Tacizi de.

Sabah saatlerinde zaten var olan aşırı yolcu yoğunluğuna, trafik yoğunluğuna sebep olan, her servisteki ortalama 20 kişi eklendiğinde, rahatlayan ancak birkaç fortçu olur. Çok uzun bir cümle, evet. Silmeyip kısalarla devam edeceğim.
İstanbul insanlarının sabahları toplu taşımalara kendilerini taşıtmaları çok güç bir iş. Her yer o kadar yoğun ki! Servisle işine ulaşıp trafikte oyalananların -hiç olmazsa- arkası sağlam.

Ülkemizde arka önemli.

Şimdi bu bir sürü insana bir de servistekiler eklenince ne olacak? Nasıl binecekler? Nereye dayanacaklar? Kimler dayayacak?
Tatlım bunları düşünmüyor musunuz?
Düşünüyorlar.

Diyecekler ki;
“Heyy heyy bacım tacize uğramışsın bu senin sıkı kalçalarından kaynaklı! Bu senin dar kotundan kaynaklı! Geyikli taytının boynuzlarına takılmış adam! Ugglarının sıcaklığıyla mayışmış! Parfümün etkileyici kokuyormuş! Saçların elektriklenmeyle sakallarına sarılmış! Adam naapsın?”

Diyecekler ki;
“Heyy heyy bacım biz vaktiyle sizin arkanızdaydık. Biz dedik pembe metrobüs yapalım, yumuşak yumuşak gidersiniz. Siz ne yaptınızzz? İstemedinizzzz! O zaman yapacak bir şey yok!”

Suçlu yine mağdur olacak. Kılıf önemli, minare ve çalan.. Bunlar önemli buralarda.
Sonra pembe metrobüs gelecek. Sonra pembe yollar… Değişik renk ayrımcılıkları. Iyy.
Peki servis şoförleri ne olacak? Çoluk çocukları? Muhtaç olmayan böyle bir işi tercih etmez sanırım bu cehennemde. Onlara da bulunacak işi tahmin ediyorum;
“İttirici”
“Sığdırıcı”
“Sıkıştırmacı”
"Tıkmacı"
Yok yok. Bunlar çok kaba olur. Batıdan kelime eklemeli. Kesin şöyle derler;

“Zip Görevlisi”


Olaylar kahverengiye yol alıyor yine.

Saray camlarından kaka yapıyorlar, şemsiyesiziz.

21 Ekim 2014

Haftanın İçi

Rüyamdaki balık süt banyosu yaparken öldü.
Çünkü yaşlıydı.
Eti bayatlamış.



Dünyanın sesi çok yüksek. Mars veya Venüs oklavayla vuracak. "Şşşt!" Sonra olaylar..

Zor günlerden geçiyoruz. Temeller atıldığında demirin eksik olduğunu anlayan "bilmem kaç kişi" bulabilir misiniz?

Demir eksikliği belirtilerini göstermeye başladık;

Yorgunluk ve enerji azlığı: Totomuzu kaldırmıyoruz. En büyük hareketimiz "tıklamak".

Asabiyet: Gerginiz. Aşırı şiddet, vahşet, felaket içeriyoruz.

Yiyecek dışı şeyleri yeme isteği: Birbirimizi yiyoruz, başımızın etini yiyoruz, taşın kökünü, zıkkımın pekini yiyoruz. Terlik de yiyoruz. Çocuklar evde yorganları yiyor. (Bunlar hep ekonomi.)

Odaklanamama: O kadar çok olay var ki, tek odaklanabildiğimiz "Kendi Kıraş".

Tırnaklarda kırılmalar: Bu kadar tırmalarsak tabi..  KPSS, ÖSYS, LYS, ALES, abes. Trafik, HESler, savaşlar..

Unutkanlık: Çernobil'i hatırlıyor musunuz? Soma'yı? Hatırlamıyorsanız ananızı alıp gidin afedersiniz. Yani kalbiniz kurumuş.

Kulak Çınlaması: Uuu söven sevene. Sağ mı, sol mu?

Bunlar gösterdiğimiz belirtiler. Şunlar da göstermediğimiz belirtileri;

Kabızlık: Dünyaya çok güzel .ıçıyoruz. Kabul edelim.

Bağışıklık düşmesi: Bağışıklığımız her duruma, koşula, lafa, söze artmış durumda. Değişik bir şey olduğunu bile farketmiyoruz bazen.

Saç dökülmesi: Kelin merhemi var, kafasına göre paylaşıyor.

Kalitesiz uyku: Çok güzel uyuyoruz? Uyumaktan omur aralıkları açılıp boy atanlar var. Yüksekten bakmayı seviyoruz tabi.

Bu hafta içi de geçse değil mi? Haftaların içi geçik zaten. Çürümüş, kokuyor.

Güneşli günler.


Brian Wildsmith çizmiş.

2 Ekim 2014

Gassal Teyzeyle Gelen Aydınlanma Olayları ☼

Bir gün yine yüreğim ağzımda..


Değil tabiki. Soğukkanlıyım. Kansızım aslında. Anemi. Pekmez varsa yerim.

Üniversite son sınıfta, tez zamanı, sürekli "Duman" dinleyip anketlerden boğulduğum bir dönem vardır. Mühendislik fakültesinde yaptığım anketler, incik cincik sonuçları, SPSS.. Sayısal bilimcilerle sağlıksız iletişim.. Yorumlamalar, sinir bozucu sonuçları, kahve, duman, Duman..

İşte öyle sürekli birbirinin fotokopisi günlerde iç organlarımı kusma hissine kapılabiliyorum. Üşütürsem ağzıma böbreğim gelebiliyor, sıkıldıysam kalbim.. Bunlar tamamen somutun soyut hissedilmesi hali gibi. Neyse ne. Hiç bir iç organımı kusarak kaybetmedim çok şükür. Hepsi ağzıma geldi, geri yuttum. Yerim.

Kuzey cepheliler var. Soğuk insanlar. İçi sıcak değil ki seni ısıtsın. İşte elerken kuzey cepheyi yok ediyoruz. Güney cepheye bakanların balkonu dişleridir. Gülümser ısıtır. Sizin cepheniz hangisi diye 17 soruluk anket hazırlamadım tabi ki işim olmaz da az çok bir çıkarım yapabilirsiniz diye düşünüyorum. 

Bunu ilk düşündüğümde bir gasilhanede babaanneme su tutuyordum. Gassal teyzemizin cephesi kuzeydi. Gassal ölü yıkayanlara deniyor. Gasil ölü yıkama işi. 

Bizden 2 kişi istedi yardıma. Kıyafet verdi. Kuzenimle gittik. Amerikan filmlerinde bir pizzacıda işe başlamış gibiydik.

Sert bir şef : Gassal Teyze. 
2 Çırak : Kuzenim ve ben..
İş Tanımı : Babaannemin son banyosu.

Gassal teyze, böyle hani şefler "Hadi oyalanmayın!" deyip iş kıyafetlerini karnına doğru atar ve bir refleksle yakalamak zorundasındır ya, işte bize öyle yağmurluk tarzı bir şeyler attı. O anda acımızı falan unuttuk sanırım. Baya her şey organizeydi, ve bizim işi hemen kapmamız gerekiyordu. Bir kez yapacaksın ve iyi iş çıkarmalısın. Otoriter öğretmen Gassal Teyze.

-Sen suyu tut!
-Sen sabun ver!
-Örtüyü açmıyoruuzz! Örtüyü çok açmıyoruzzz!
-Suyu sıçratıyorsun!!

Gassal kadın soğuk ve karanlıktı. Güneş almamış.. Eğitim alsa iyi bir yönetici olabilirmiş aslında. Belki de cerrah olabilirdi. Ya da adli tıp uzmanı falan.. Belki de böyle kalıp biraz psikolojik destek alabilir. Kayıp yakınlarına nasıl biraz daha ılımlı yaklaşılır diye. Yaptığı iş de zor kabul ediyorum. İnsanları olduğu gibi kabullenerek böyle anlar yakalamaya da bayılıyorum. Bağlaç olan -de, -da 'yı da çok kullanıyorum. Şimdi farkettim, rahatsız oldum da (!) değiştiremeyeceğim. Bir sonraki yazımda bunun üzerine düşüneceğim. Pardon. Konu dağıldı.

Paylaşmam gereken çok önemli bir bilgi var bu konuyla ilgili :

Dedeniz nineniz param yok diye size bayram harçlığı falan vermiyorsa, elinde olana o benim kefen param diyorsaaaaaa.. O günler geçti!

Belediye ölüm setine hiçbir ücret ödemeden sahip olabiliyorsunuz. Beleş kefen, sabun, sünger, pamuk, karanfil, gülsuyu, kına falan çıkıyor içinden.. O kadar güzel bir paket ki ölürsünüz!

Buradan babaannem ve diğer tüm ölülere rahmet diliyorum. 

Ölüm bizdendir.

Kimileri için Söğütlüçeşme metrobüs durağıyken kimileri için Avcılar durağıdır. Nasıl yolculuk ettiğimiz çok önemlidir.

16 Eylül 2014

AbuhavA

Çayın altını kapatırsın, bir bardak daha alayım derken soğumuştur ya.. Ne de çabuk soğumuştur. Pek de çabuk soğumuştur. Dumanı aldatır. İşte eylül öyle. Sanki güneşin altını kısmışlar da ısıtıyor gibi yapıyor. Pastırmacı.

Eylül Süryanice aylûl kelimesinden dönüşmüştür ki bu da üzüm anlamındadır. Eylül, üzüm ayı. Çocuğunun adını apple (elma) koyan Amerikalılara gülen çılgın Türkler çocuğuna üzüm adını veriyor haberleri yok. Üzülmeyin, cennetteki kapıdan bacadan daha iyi bir anlam bence. Meyve sağlıktır.

Üzüm en fazla çeşidi olan ve sarılgan bir meyvedir. Şaraplık, sofralık, kurutmalık, pekmezlik durumları sözkonusudur. 

Önemli olan mevsim geçişlerinde kendiniz için yapabildiğiniz sıcak şaraplardır. Elma, portakal, tarçın, karanfil, kısık ateş ve köpek öldüren birleşiminden oluşabilen hastalıklara karşı tekme atma etkisi olan bir içecektir kendisi. Arkadaş muhabbetlerini iyice ısıtır. Mmm. mm.


Güz geldi.
Ruhuma dışkılayan mevsimler; güz ve kış..

Bizler de, yani sen de dahil, evrene dışkılıyoruz.

21 Eylül 2014'te Tarihi İklim Zirvesi var. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon (Erkek,70) çağırmış dünya liderlerini, New York'ta buluşacaklar. Bizimki de katılacakmış, bir sağlık sorunu çıkmazsa tabi. İklim değiştirici etkisi malum, umarım dünyaya olumlu el atar. 
İnş cnm ya.

Bu yaşlı ve sıkıcı adamlar orada konuşurken, organik milyonlar olarak biz ne yapacağız diyorsun, farkındayım. Bizler tabi ki önümüzde bir pet şişe su, altımızda yumuşak döner koltuklarda takılmayacağız. Halkın iklim yürüyüşü olacak. Halk olmak ayrıcalıktır. Artık istese de olamayacak, çok ezik insan var. Neyse, 150 Ülkede 2200 eylem olacak. Asıl merkez New York. Orada duygu daha yoğun olacaktır tabi ancak biletler tükenmiş. Muavin koltuğu bile.. Neyse ki şehrimizde de yürüyüş var. Bu tarz yürüyüşlere kayıp kalori gözüyle de bakabilirsiniz. Katılın.

Bizimki 20 Eylül ve 21 Eylülde tünelden, saat 17.00'de başlayacak. 


Daha fazla beton ve arabaya ne gerek var bilmiyorum ama katılacak tüm adamların bunlardan yana olduğunu da biliyorum..  
Kaos. Bu 125 dünya lideri beyin erozyonu geçirse de toprakları havalanıp yeşerse.

Hep derim. Siz hiç takımyıldızlarının kaydığını gördünüz mü? Sürüden ayrılanlar kayar. Takım ruhu kaydırmaz. 

Bir de roka yapraklarına soğan kokusunun sinmesi ne kadar romantiktir. Bunun olmadığı bir dünya düşünemiyorum.

 Sevgiler Eylül, salkımın, salkımının taneleri bol olsun.


30 Ağustos 2014

30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun!

Milli bilincimiz yüksek olsun!

  Ellerde bayraklarla törenlere katılınan, sonrasında lunaparka gidilen bayramlardan olsun. Camlara, balkonlara bayrak asmayı unutmayalım. Sonra bayraklarımızı asıldığı yerden kaldırmayı unutabiliriz.


Küçük bir bayram hediyesi ;)

Zafer işaretinin hikayesi 

Belgelerle kanıtlanamayanı: 

1415'te Fransa ve İngiltere savaşıyorlarmış. İngiliz okçuları çok başarılıymış.
 Fransız askerleri: 
"Eğer bu okçulardan elimize düşen olursa o ok atan parmaklarını keseceğiz!" demişler. 
İngiliz askerleri de:
"Savaşı biz kazanırsak o parmakları gösteririz." demişler ve göstermişler..

Belgelerle kanıtlananı: 

2. Dünya savaşında İngiltere başbakanı Winston Churchill zafer kelimesinin ingilizce karşılığı olan victory kelimesinin baş harfi olan V'yi parmaklarıyla göstermiştir. 

İşaret dilinde de V harfi bu şekilde gösterilmektedir. 

1960'tan itibaren de barış anlamında da kullanılmaya başlanmıştır.

2014 Yılında ülkemizde hala pekaka işareti zannedenler mevcuttur.

Zafer işaretinin kısayolu U+270C 'dir.

Zafer işareti el içe dönük yapıldığında ise ayıp olmaktadır.

Yaşamınızda bol zaferleriniz olsun, daimi barışlar olsun. 

Kutlu olsun. 

Atamıza minnet, sevgi, saygı ve özlemle..


25 Ağustos 2014

İ!

Hermafrodit'i bilir misiniz?
Hermes ile Afrodit'in oğulları. Mitolojik bir hikayesini anlatacağım. Bu aralar oğul hikayelerinden bıktık biliyorum ama bu güzel. Kaynaklardan okuduğumu özetleyeceğim;
Hermafrodit çok yakışıklı bir delikanlıymış, ergenmiş. (Ergenken nasıl çok yakışıklıymış anlamadım ama..) Bir gün ergenlik asilikleriyle evden kaçmış ve gezmeye çıkmış. Bodrum Bardakçı Gölü'ne düşmüş yolu. Oraların güzeli de göl perisi Salmakis'miş. (Ablamız daha olgun bir bayan.) Salmakis Hermafrodit'i görünce dibi düşmüş ve yanına gidip duygularını açıklayıp, abuk subuk tekliflerde bulunmuş. O zamanda bu kadar hız olmaz tabi. Hermafrodit, tüysüz ergen, "Olmaz." demiş. Salmakis kabullenememiş tabi reddedilmeyi. Peri de olsa kadın. Ergen reddi de çok karşılaşılan bir durum değil sonuçta. Bir sonraki görüşünde tekrar denemiş şansını ve tekrar red cevabını almış. Bir kaç gün sonra yine aynı gölde Hermafrodit kendi kendine "Ördek suya daldı, zil çaldı." oynuyormuş. Salmakis de gizli sinsi onu izliyormuş. İzlerken bir anda hallenmiş ve bir çeviklikle göle dalıp Hermafrodit'i ahtapot gibi sarmış. Ama bir şey yapmamış. O an sadece Zeus'a dua etmiş: "Oh tanrım ondan ayrı yaşayamam, bizi asla ayırma!" Zeus da o zamanlar sinek avlıyormuş herhalde, pek dua siparişi yokmuş gibi anında dualarını kabul etmiş ve onları tek vücut haline getirmiş. Bir vücutta hem kadın, hem erkek..

İşte hermafrodit/çiftcinsiyetlilik kavramının isim hikayesi buymuş.

Eşcinsel hareketi olan LGBT'ye eklenen bir "İ" var. Uzun zamandır o "İ" kafa taslağımda. Zamanı geldi.

Nisan 2013'te LGBT hareketi interseksin varlığı üzerine konuşmuş ve interseksi de içine alarak yeniden yapılanma kararı almış. LGBTİ olmuş.

İnterseks hermafroditle aynı anlamda kullanılıyor.

Anlamı anormal üreme ve cinsiyet organlarıyla doğmuş olmak demek.. Kromozom yapısı ile genital yapının uymama durumu.. 
Örneğin kromozom yapısı kız fakat görünüm erkek.. Bir de tam tersi hali var diye kesemiyorum çünkü interseks çok geniş bir biyolojik yelpazeye sahip. Genital organlarda, üreme organlarında ve kromozomlarda olan biyolojik farklılıklarla anlamlandırılıyor. Tek tip bir bedenden söz edilemiyor. 

-Şu an beyniniz çevrenizdeki bu tip insanları tarıyor, buluyor ve bu kişiler üzerinden düşünmeye devam ediyor... gibi geldi.-

Araştırmalara göre doğan her 2000 bebekten 1'i interseksmiş.

İşe yeni başladığım zamanlar, hastanede karşılaştığım bir vaka. Bebeğin "Ali" diye hastaneye yatışı yapılıyor, bir ton tetkikten sonra "Ayşe" diye de taburcu oluyor. Babası pek üzülmüştü; "Oğlum kızmış" diye.. Burada ben bu noktaya takılmıştım. Cinsiyet ayrımcılığı beni benden almıştır hep. Cinsiyet değişimi konusunu da östrojen, testosteron derken çözmüştüm kafamda. 

Çok farklı interseks hikayeleri var. Biraz araştırır okursanız empati serpmiş olursunuz. Toplumsal cinsiyet kavramını gözönüne aldığımızda ülkemizde bu bireylerin sosyal hayatlarının ne kadar da acı olabileceği sonucuna varmak zor değil. 

Zeus dünya için de bir güzellik yapsan süper olur ;) Hemen!

23 Temmuz 2014

MübarekizM

TDK'ya uğradım;
dinsiz 
sıfat
1. sıfat Dinî inancı olmayan
2. Acımasız
Sonra yaşadığımız yuvarlağın dini durumu hakkında yapılan araştırma sonucu oluşturulan haritaya baktım (tıklarsanız kocaman oluyor) ;


Dünya dinli. 
Aşırı dinli.
Dünya acımasız.
Bu durumda TDK dinsize acımasız diyemez. 
TDK'yı ne yapıyoruz? Kınıyoruzzz!

Kınadım ve rahatladım. Şimdi Kadir Gecemiz mübarek olsun kısmına geçip başka şeylerle ilgileneceğim. 

Kadir Gecesi çok hayırlı ve mübarek bir gece. Kuran'ın indirildiği gece. Mübarek olsun.

Okuduğumuzu anladık mı? Hayır. Çünkü okumuyoruz. Okusak da Arapça okuyup sevap topluyoruz, güya. Ben Arapça okumayın demiyorum, bonus olarak yine okuyun ama ne okuduğumuzu da bilmeliyiz. Bilinç önemli.

Yeşil dinimizin rengi. Yeşili yok etmek bizim işimiz..

"Tüm İslam aleminin Kadir Gecesi .." diye dua edemeyeceğim. Dünyadaki tüm iyi, erdemli, ahlaklı, ötekileştirilen, ezilen, öldürülen insanlar için, çocuklar ve hayvanlar için, paylaşılamayıp kana bürünen topraklar, kirletilen denizler için dua edeceğim. 


Buralardaysak şanslıyız.. Tadını çıkarsak ya¿ Sınırları kaldırmamız gereken zamanlarda nasıl da daha arttırılması isteniyor anlayamıyorum..

Meta dünyevidir. Birikimi bir işe yaramaz. İyi sıfatlarla dünya nimetlerinden yararlanıp zamanı gelince ceketimizi aman kefenimizi alıp ayrılalım.. Sonuçta uzun süre bedenimiz yatacak, uyuyanın üzerine kar yağar derler, üşümeyelim diye. Başka amaçlar olsaydı ne olurdu? Cep olurdu.

Barış'a ihtiyacımız var, amin.

..Barış der biraz tuzum ekmeğim olsa
Buz gibi pınar suyundan bir testim olsa
Bir de şöyle püfür püfür bir çınar gölgesi
Kaç kula nasip olur ki keyfin böylesi
Bir lokma ye, bir yudum iç, bir oh çekiver
İlaç neye yarar vade gelmişse eğer..

..Han senin hamam senin konaklar senin
Tarla senin çiftlik senin bağ bostan senin
Diyelim ki dünya malı tümünden senin
Ağız tadıyla yersen bir şeye benzer..

Barış Manço ♥

8 Temmuz 2014

Nevkadaş

Bir insan hayatınıza giriyorsa bir nedeni vardır. Çıkıyorsa da. 
Kimisi yıllarca kalır, kimisi aylarca, kimi saatlerce.. Kimi bi' bakıp çıkar. Kişilerden alacağımız ve onlara vereceğimiz şeylerdir gelmelerine neden. Herkesle farklı paylaşımlarda bulunuruz. Çevremiz bizim pasta dilimlerimizdir. Afiyet olsun, yerseniz.

Biraz arkadaş tanımlamaları yapacağım, sonra eğleniriz falan.

Halı Kaydırmazı: Bu tip arkadaşlarımız bizi frenler. Üzerimizde koşup, dizleri üzerinde kayarak hareket çekmeye çalışan kişiler tüm bu aktiviteyi yapsa bile psikolojimiz yerinden oynamaz. Çünkü bizi sağlam tutan, yerimizde sabitleyen arkadaşımız vardır. 

Ertesi Gün Hapı: Sorumsuzlukla olumsuz sonuçlanan olayların ardından koştuğumuz arkadaş modelidir. Ne yaşadıysanız salya sümük anlatırsınız. Beraber kahve içersiniz ya da başka bir meşrubat çok önemli değil. Rahatlarsınız ve yaşadığınız olayların olumsuzluğunu atarsınız.

Çilekli Aseton: Hayatımızdan çıkarmamız gerekenleri çilek kokusuyla halletmemizi sağlayan arkadaştır kendisi. Açık havada kullanıldığında baş ağrısı yapmaz. O yüzden çok samimi olmadan parkta, kafede buluşulmalı az zaman geçirilmelidir.

Asidi Kaçmış Sarı Gazoz: Kan şekeri diplerde olduğunda iyi gelen arkadaştır. Yoksa kendisi uykusuz, aksi, lanettir. Serin hava arkadaşıdır. Sonbaharda idealdir. Belki de sarışındır, bilemezsiniz.

Ağrı Kesici&Ateş Düşürücü: Mevsim geçişlerinde etkili bir arkadaş modelidir. Çevreden vuran rüzgara, çıplak ayakla bastığınız taşlara, hapşırırken ağzını kapayamayan hödüklerden fışkıran mikroplara karşı önleyicidir. Kesilen etlerinize iyi gelir. Ateşinizi çok düşürürse de uzaklaşmak gerekir. 

57 Numara İnce Çorap: Özel günlerimizde açıklarımızı kapatan arkadaştır. Düğün elbisesi, ayakkabısı, çantası, şalı istenir. Tek ortak noktanız ölçülerinizin, ayak numaranızın aynı olmasıdır. Onun dışında tükürük atmazsınız birbirinize.

Günlük Ped: Geçici arkadaştır. İhtiyacınızı görür atarsınız. Mesela "Senin tanıdığın falcıya gidelim mi?" dersiniz. 2 Saat takılırsınız. O kadar. Sık kullanılması zararlıdır, alerji yapabilir.

Kum Saatini Tıkayan Kum Tanesi: Bir hızla, heyecanla gittiğiniz arkadaş buluşmasında zamana çelme takan ve akmasını durduran arkadaştır. Mümkün değil vakit geçmez. Elde telefon sosyal medyada takılırsın ve kimse çevrimiçi olmaz. O derece.

...
Çok daha sayabilirim belki sonra. Belki tüm bu özelliklere sahip 1 kişi de bulunabilir. Belki de bulunmasa daha iyidir. Siz siz olun herkesi görün. Her şeyi de görün. Her şerri görmeseniz de olur. 


26 Haziran 2014

Takma Düşlerim

Bir gün uyandığımı sandım..
Olmamış.


Çok derine, az nefesle dalmışım.. Batıya doğru yüzüyorum.. Hafif de güneye elbette. O kadar kum çıkarabiliyorum ki, kendime yoruldukça bir ada yapıyorum.  Kocaman bir denizanasının göbeğine yatıyorum. Kayıp yataktan düşüyorum tabi, olmuyor. Kum iyi diyorum, kum iyi.. 
-Kumda çok uyumuşluğum var. Ve romantizme bağlamayayım ama şehirden uzak ve doğal bir yerdeyseniz yıldızlar en güzel battaniyedir.-

Uykum bittikçe kumlar dağılmaya başlıyor.. Suyun serinini tenimde hissediyor, irkiliyorum. Her uykumdan olduğu gibi, günü görmenin sevinci ve yetmeyen uyku hıncı ile, karmaşık duygulara ve suya bir dalıp çıkıyorum. Yüz yıkamaca.

Akıntıya bırakıyorum kendimi. Aşk akıntısı. En güzel aşk sulu olandır, denizdir, ıslaktır.

Omzumda bir burun hissediyorum. Bir dönüyorum "At kafası". Dünyanın en makbul erkeğiyle göz göze geliyoruz. Tek eşli ve doğurgan. Ama at.
Müzisyenmiş. Bir şarkı mırıldanıyor, notadan yüzgeçleri dans ediyor. Şarkıyı duymaya çalışıyorum;

" ♪ Kalk gidelim Küheylaaan, uçalım gayrı oyy, evimize dönelim gayrıı ♫ "

-Vayy! Barış Manço dinlemen müthiş, hümanist olmalısın..
-ATeistim. Şimdi bunu da açıklayamam. Nereye kulaçlıyorsun?
-Uyanmaya gidiyorum, geldiğim yerde çok uyuyan var, diğerlerine ağırlık basıyor böylece.."
-Günleriniz aydınlık olsun...
-Teşekkürler, umuyoruz..


...

"Yastıkla yatma denemesi 1"

Sonucunda takma düşüm. Gerçeği gibi olmuyor, düşlerin tadını alamıyorum. Öyle derler ya.

=)

13 Haziran 2014

SismoS

Toplu konutlarda yaşayan insanlar, site kapısındaki güvenlik kadar yalnızdır.. Tespit yapıştırdım zamanında.. Site yapımları giderek artıyor ve insanlar bu yapay dünyaları tercih ediyorlar. “Arz talep meselesi” diye de yetkililer tereyağdan çekilen kıl oluyor.

Yüzlerce insanın üst üste konmuş kutucuklarda yaşayıp birbirini tanımaması ve çok da tanışmak istememesi durumu söz konusu. Asansörde bu hiç tanımadığı komşusuyla gereksiz yakın bir alanda durup kat rakamlarının bir an önce Z’ye ulaşmasını bekleyen birçok insan var.

9. Kat... Asansör kokuyor, sabah sabah bu kadar parfüm!
8. Kat… Ortak yaşama saygı duyulmuyor, belki astımım var?
7. Kat... Kapı açılıyor, biri bindi..
6. Kat... Aynaya da bakamayacağım… Zoraki “Günaydın”..
5. Kat... Muhatap olmasa bari.
4. Kat... Ne kadar süredir oturuyorlardır acaba?
3. Kat... Daha önce görmüş olabilir miyim?
2. Kat... Telefondan saate bakmaca..
1. Kat... Telefon çekseydi sosyal medyada bir göz gezdirmece..
Z. Kat... Zoraki tebessüm.

Geçenlerde abimle yolda bu konuyu konuşuyorduk. İstanbul’un çoğu yerinde şuursuzca yükselen binaları görünce yaşadığım mide bulantısı hissini paylaştım. Yüksek olmasının yanında estetik olmaması durumunu konuştuk. Sonra bana bir yerden bahsetti. O yerde, şehirdeki en yüksek ağaçtan daha yüksek bina yapılması yasakmış. Yasak sevdim. Ne kadar güzel. Sonra biz orayı bulamadık, adını. Kesin bilgi olunca paylaşırım. Buradan abime sevgilerimi iletiyorum. Bulalım, göçelim =)



Şehri terk etmenin zamanı geliyor. Yapay yaşamak isteyen yapay insanların alanı olma yönünde hızla gidiyor. Kötü insanlar.. Uzun, çirkin ve kocaman yapılar…

Adam yaptığı binaya diyor ki “engellemeyecek görüşü”.. Engellemeyecek dediği, kendi site içinde görüşü engellemiyor yoksa etraftaki binalar kapanmış mı, gölgede mi kalmış? umurunda değil.. Başkasının özgürlüğünü engelliyorsan git bu dünyadan. “Git” kelimesinden önce bir ön fiil ekleyebilirsiniz tabi.

Herkes suyu göremeyecek.. İstanbul’un hangi tepelerinden hala boğaz görünebilir halde? O tepelerdeki insan yapımı kafelerin camlarından.. Asansörle kaça çıkalım?

Herkes sahneyi göremeyecek gibi bu..
Konserlerde, düğünlerde, bahar şenliklerinde en önlerde duran ve %70'in görmesini engelleyen uzun insanlar vardır. Arkada dursa da görecektir ancak saygısızlığından önde durur. Düğünlerde ilginç ses tonuna sahip teyzeler böyle onlara seslenir ve çantasıyla dürterek çekil manasında kaş göz yapar. O teyzeden korkusuna bir daha geçemezler mesela öne.

Depremlerle de binalar dürtülüyor da anlayan yok. Kıyamet gelse de kopsak felsefesi bu sanki. Binaların yükselmesi kıyamet alameti sonuçta. Töbeler olsun, hayırlı cumalar =)


19 Mayıs 2014

19.. 1919..

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun..

Özlüyoruz... Eksiğiz.. Çok.


Lider olmak kürekleri elinde tutmaktır.. Başka rüzgarlarla milletinin savrulmasını büyük vicdansızlıkla izlemek değildir!

#Soma

"Efendiler, bu vesile ile muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki: sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevheri aslîyi, çok iyi tahlil etmek dikkatinden, bir an feragat etmesin!" 

Mustafa Kemal ATATÜRK.

14 Mayıs 2014

..

Soma için yastayız..
Maden işçileri için yastayız..
Taşeron sistemi ve buna izin verenleri lanetliyoruz!



"Annem gözyaşları için ekmek kırıntısı gibi değerlidir derdi. Üstüne basıp geçenlerin çarpılışını görmek için bekliyorum seni."
C.S.

Hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine, halkımıza başsağlığı ve sabır diliyorum.. 

Bu duruma sebep olanların öbür dünyada yakalarında tutacak yer kalmayacaktır! 

Türkiye'de ekmeğin peşinde kaybedilen hayatlar gerçektir!

Türkiye'de sedyeyi kirletmemek için botunu çıkarmak isteyen göçük altından çıkarılmış maden işçisi gerçektir!

Türkiye'de ocağına ateş düşenler gerçektir!

24 Nisan 2014

Ortaya Barışık

Nisan çok güzel =) Baharlar, başlangıçlar, ısınmalar, şifalı yağmurlar.. En sevdiğim ay seçtim. 4. Ay yani 4/4'lük.. Ki 4/4'lük ritim de candır.

"Nisan sözcüğünün, Farsça (nisan), Süryanice (nisanna), Sümerce (nisag = ilk meyveler), Akadca (nisānu) ve İbranice(nîsān) sözcüklerinden alındığı söylenebilir. Nisan adının İngilizcesi olan April sözcüğünün Latince aprilis'den geldiği rivayet olunur. Klasik etimolojiye göre, Latince aperire (açmak); ağaçların çiçek açmaya başladığı mevsimi ima eder. Aynı tez, modern Yunancada ilkbahar anlamına gelen ἁνοιξις (açmak) ile de destek bulmaktadır."* 30 Yılda ancak karar verebildim, evet. Ama çok güzel. Meyveleri ve açıklığı severim. Hiçbir şey kapalı kalmayacak! Olumlu geçiş olması da kabullenebilir.

Geçişleri pek sevmem. Mevsim geçişleri mesela.. Mevsim geçerken, geçirir de. Bünyeler titrer..

Geçişleri hiç sevmem.Bu taraftan o tarafa, yazdan kışa, hormonal, Avrupa’dan Anadolu’ya.. OGS, HGS.. Yol paralı olur mu yahu? Dünyalılar çok ilginç. Geçişmekte olan ülkeler..

Kültürel geçişler var bir de.. Her nesil bir sonrakine %78.9** civarı bırakıyor. Yeni nesil eklemeler yapıyor dönüştürüyor ve bir sonrakine farklı bir şey kalıyor.. Kültür dinamizmi. Değişmeyen tek şey değişimdir demiş Herakleitos, saygılar.

Birazcık geri gidip sofra kültürümüze baktığımızda ortadaki bir kaptan yemek yenilen zamanlardan, herkese 1 tabak, 1 kaşık, 1 çatal düştüğü zamanlara geçilmiş.. Şimdi ise servis tabağı, çorba kasesi, yemek tabağı, tatlı tabağı, birkaç adet farklı büyüklükte çatal, kaşık, bıçak.. Birkaç bardak..

Facebook tek çanaktan, ortadan yemek yenilen dönem gibiydi. Yazılarımızı, fotoğraflarımızı, nerede olduğumuzu hep oradan paylaşırdık.. Sonra “85 parça yemek takımı” dönemine girdik.. Fotoğraflar instagramda, özlü sözlerimizi twitterda, nerede olduğumuzu foursquareda, belki daha özel paylaşımlarımızı facebookta yapar olduk.. Yemek türü arttıkça tabağı arttı.. Olayları anladın mı Melis?***

Tek çanak dönemini geçtiğimiz iyi olmuş. Ortadan yenilecek tek şey menemendir. Facebook tekelciliği çok az sürdü yalnız.. Bölücü kuvvetler hızla geldiler. Mesela ben twitterda erdimzeynep'ken instagramda zeyneperdim'im.. 

Bizler, komşuya götürdüğümüz yiyeceklerin üzerini peçeteyle örtüp götüren bir milletken, yediğini içtiğini tüm ayrıntısıyla sosyal medyada paylaşır hale gelen bir millet olduk. Hem de yüksek çözünürlükte fotoğraflarla.. Elalem ne der? Annen sormaz mı? Annen kızmaz mı? Rüzgarın peçeteyi uçurduğundaki gerginliği "fotoğrafı paylaş" derken yaşamaz mısın?

“Yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat.” demiş Evliya Çelebi. Buradaki görsellik yemek fotoğrafçılığı ile ilgili değildir..

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” demiş Hz. Muhammed de. Burada bir paylaşımdan söz edilmektedir. “Sosyal medyada paylaş” değil tabiki. Mesela ben çikolataya her daim açım. Günahkar oluyorsunuz arkadaşlarım. Görgüsüzlük yapmayın. Sosyal medya görgüsüzleri!

*http://tr.wikipedia.org/wiki/Nisan
**Küsuratlı % vermek her zaman daha inandırıcıdır. Bilimsel bir istatistik olmamakla birlikte kanımcadır. :D
***Her durumun sonunda yeğenime sorduğum sorudur. O da duruma göre “Olayları anladım hala.” ya da “Olayları anlamadım hala.” seçeneklerini sunar.

+Bilgi veriyorum: Menekşe popodan sulanırmış. Böyleee saksıyı su dolu bir kasenin içine oturtuyorsun o oradan emiyor. Oturma banyosu gibi.. Böyle düşününce de menekşe bir bakıma basurlu oluyor. İğrenç oldu şimdi. Pardon.

+Heyecanlıyım: Pedallamaya başlıyorum! Ülkemizde bisiklet farkındalığı artsa süper olur. Sen de gelsene =) Sosyal medyadan bisiklet gruplarına üye ol, gaza gel, tura gel! Çevreyi öpelim.. Doğa da bizi öpsün. :*



9 Nisan 2014

30


3. Seviyeye geçiş yaptığım bu günde çılgın yaşlar diliyorum kendime. Huzurlu ve eğlenceli olsun falan. Sağlık fışkırsın. Kan değerlerim muhteşem aralıklarda olsun. Diğer dilekleri içimden halledeceğim..

Hala 1 canım var. 7. Seviyeye kadar yanmam diye düşünüyorum ekstra bir durum olmazsa. Birinin topu çarpar, canım gider, ortada sıçan olamam orası ayrı.. Çok saçmaymış ortada sıçan olmak da. Öyle bir an düşününce anlamsız geldi.

30 Hakkari... Bu yaş Hakkari'yi görmek gerek bu durumda. Hakkari'nin ters lalesi, kilimi ve balı meşhurmuş.. Yani bu yaş bir şeyler ters giderse bir kilim üzerinde bağdaş kurup bal yiyeceğim. Böylelikle yoluna girecek.. :D Her şeyin hayırlısı..

Otuz roma rakamıyla XXX olarak yazılıyor ki bu da 3 bilinmeyenli yaş olma olasılığını arttırıyor.. Bilmem gerekeni bilmem yeterli zaten.. Kalanı hafızada gereksiz yer kaplıyor. Ha bir y gelir x'i götürür orasını bilmem.

Ayrıca inanılmaz gereksiz bir bilgi buldum, şans oyunlarında 30'un istatistikleri;

Sayısal Loto;
30 sayısı toplam 112 defa isabet etmiş.
En çok isabet edenler sırasında 21. sırada.
En az isabet edenler sırasında 29. sırada.

Şans Topu;

30 sayısı toplam 87 defa isabet etmiş.
En çok isabet edenler sırasında 30. sırada.
En az isabet edenler sırasında 5. sırada.

Süper Loto;

30 sayısı toplam 36 defa isabet etmiş.
En çok isabet edenler sırasında 30. sırada.
En az isabet edenler sırasında 25. sırada.

Bu yaşın kitabı da şu olsun;


Balzac'tan "Otuzundaki Kadın" 

"Otuz." gizli özneli bir cümle aslında. Gizli özneler beni hep işkillendirmiştir. Adam gibi özneysen çık ortaya, ben misin, sen misin, o musun? Söyle yani, neyi gizliyorsun? Kaç kişisiniz? Kızlı erkekli misiniz? Caanım Türkçemiz bize türlü türlü kelime oyunları yapabiliyor. 

"Otuz." gizli özneli cümlesinin anlamına bakınca biraz mütevazi oluyor gibi. Eziklik de söz konusu. 

Bu yaşımızda otuz.. Sarınız kafa yapınız. Sarmayın bana valla vaktim yok. OT okuyun, güzel dergi. Başbaş.

21 Mart 2014

21.03

Dünya Uyku Tıbbı Birliği her mart ayının 3. cumasını uyku günü olarak kutluyor.. Bu yıl 21 marta denk gelmiş ve teması "kolay nefes alın, rahat uyuyun"muş. Uyuyamayız efendim. Biber gazı soluyoruz, içimiz geçse neler oluyor.. Hala uyuyanlar var..  Allah rahatlık versin...


21 Mart "Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü" 21 Martta olmasının nedeni 21/3: 21. kromozomun 3 adet olmasındandır. 1 Kromozom fark atmışlar badem gözlüler.. Bu çok tatlıların yeteneklerini keşfedip, uygun dünyaları vermek gerekir.. Gözlerine bakınca mis görürsünüz.. Tenleri pamuktur =)


21 Mart.. Uluslararası ırk ayrımı ile mücadele günü.. Etnik kökenler kültürdür, zenginliktir, müziktir.. Sonuçta =)


21 Mart... UNESCO tarafından Dünya Şiir Günü ilan edilmiş..Şiir ne güzeldir.. Şiir sokakta güzeldir.. Şairlere selam olsun..

     
























21 Mart... Dünya Ormancılık Günü.. Bir ağaç ülkemiz için çok önemli... Ormanlardan asma köprü geçsin.. Ağaçlarımız kesilmesin..


21 Mart... Bahar Bayramı.. Hoş geldin bahar! Yılgayak- yeni yıl.. Hoş geldin baharla yeni yıl... 21 Mart bahar bayramı olarak kutlanır...Dünyanın yeniden doğumudur.. İnanışa göre evren bir anlık uykuya dalar, ırmaklar o anda durur.. Bu "Evrenin Uyuduğu Bille" olarak tanımlanır. Bu anlık uyumayı bir anlık ölmek ve yeniden dirilmek olarak da açıklayanlar vardır. Bu uyanışla kaos biter ve doğal düzen başlar.. Mutluluklar gelir. Dünya yeşerir.. Bazı inanışlarda evdeki eşyalar yıkanır. Gün doğumuyla birlikte de insanlar akarsuda veya pınarda ellerini yüzlerini yıkarlar, abdest alırlar.. Adem ile Havva'nın bugünde karşılaştığı söylenir ki çok romantiktir =))



21 Mart.. Aşık Veysel'in ölüm günü.. Allah rahmet eylesin güzel adam..


21 Mart.. Mihrimah Sultan'ın doğum günü.. Allah rahmet eylesin.. Mimar Sinan, Mihrimah Sultan adına Üsküdar ve Edirnekapı'ya yaptığı sanat eserlerinde her zamanki gibi matematiğini kullanmıştır .. Bugün iki camiyi de görebileceğimiz bir yere gidersek Edirnekapı'dan güneş batışını, Üsküdar'dan ay doğuşunu aynı anda görürüz.. Cumaya da gitseniz olur =)


Sonuçta "Hayırlı Cumalar" tweeti atamadıysak..

Ve 21 Mart.. Ekinoks.. Gece ve gündüz birbirine eşit.. Eşitlikler daim olsun.. Küremizde günler uzuyor. Hayırlı günler olsun..

8 Mart 2014

İş ve karşılığı konusundaki cinsel ayrımın kırıldığı bu tarih, bunun için savaşan emekçi kadınların günü, yaşamını sürdürebilmek için savaşan kadınların günü kutlu olsun.. Çok güzeliz.
Ortalama 40.000 km uzunluğa sahip kılcal damarlarında, müzik gezer kadınların. Duyar mısınız? Hisseder misiniz? Kadınlar şarkıdır, sek rakıdır. Buzlu suyla içersen ağzın donar, şalgamla içersen yanar.. Çok içersen uçar.. 


Sevgili Türk Dil Kurumu..1932'de Atatürk tarafından kurulmuş ve bugüne dek 30 başkan devirmiş. Hiç kadın başkanı olmamış. Halbuki kadınların dili o kadar uzunken.. Ama kesiyorlardı değil mi? Şu an yönetimdeki 6 kişiden 2'si kadın. Saygılar..

TDK benim mutfağımın düdüklü tenceresi.. Kadınlar gününü kutlamaya çalışırken patladı ve duvarıma hoş olmayan kelimeler sıçradı. Feminist gözlük çerçevemi takmadım söyleyeyim. Örnekler beni benden aldı;

kadın 
isim
1. isim Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen
"Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar 
veya erkekler görmek isterler." - A. Ş. Hisar
2. sıfat Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan
3. Hizmetçi bayan
4. Bayan
1. Anlamda örnek kadının hizmete koşması.. (Evet erkek de yazmış, gördüm.)
2. Anlamda "evinin kadını, çocuklarının anası olmalı" diyor. Asgari ücretle ay sonunu getirsin, 3 çocuğa baksın diyor. Bakkal defterine yazdırmasın, aman! kredi kartı borcu yapmasın, yemek olsun, temizlik olsun diyor.
3. Anlamda direk bir meslek..
4. Anlam kabul edilebilir.

hatun 

isim (ha:tun)
1. isim Kadın
"Birdenbire uzun boylu, diri memeli bir hatun askerin önüne çıktı."
S. F. Abasıyanık
2. Bayan, hanım
"Emine Hatun."
3. Eş, zevce
"Bizim hatun bir manifatura mağazasında tezgâhtardı." - N. Hikmet
4. tarih Yüksek makamdaki kadınlara ve hakan eşlerine verilen unvan
"Bağdat Hatun."
Kadının eş anlamlısı olarak geçen hatun kelimesine baktım...
1. Anlamda örnek Tuğba Ekinci'nin "O şimdi asker, canı neler ister.." şarkısı dinlenirken yazılmış olmalı. Çok da popüler kültüre bağlamayalım olayları, bizim Türk Edebiyatına bakalım, bir cümle seçelim demişler gibi.. Askerin önüne bir kadın çıkıyor.. Uzun boylu ve diri memeli.. Asker, uzun boylu, birdenbire, diri memeler.. Olayları anlıyor musunuz?
2. Anlamda toplamaya çalışmış.. Hanım ;)
3. Anlamda bazılarının çok hoşlandığı bazılarının hoşlanmadığı eş demiş.. Eşinin iş alanını ve pozisyonunu anlatan bir örnek vermiş.
4. Kimin eşi olduğunda bu unvanı alabileceğini yazmış..
zen 
isim Farsça zen
isim Kadın
Zen ile uğraşmamış..

TDK'dan nem kaptım.. Bazen düdüklülerin lastiği muntazam olmayabiliyor. Neyse..

Size bu güzel günde "Hadi ateistler bunu da açıklayın." tadında bir paylaşımda bulunacağım;


Bkz: resimdeki benzerlik.. Çok yazarım da..  Köpekbalığı beyniyle insan beyni arasında büyük benzerliklerin olduğunu kanıtlayan bilimsel araştırmalar mevcut. Bu durumda kadın neresiyle düşünürse düşünsün akıllıca.. Cem Yılmaz'a selam olsun..
"Uyudun mu? yaz." 

Kadınlar! 
Benim başörtülü bacılarım!
Benim tangalı bacılarım!
Benin cıbıl, benim kara çarşaflı bacılarım!
Kutlu olsun! 

28 Şubat 2014

Yüksek Debi

İnternet ortamından aldığım bir tarife uyarak çırpıcı ile 8888 yazabildiğim bir kek çırptım. Kullandığım kase daha geniş olsaydı 8.888.888 bile yazabilirdim. Sonra süt eklemeceler.. Kurtardık. Nerede eski internet bilgileri.. Eskiden hep kesin bilgiydi. Şükürler olsun ki annem var. Kesin bilgi :>

İnternet bilgileri genel olarak; kehanetlere sahip, olumsuz, asla park yeri bulamayan, saçları 11 saatte yağlanan, sakalı 7 saatte çıkan, dişleri kahveden sararan, siyah noktalarına geçici çözümler bile bulamayan, yeni çoraplarında bir günde patates oluşabilen , en iyi DD ile koşullu ders geçebilen, yanlış montaj, kriptonlu.. vb...

Örnek aramalar ;

Yazımı düzeltilmiş şu sorgu için sonuçları görüyorsunuz: yara

Yine de girdiğiniz şu sorguyu mu aramak istiyorsunuz?: maymun poposu


Yazımı düzeltilmiş şu sorgu için sonuçları görüyorsunuz: ölmek üzeresiniz

Yine de girdiğiniz şu sorguyu mu aramak istiyorsunuz?: Dvit eksikliği


Yazımı düzeltilmiş şu sorgu için sonuçları görüyorsunuz: paracım

Yine de girdiğiniz şu sorguyu mu aramak istiyorsunuz?: Bbcm


Debimiz yükseliyor sonuçta. Kabarıyoruz. Beynimizde deli basınçlar. Pıhtılaşmasa bari..

Durumlara göre insanlar enstrümana dönüşüyorlar.. Enstrümantalleşiyorlar..  Sıkılanlar üflemeli, asabi pislikler vurmalı, gidiciler yaylı, sosyal medya sakinleri telli, kuklalar tuşlu.. Bunlar da kendi aralarında teli gergin, davulu patlak, kamışı çatlak, tuşu eksik gibi ayrılıyorlar.. Şimdi hepsine örnek veremeyeceğim. Kapatıyorum. Selamünaleyküm.. Anlamadım? Ha bir şey dedin sandım...


Malum şubat cüce.. Şubatın toto yere yakın.. Şubat.. Hayrolsun!

29 Ocak 2014

Ba’s

İnsan dedi… Çay gibi… İnsanı süzersin, içersin.. Bazen çok seversin, çöpüyle içersin. Yazın çok sıcaktır; harareti alır.. Kışın üşürsün, çok soğuk hava vardır, içini ısıtır. Tavşankanıdır, bereketlidir. Kanını emebilir, anemiyi arttırabilir.. 

İnsan dedi.. Ayran gibi.. Zehri alır, uyku getirir.. Yayıktır.. Açıktır, kapalıdır.. Köpürür, köpüğü yutulur.. 

İnsan dedi.. Gazoz gibi.. Bağımlılık yapar.. Gaz yapar.. Asidi yavaştan yakar.. Bayıltır.. Ya da ayıltır?

İnsan dedi.. Kahve gibi.. Uyku kaçırır, acıdır.. Geleceği gösterir.. 40 Yıl hatrı vardır.. Lekesi zor geçer.. 

İnsan.. Su gibi.. Berrak, bulanık, dalgalı, derin, sığ, tuzlu, tatlı.. İçilesi.. 

İnsan sıvıdır.. akışkan.. %Çoku sudur bedenin. 

İnsanın 3 hali vardır. Katı, sıvı, gaz… 

Zaman geçtikçe, sıvı halin devamı, hayat akışının sağlıklılığını olağan kılar. Su akar yatağını bulur.. Ya da bu su hiç durmaz.. Ya da yağdır mevlam su...

Katılaşır insan, donabilir.. Donuk, katı, mat.. Geçirgenliği, geçişkenliği azalır, acıtır. Çaya banmak gerekir, ancak öyle yenir.. Dişli misin? 

Uçar insan, buharlaşır.. Gökyüzünde olur, boşlukta olur, ciğerlerde olur… Görünmez.. Kokar belki.. Ama tok tutmaz. Ölü müdür? 

Sulu insanlar, yani insanın sıvı hali daha özümsenebilir. Sulu insanda 2 kez aynı hatayı yapamazsınız. Akar.. Hatırladın mı? Hı hıı. 

İnsan evrende maddedir. Ve maddenin evren yaşadıkça yok olmayacak tek kemiği popodaki acbü'z-zeneb’tir. (Şimdi popoydu, kalçaydı, orasının adı o değil falan aklınızdan geçirmeyin.)Tüm genetik bilgilerimiz oramızda yüklü. Öldükten sonra tekrar o kemikle var olacağız. Bunun popoda olması çok enteresan tabi. Kuyruk sokumundan tekrar dirileceğiz. Oradan uydurmak daha kabullenebilir bir açıklama tabi. Vuhu.. Ve çok enteresan bugüne kadar ölen tüm insanlara ait bir sürü acbü'z-zeneb var yeryüzünde. Acbü’z zeneb koleksiyonu yapan var mıdır acaba? 

Bir dans çalışmasında ‘dansçının en sevdiği, ‘yer’dir’ ve ‘dünyanın çekirdeğine ulaşan bir kuyruğumuz’un varlığından söz etmiştik. Bunlar hep sonsuz sonlar. Ve kış.. Dön evine kış, karın bekler, niye diye sormaz, hazır yemekler.. Tayyar Ahmet’in sonsuz sayılı günlerine bağlayacağım..


Beyninizi sulandırdıysam ki zaten beyninizin %çoku da su, neyse. 


7 Ocak 2014

あみぐるみ

Çocuklar ve oyuncaklar..
Neyse sözü uzatmadan :D "Amigurumi" hakkında yazacağım....
Amigurumi kelimesi: Japonca Ami→ tığ veya şiş ile yapılmış ve nuigurumi→ içi doldurulmuş oyuncak kelimelerinin birleşimiyle oluşmuş. "Nuigurumi"nin "Nui" kısmını atmışlar, Japonlar, oh Japonlar, küçük, kibar insanlar. Atmasalardı Türkçe küfürümsü olabilirdi. Teşekkür ederiz. ありがとう。
Belki de hece düşmüştür?
Yani amigurumi tığla örülen bebe oyuncağının adıdır. Bez bebeğe rakiptir. Belki bir animasyon yapılmalıdır, belki de yapılmıştır. Araştırmalıyız.
Sık iğne denilen tarzda örülür amigurumiler. Sık sık iğne düşünün, öyle. Aradan elyaf fırtlatmıyor, sımsıkı.
Bu oyuncakların garip bir parçası var. "Güvenlik kilitli amigurumi gözleri". Çok enteresan tanımlama. Biraz korku filmi adı gibi. Güvenlik kilitli gözler takıldığı yerden %100 garantili asla çıkmazmış. Ben okuduğumun yalancısıyım. Titanik battı yani.. なんてこった。
Küçük insanlar kanserojen içeren plastiklerden yapılmış oyuncaklarla oynayacağına bunlarla oynasınlar. Ayrıca kafaya atınca falan can acıtmaz. Çizmez, gözü çıkmaz..


Bu konuya değinmemdeki asıl neden şu ki, son zamanlarda akranlarımın üremesiyle, sosyal medyada çokça; 
"Oyuncaklarını yine dağıttı.." 
"Eli dursa ayağı durmuyor.." 
"Daha yeni toplamıştım.." 
"Bu ne arkadaşım.."
"Babası kılıklı.."
"Odasında iğne atsan yere düşmez.."
Açıklamalı fotoğraflarla karşılaşıyorum.. Düşünüyorum.. Bu kadınlar n'olcak? 
Çözüyorum kafamda. Amigurumi yapıyorum. Boyutuna göre içerisine bir tutam demir koyuyorum. Çocuk oyuncakları dağıtıyor. Sonra gidiyor diğer odadakileri dağıtmaya. Kocaman ve güçlü bir mıknatısı odanın uygun bir köşesine yerleştiriyorum ve tüm oyuncaklar 7 saniye içerisinde mıknatısa sarılıyorlar. Sımsıkı. Mıknatıstan fiskos masası falan olsa aslında belki lafı değiştirir. 
Ayrıca bu oyuncakları bebelere yapılan özel günlerde yapıp dağıtabilirsiniz de. Yaşı çıktı, dişi çıktı, memesi çıktı, yürüdü, düştü, kalktı, kustu, gaz çıkardı günlerinde bunlardan küçük birer anahtarlık yaparak, gelen heyecanlı misafirlerinize dağıtabilir, anlaştığınız fotoğrafçı veya organizasyon şirketine de kaynak olabilirsiniz.

*Tamam Melis.

Şu aşağıdaki Eeyore'u da örüp, içine nohut doldurup kapımın önüne koymak istiyorum. Otursun, kapıyı tutsun..