31 Mayıs 2013

Taksim Gezi Parkı ☼


Ölüm geliyor aklıma birden ölüm
Bir ağacın gövdesine sarılıyorum.


                          Cemal SÜREYA
_____________________________________


Kışla: Koyun ve keçi sürülerinin gecelediği veya kışın barındığı kapalı ağıl.*

_____________________________________

Gezi Parkını yok edip 'Topçu Kışlası' projesi kararına halk 27.05.2013'ten beri direniyor. Bilinçler betona dönüşmeyen kısıtlı alanlarını, ağaçlarını, parkını korumak için çabalıyor. Kendini kaybeden faşizm halkı zorbalıkla, şafak baskınlarıyla durdurmaya çalışsa da çoğalan bir kalabalık var.  Daha da çoğalsın.
_____________________________________

R.T.E. : 

“Kışlanın bir bölümü müze olabilir, ortası yeşil alan. Diğer bölümünde İstiklal Caddesi’nin devamı niteliğinde alışveriş merkezi. Üstü rezidans ve otel...” 

"Ne yaparsanız yapın biz kararı verdik, verdiğimiz gibi bunu uygulayacağız. Tarihe saygınız varsa önce o Gezi Parkı denilen yerin tarihini araştırın. Biz orada tarihi yeniden ihya edeceğiz. Biz orayı yayalaştıracağız. İnsan için yapıyoruz her şeyi. Herkes orada rahatça gezecek. Bizim Türkiye genelinde diktiğimiz ağaç miktarı fidan yaklaşık 2.5 milyardır. Bu ağaçları bu iktidar dikiyor. Yeter ki ağaç dikme merakı olsun insanların onlara da yer tahsis ediyoruz. Bedelsiz, niye? Çevreciyiz..."
_____________________________________

Çevreci :> 

-Hıı hıı, çok yazmasın, kapat kapat..

Asla iyi niyet olmayan bu durumda, 'kışla' kelimesinin TDK'da yazılı olan 2. anlamında kullanıldığını düşünüyorum.* Sürü psikolojisiyle AVM'lerde oksijensiz beyinler dolaşsın değil mi? Kapitalizm, kapitalist payını alsın değil mi? 
'İnsan=koyun, AVM=ağıl' projesidir bu. Sürüye katılmayanları, ayrılanları, kurtlaştırdığınız polislere kaptırmaya çalışıyorsunuz; beyniniz bilmez, yaptırımlarınız mı bilir? Orantısız gücünüzü teröristte, tecavüzcüde, hırsızda kullanın da kontrollü, yerinde, bilinçli olsun.

Yayalaştıracağız derken? Kimse orada arabayla tur atmıyordu.. Saygınız varsa siz! tarihini araştırın.. Yakın tarihini.. Şimdi gidip bakın. Yayalaştırmaya çalışan siz misiniz, halk mı?

Şehrin orta yerindeki yeşil alanı yok ederek insanlara tahsis edeceğiniz yer neresi? Tekirdağ ya da Kocaeli il sınırı? İstanbul'dan çıksın herkes köylere mi gitsin? Efendim? Analarını da mı alıp gitsinler? Çözümsüz!.. 
____________________________________

İslamiyet yeşil renkle özdeşleşmiştir. Yeşil cennetin rengidir, doğanın rengidir. 
Cennetimize el uzatma! 
Kullanıyorsun! 
Kullanıyorsun! 
Çek ellerini doğamızdan!
Çek dillerini dinimizden!


"Polise en üst makamdan emir geldi => ''Ne yaparsanız yapın, kararımızı verdik'' BU EMRİ YERİNE GETİRMEYEN POLİS, MESLEKTEN İHRAÇ edilecektir."


Biber gazı tatmak istemeyenler:

Şampanyalar değil, dualar eşliğinde köprü açılışı olmuş, ağaçları da duayla mı kestiniz, keseceksiniz? Gaz bombalarını dualarla mı atıyorsunuz? Dua kafanız böyle mi? 

Lütfen televizyonlarınızı kapatın. Yandaş medya yalamalarını izlemeyin. Sosyalmedyadan Taksim'de olanları takip edin, Katılın. Şimdi..










24 Mayıs 2013

10dan Sonracığıma..


Ülkemizde günde 8 saat alkol satışı yasağı...

24 Saat çocuklar satılırken..
24 Saat organlar satılırken..
24 Saat kadınlar satılırken..
24 Saat kurumlar satılırken..
24 Saat kanlar satılırken..
24 Saat ormanlar satılırken..
24 Saat uyuşturucu madde satılırken..





Alkol iyi bir şey değil.. Yasak hiç iyi bir şey değil. İkisini ayrı kefelere koyarsam içerim.

Yaptırımlar yeterli olmadığı sürece yasaklar işlemez, yeni yasaklar gelir.. Yasak durumu cazip kılar.. 

Bir ergenyus sözü:  "Yasaklar çiğnenmek içindir." 

YANLIş yol..

Olmuyooor, olmuyooor..



16 Mayıs 2013

"Regaip Kandili veya Regâib Kandili, Hicri takvime göre Recep ayındaki ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecedir. "

"Regâib, arapça bir kelimedir ve 'reğa-be' kökünden gelmektedir. 'Reğa-be', kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. 'Reğîb' kelimesi ise, 'reğabe'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. "

Regaip Kandili mübarek olsun.

Akıl, fikir, sağduyu, empati, barış, sağlık, saygı, sevgi arzuluyorum.

Çoğul talep ediyorum.

Amin.




15 Mayıs 2013

Sazende-i Dankiyo Düdüğü

Gergin tulum hissi.. Müzisyen duduladan üflemiş üflemiş.. Nav perdeleri kapalı.. Sıkıntıdan yan yatıp ağlamalı akşam.. Gözyaşı kulağa doğru yol almış. Kulağa su kaçmış. Hangi konuda olduğunu görüştüm. Sanırım uyarmak istediği noktayı anladım. Teşekkürler.. O rahatsızlıkla gelen uyku. 

Düşte deniz atını cincır gibi kullanan adam vardı. Yosunlarda yatmış serin serin güneşlenirken, o kadar hızlı yanaştı ki, yosuna dalga yaptı. Güneş ışınlarından görmeye çalıştım, bir baktım ters binmiş. 

"Nasrettin?" dedim..
"Toprağı bol olsun.." dedi. "Ben Adem, atım Adam"
"Hümanist misin?" dedim,
"Hüman sensin, benim" dedi. "Elma yer misin?"
Teşekkür ettim. "Deniz hıyarı var, yersen.."
Bozuldu.. "Atım gebe" dedi.
Bir baktım Adam'ın üzerinde gebe tişörtü var. %2 kalmış.. "İn üzerinden" dedim. 
Adem'in inmesiyle Adam oradan uzaklaştı ve bir kaya gölgesinde bebelerine kavuştu. Onları annelerine emanet etti ve geri döndü.




Adem üzerine zıplayarak "Haydi gel, atımızı gün batımına sürelim.." dedi ..
Işınlar suya dik geliyordu. Gün batımına ilerlersek Adam ölürdü. Canlıları ailelerinden ve sudan ayırmamak gerekirdi. Ve..

Battaniyem yerdeydi.


30 Nisan 2013

Kaç°

Kış günü kaplıca havuzuna atladık. Mis gibi iliğimiz kemiğimiz ısındı. Sonrası haşlanma süreci, ızgara süreci olarak devam edecek. Havayı koklayan bu yaz fena sıcak diyor. 40°- 50° 'lerden bahsediyorlar. Bu durumda istifa edecekler, bebek planlayanlar varsa harekete geçsinler. Ağustosa kadar İstanbul cehenneminde olmak zorundayım, sonrasında bir terslik çıkmaması için dua ediyor, havuzlu sitelerde yaşayan arkadaşlarımla samimiyet kurma çalışmalarına girmeyi düşünüyorum. :P Şaka. Vaktim yok tatlım maalesef. Evimde küveti doldurur, karşısında dizüstü bilgisayardan 'Dikey Limit' filmini açar, ayran içerim. Buradan o dönemde yazlıkta serinleyecek olan sevimli ebeveynlerime de sevgilerimi gönderiyorum. 
Ramazanın temmuzu kapsaması hayırlısıyla çok sıkıcı. Yaz aylarında 10 gün değil de, 30 gün falan geri atsaydı aslında. Olmazmış ki olmamış. Sağlıklı olalım da...
Bu arada şimdi farkettim küvet, soba gibi bir durumla karşı karşıya. Kaçımızın evinde kaldı ki?.. Ha varken de ne oluyordu.. Ya alt komşuya su gider, ya da su israfıdır. Vileda seti çiçekse, küvet saksıdır. Küvet sobaysa, duşakabin petektir.. Böyle uydurabilirim..
Okyanusun üzerinde oluşan gökkuşağına tırmanıp, en ucuna çıkıp sallanmak isterim. Öyle sallanırken tutunarak 360°'yi tamamlarsam erkek olma ihtimalinden, öne ve arkaya 180° gidip gelirim sonra atlarım diye düşündüm. Siz döner miydiniz 360° ? 


26 Nisan 2013

27.!

Çernobil.. Çornobil... Pelin otu.. Acı..
Tat olan acının, anlam değiştirerek, yıllarca sürecek bir felaket halinde ruhumuza değişmesi.. Bedenimize..  
Organik kalamayanlar.. İnce belde çay içenler.. Kodlamaları bozuk olanlar.. 4. reaktörün ağzında, yeryüzündeki diğer tüm reaktörlerin, diğer tüm boşluklarında olması gerekenler.. 
Biz bulutlardan korkmazdık hiç.. piç!..
Hücrelerimizin kontrolsüz, anormal çoğalması engellenirdi sistemimizce..
Çocukları engellediniz..
Büyüklüklerini de..
Termik, hidroelektrik, nükleer santrallere HAYIR!


Nükleer kabusu devam ediyor. Rosatom, AB'nin kabul etmediği standartlarda bir nükleer santrali, Akkuyu'ya kurmaya çalışıyor. Bugün sen de katıl► http://nukleer.greenpeace.org/

--------------------------------------------------------------------

Karadeniz İsyandadır Platformu'nun Çernobil Faciası ve nükleer santrallere ilişkin hazırladığı bilgi testi.. Başarılar!

1- 20. yüzyılın en büyük nükleer kazası nerede meydana gelmiştir?


a)- Adana
b)- New York
c)- Çernobil
d)- Yeni Delhi

2- Çernobil hangi ülkenin sınırları içindedir?

a)- ABD
b)- İtalya
c)- Kore
d)- Ukrayna

3- Çernobil nükleer güç reaktöründe hangi tarihte kaza meydana gelmiştir?

a)- 26.04.1936
b)- 26.04.1986
c)- 26.04.1996
d)- 26.04.2023

4- Dünya Çernobil’deki 20. yüzyılın en büyük nükleer kazasını kazadan kaç gün sonra öğrenmiştir.

a)- Hemen
b)- 1
c)- 3
d)- 5

5- Nükleer santralda kullanılan plütonyumun radyoaktif etkisi kaç yıl sürer.

a)- 240.000 yıl
b)- 24.000 yıl
c)- 2400 yıl
d)- 240 yıl

6- Plütonyumun tamamıyla etkisiz hale gelmesi için kaç yıl gerekir.

a)- 500 yıl
b)- 5000 yıl
c)- 50.000 yıl
d)- 500.000 yıl

7- Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya'da radyasyondan etkilenen insan sayısı kaçtır?

a)- 840
b)- 84.000
c)- 8.400.000
d)- Hiç kimse

8- Santralın bulunduğu bölgeye giriş çıkış hangi tarihte normale dönmüştür?

a)- Halen polis kontrolündedir.
b)- 2012
c)- 2000
d)- 1987

9- “O makine 2 yıl 4 ay 4 gün enerji üretmiş olabilir. Fakat insanlık nesiller boyunca hastalık ve acı çekecektir. Bu riske girmeye değeceğini söylemeye kim cüret edebilir ki?” cümlesi kime aittir?

a)- Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı
b)- Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu, Dünya Nükleer Endüstrisinin Durum Raporu
c)- Margaret Thatcher
d)- Nihat Doğan

10- “Facianın ardından özellikle radyasyonun yoğun olduğu bölgelerde yapılan ölçümlerde, hiçbir vatandaşın vücudunda radyoaktif kalıntıya rastlanmadı. (…) Kansere neden olacak herhangi bir genetik bozulmaya rastlanmamış. Ancak radyasyonun görüldüğü bölgelerde, sosyal travma oluşuyor. Konuyu bir kez daha tartışıp, Karadeniz’deki insanları rahatlatmamız lazım” cümlesi kime aittir?

a)- Adını vermek istemeyen bir izleyici
b)- Nükleerci lobi
c)- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Okay Çakıroğlu
d)- @beyinsizadam

11- “Ülkemizin her tarafındaki et, süt, su, balık, sebze ve meyvelerin tümü tertemizdir. İnsan sağlığına zararlı hiçbir kirlenme mevcut değildir”, “Dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” cümleleri kime aittir?

a)- Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral
b)- Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç
c)- Çaycı Haydar
d)- Zaytung başyazarı Zayit Tunga

12- TAEK’in çayın 89.000 bekerel/kilograma kadar radyasyon içerdiğini resmen itiraf ettiği tarihe kadar Karadeniz bölgesinde üretilen çaylar ne kadar süre denetime tabi olmadan satılarak tüketilmeye devam edilmiştir?

a)- 1 gün
b)- 8 gün
c)- 8 hafta
d)- 8 ay

13- Çernobil’in Türkiye’deki etkileri konusunda rapor hazırlayan kurum hangisidir?

a)- TBMM Meclis Araştırma Komisyonu
b)- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu
c)- Türk Tabipler Birliği
d)- Sağlık Bakanlığı

14- Kazanın Türkiye’ye etkisi nedeniyle Türkiye SSCB’ye karşı tutumu ne olmuştur?

a)- SSCB’ye nota verilmiş ve Büyükelçi geri çekilmiştir.
b)- SSCB’ye ekonomik ambargo uygulanmıştır.
c)- Dönemin başbakanı “Daha da Moskova’ya gelmem” demiştir.
d)- Herhangi bir tavır açıklanmamıştır.

15- Mersin-Akkuyu’da yapılmak istenen Nükleer Santralın yapımı anlaşması hangi devletle yapılmıştır?.

a)- Meksika
b)- Rusya
c)- Güney Afrika Cumhuriyeti
d)- Brezilya

16- Çernobil’in eski tip santral olduğunu, yeni tip santrallarda kaza riski olmadığını söyleyen Rusya‘da 1992 yılından sonra kazaların oranı ne kadar artmıştır?

a)- % 3
b)- % 4
c)- % 5
d)- % 45


Cevap Anahtarı: 1-c 2-d 3-b 4-d 5-a 6-d 7-c 8-a 9-b 10-c 11-a 12-d 13-c 14-d 15-b 16-d

9 Nisan 2013

29

Yeni yaşım çılgın olsun =)

Bu yaş Gümüşhane yaşı..

Gümüşhane Tomara ve Torul Şelaleleri, Satara Antik Kenti, Kuşburnu Çayı ve Marmeladı, İmera Manastırı ve Gümüşhane Evleri ile meşhurmuş. 
Şelalelerin bereketi, kuşburnunun faydaları ve gümüşten ev...

Mis yaş , hoş gelmiş =)

Ayrıca asal yaş..Bu yıl kendimden ve 'bir'inden başkasına bölünemem, ısrar etmeyin.

☺☻

Meksika görüyorum..





18 Mart 2013

18.03

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِنَ


Tasarım: Baykuş
https://www.facebook.com/baykuspd
baykuspd.tumblr.com

8 Mart 2013

Hep sevinç çığlıkları olsun..
Kazanılmış haklar olsun.. 
Şiddet makyajlaştırılarak kapitalizme yem olmasın..
Çağla birlikte modern cinsiyet tanımlamaları kafalara otursun..
Kukusu olan her türlü dart tahtası olmasın..
Artsın eksilmesin
Taşsın dökülmesin
Hepimize yarasın
Kutlu olsun.

                                                                               

6 Mart 2013

Hugo Chávez


"Dünyanın büyük tahripcisi ve en büyük düşmanı... ABD-emperyalizmi tarafından temsil ediliyor. "

‎"İnsanlık açsa, açıktaysa, yoksulluk ve sefalet içinde acılar çekerek yaşıyorsa bunun tek sorumlusu ABD canavarının beslediği soysuzluktur. Yeneceğiz, vicdanlı insanlar mutlak galip gelecekler"

‎"Ülkemdeki çocuklar et yediğinde, bende oturup keyifle yiyeceğim."


Huzur bulsun..

         

4 Mart 2013

Müslüm Gürses ♪

Allah rahmet eylesin..
2008'e kadar hiç dinlemedim diyebilirim. Benim için şarkı söylemeye üşenen, sanki metronom tıkı hızlı olsa söyleyemez bir sesti. 2008'den sonra da tek dinlediğim 'Sensiz Olmaz' şarkısıydı. Bülent Ortaçgil'in 'Sensiz Olmaz'ı...
Üniversitede müzik zevkine çok güvendiğim bir arkadaşımın bilgisayarında Müslüm Gürses'in 'Aşk Tesadüfleri Sever' albümünü görünce çok şaşırmıştım. Vardır bir bildiği deyip, dinlemeye çalıştım ama başarılı olamadım. Bana göre değildi. 
Sonrasında müzik sosyolojisi konusunda okumalar yaparken, Müslüm Gürses kitlesi, jiletleme konularında yapılan araştırmalarla karşılaştım. Ülkemizde kendi büyük marjinal kitlesini yaratan müzik insanları yok diyebiliriz. Kendisiyle ilgili böyle bir araştırmanın olmasıyla ikinci kez temas oldu. Ama yine üzerinde çok durmadım. Köyden kente göç etmiş ve şehir kültürüne uyum sağlayamayan insanların oluşturdukları arabesk kültürün starlarından biriydi. Bu starlar genelde var olan soy isimlerini pozitif sıfat+ses ile oluşturdukları birleşik kelimelerle değiştirirlerdi...
Arabesk müziğin karamsarlığı insan bünyesine zararlıdır. Korku filmi izleyip korkmak, acı yeyip yanmak, arabesk dinleyip ağlamak gereksizdir. Hayat güzeldir, ortalama 70 yıldır, hayatın getirdikleri dışında olumlu deneyimler yaşamaya programlanılmalıdır.  Empati önemlidir ama müzik bir terapi aracıysa eğer pozitif olmalıdır. Böyle düşünürüm hep. 
1968 yılında , çıktığı ilk büyük Anadolu turnesinde geçirdiği kazayla ilgili şu paragrafı okudum:
‘‘O kazada şoför öldü… Beni de öldü sanmışlar zaten… Sonra alıp hastaneye götürmüşler… Ben ölümü yaşadım aslında… Bana göre yeniden hayata dönmüş olmam, Allah’ın bir lütfudur. Alın kemiğim un ufak olduğu için en küçük bir darbede ölebilir ya da kör kalabilirim… Ameliyatta alnıma beynimi koruyacak plaka gibi bir şey taktılar… O korkunç kazadan sonra koku alma duyumu yitirdim… Hiçbir kokuyu alamıyorum ne yazık ki şimdi… Çok kuvvetli parfümler ispirto kokusu veriyor bana… Ayrıca işitme duyumu da yüzde elli yitirdim… Çok ağır işitirim… Neyse, buna da şükür, yaşıyoruz işte…’’
İşte benim 'Sensiz Olmaz'ı dinlerken etkilendiğim tek şey bu oldu. Duyularına söylüyormuş gibiydi.. O şarkıyı hiç bıkmadan dinlerim. O acıyı kaybetme korkusunu duyumda yaşarım. Koku yok, paralelinde tat, %50 işitme kaybı.. Sensiz olmaz diyebileceğim 5 duyudur..  
Bir hafta öncesinde asılsız ölüm haberini almamızda da babamın yorumundan ayrıca etkiledim: "2. kez öldü sandılar, insanlar..."


1 Mart 2013

Marteniçka ☼

Baharın gelişinin Bulgaristan kültüründeki mis kutlamasıdır. Kırmızı ve beyaz renkte iki ipin bükülerek hazırlandığı bileklikler ya da farklı şekillerde broşlar olabiliyor. Bu kültürdeki insanlar 1 Mart tarihinde birbirlerine hediye ederler ve iyi dileklerde bulunurlar. Marteniçkalar bölgelere göre kırlangıç, leylek, turna veya martı görülene kadar üzerinde taşınırmış. Sonrasında da çiçek açmış bir ağaca bağlanır ya da bir suya bırakılırmış.
Bir rivayete göre "baba marta" ya da "marta nine" denilen, baharın gelişini simgeleyen kişinin gelişini kutlamak, onu karşılamak için takılırmış.
Diğer bir rivayet ise bir kış ayında savaşa giden erkeklere kadınlar şöyle demiş; “Kazanırsak güvercinlerin ayağına beyaz, kaybedersek siyah ip bağlayın, haberiniz sizden önce gelsin”. Savaştan sonra güvercinler bileklerinde beyaz iplerle dönmüş. Fakat ipler kan lekeliymiş. “Savaşı kazandık ama çok can, çok kan kaybettik” anlamındaymış.
En önemlisi ise "Pijo ve Penda" adı verilen kuklalarmış. Beyaz renk uzun ömrü, kırmızı renk ise sağlık ve gücü simgelermiş.
Meyve ağaçlarına, evlere ve ev hayvanlarına takılanların anlamı, tarım yılının bereketli ve verimli geçmesi dileğiymiş. Çiçek ağacına bağlanan ise yaklaşan baharı simgelermiş.
En eski marteniçkalar, kırmızı ve beyaz iplikler bükülerek, nazardan korunmak için insanlara ve hayvanlara takılırmış. Bazı yerlerde iplere altın ve gümüş paralar bağlanarak hastalıklardan korunma dileğinde bulunulurmuş.
14 Şubat sevgililer gününden sonra tüm dükkanlarda marteniçkalar satılmaya başlanırmış. 1 Mart günü nerede ve kimleysen hediye edilirmiş. Gençler arasında da çok yaygınmış. Ne kadar çok marteniçkan varsa o kadar dosta sahipsin anlamına gelirmiş. 
Güneşli bir cuma ile başlayıp bize 5 adet cuma, cumartesi ve pazar sunan 2013 martı hoş gelmiş. 

Bu da bilişim çağı marteniçkası =))

22 Şubat 2013

Ecoutez Ecoutez Pensez Chéri

Çok ilginç oyun şarkımız varmış.. Anlamsız sözlerle önümüzü, arkamızı, yüzümüzü, adımızı, dönmeyi ve komutları öğrenmişiz. Sonuca ulaşılmış... Şimdi sözlere bakınca çok enteresan.  


Kutu kutu pense var: Diş mi çekilecek, tırnak mı?, gevşemiş vidaları vardır çocukların..

Biri elmamı yerse: Anne tarafından zorla verilen ara öğünün birine iteklenmesi.. Biri yerse çok iyi olur falan..

Arkadaşım X: İteklenecek kişi seçiliyor..

Arkasını Dönse: Elmayı yiyecekti? Planlar değişiyor..

Yazar o noktada kesmiş zaten.. Bakmış olmaz, sonra da önünü dönse falan yazmış.. "Haa" demiş "Ağız öndeydi".

Kutu, pense, elma, arkadaş, dönmek.. 
Yukarıdaki 5 kelimeyle anlamlı bir cümle oluşturunuz..?


Oyunun şarkısı Fransız tekerlemesi olan ‘Ecoutez Ecoutez Pensez’ ten geliyormuş. “Dinle dinle düşün’ anlamındaymış.  Geçte olsa dinledim dinledim ve düşündüm. Absürt.


1 2 3 ler yaşasın düşler
4 5 6  iddaam yattı
7 8 9 evrende bokuz
10 11 12 bunlar illuminati
13 14 15 beş kardeş
16 17 18 feyste dürteriz


14 Şubat 2013

Cüce Şubat

14 Şubat ne demek biliyor musunuz?

Cüce Şubat çok yalnızmış. Herkesin sevgilisi varmış.
Ocak kardanadamla,
mart kazmayla bazen de kürekle (poligami), 
nisan yağmurla, 
mayıs papatyayla, 
haziran güneşle, 
temmuz yakamozla, 
ağustos bir tur şirketiyle, 
eylül özel bir okulla, 
ekim gelenle, 
kasım bir kadrolu öğretmenle, 
aralık noel babayla birlikteymiş...

Ama şubat cüce olduğundan, kimse beğenmezmiş onu. Bir gün Şubat Abant gölünde gezerken aklına gelmiş “Sevgili nedir?” diye. Kendini parçalamış. Düşünmüş ki “Sevgili insanın öbür yarısıdır”. Ama gerçek sevgiye sahipse eğer. Sonra hayali sevgilisini yaratmış şubat. Kendinin yarısı: 

28:2=14 Şubat.. 

O kadar akıllıymış ki şubat kendinde tüm sevgilileri bir araya getirmiş. Onların sevgisi şubatın sevgilisi olmuş. 

Sevgilinizle tüm zamanınız saygıyla, güvenle ve çılgın olsun..


Uydurmanın stopmotion videosuna ulaşmak için linke tıklatınız..
http://www.youtube.com/watch?v=gMlS9-gohTY

31 Ocak 2013

62. Çay


        Sürekli yetişmeye çalışıyoruz. Yetişmeye çalıştığımız yerlerde genellikle uzun zamanlar oturmak zorunda kalıyoruz, sabit.


İşe yetiş pc başına otur

Otobüse yetiş otur (%2)

Sinemaya yetiş otur

Tiyatroya yetiş otur

Vapura yetiş

Trene yetiş

Metroya

Buluşmalara

Oturmaya mı geldik? Lilililililiililii..

      Eğer dünyanın bir yerinde eline gitarını almış benimle eş zamanlı siyedili basan biri varsa selam olsun. Birbirimizden asla haberimiz olmayacak. Olmasın.. Akortlar tutmaz falan sorun yaşamayalım. Soğuk bir kuzeyli olabilirsin. Selamlar tatlım.




             Hava gri olduğu sürece kırmızı içtiğim şeylerden enerji yükleyebiliyorum çoğu zaman.

Tavşankanı çay

Nar suyu

Vişne suyu

Şarap

Kuşburnu 


            Tavşankanı muhabbeti çok garip. "Ohh.. miss.. tavşankanı çay" diyoruz. Sanki şehrimizde tavşan avlamak çok zor, ayda yılda bir avlıyoruz.. Onun da çıkan kanını bir karafta biriktirip aile bireyleri aramızda kırışıyormuşuz gibi. Rengi desen olmaz, tutar milleti.. Ayrıca ben -ve büyük bir çoğunluk olduğunu düşünüyorum- daha sık niyet çeken tavşan ve playboy tavşanı görmüşüzdür. Bir de Bugs Bunny falan işte.. Yani öyle avlanılacakmış, eti yenecekmiş zor. O amcalar niyeti çektirmek için sevimli tavşanı kullanarak bizi avlayacak olay bu. Ya da playboy tavşanı erkeklerin beynini avlayacak.

              İşte akla ilk gelenler bunlar bilmeyenler için. Ama ben durmadım araştırdım. Tavşankanı da durmazmış, çok bereketliymiş. Akaaar akaarrmış. Tavşankanı çay da bereketli çay anlamındaymış. Siz hiç sallama tavşankanı çay duydunuz mu? Duyamazsınız; çünkü bir kez sallarsın, ikinciye tutmaz.



          Sonuçta günler çok sıkıcı. Soğuk, ıslak falan. Kar bünyem için gereksiz. Soğuk ve acı yemek aynı şeyler benim için. Mazoşistlik. Güneşi hissetmem lazım. Rüzgar yalamasın benim yüzümü, güneş ışınları kavursun, kırışabilirim sorun yok. Sallananın bereketi olmaz. Neymiş? Erken kalkan yol alır.



23 Ocak 2013

Mevlid Kandili..

“Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.”
Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.)

Hz. Muhammed'in hicri takvime göre doğumu olan bu günde insanların içine de temiz, güzel, olumlu duygular doğmasını umuyorum. Anlamları okuyarak,araştırarak bulabiliriz. Herkesin her konuda bakışı ve açıklaması farklıdır. İlimli, bilinçli,erdemli ve ahlaklı hayat diliyorum, kandiliniz mübarek olsun.






18 Ocak 2013

Tom!

Buraların oluşumunda emeği büyük adam, yaşın çılgın, melodik, eğlenceli olsun! 



                                ♪►

11 Ocak 2013

Çarpık Hiyerarşi

Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi.. 1943.. Bir basamaktaki ihtiyaçlar karşılanmadığı sürece bir üst basamağa geçişimiz olamazmış.. Toplum ve kültür farklılıkları gösterir.. İnsan psikolojisinde genellemelere karşıyım. Kemiği aynı düşünüp eti farklı sıvamalı. Piramidin dibini görmeyen sevdiğini görmesin diyorum..




Mis noktamdan bakıyorum:

1.Fizyolojik Gereksinimler 



Nefes: Alıp veriyoruz da giren çıkan belli değil.. Geçen egzoz aldım, nikotin verdim..

Besin: GDO  www.yemezler.org

Su: Mavi kapak .

Cinsellik: Genelev,zar.

Uyku: Toplu taşıma..

Denge: İstanbul

Boşaltım: Vatandaş soruyor: 

http://www.youtube.com/watch?v=5Kv8LvatLIs


2.Güvenlik Gereksinimi


Vücut: Benim bedenim, senin kararın..

İş: Taşeron..

Etik: Prezantabl ..

Aile: Ensest..

Sağlık: Limitini bil.

Mülkiyet güvenliği: Toki sen herşeyi düşünürsün. 



3.Ait olma


Sevgi, sevecenlik gereksinimi: Burada olmaz!

Arkadaşlık: Arkadaşlık isteği yollamadan önceki dürtüş.

Aile: 4 Kişinin okey oynaması

Cinsel yakınlık: Çok ayıp.



4. Saygınlık gereksinimi


Kendine saygı: Estetik ameliyatlardaki artış.

Güven: Bu devirde babana bile..

Başarı: Bilinçli kodlama..

Diğerlerinin saygısı: Görürsen ¿

Başkalarına saygı: Gösterirsin  ?



5.Kendini gerçekleştirme gereksinimi


Erdem: Olması gereken kişilik ve devlet işleri..

Yaratıcılık: İmkan dahilinde..

Doğallık: Survivor

Problem çözme: Buralarda x'ler y'leri götürür. 

Önyargısız olma: Pencere önünde çekirdek çıtlama!

Gerçeklerin kabulü: Bunlar hep Amerika'nın oyunları.

Unutma! Karpuzu yemeden kabuğundan gemi yapamazsın bebeğim.

31 Aralık 2012

2013

Barış dolu yıl olsun. Fonumuzdan müzik, midemizden kelebek eksik olmasın. Daha çok Barış Manço dinlensin, daha çok eğlenilsin. Metastaz aşkta ve mutlulukta olsun. Herkes istediği gibi takılsın, özgür olsun. Ön yargılar duman olup baloncuklar şeklinde uçuşsun. Hepimize yarasın, afiyet olsun. =)
13


28 Aralık 2012

varTÜMEgel

        İstanbul'un sınırlarında , denize girilebilen dönemlerde, minik bir kayığımız vardı. Dört yaş civarlarındaydım. Babamın abimle ikimiz için geliştirdiği süper yöntemle çok eğlenirdik. İpin bir ucunu simitlerimize, diğer ucunu da kayığa bağlardı. Sonra motoru gazlardı.. Vuhuuu ! Tubing benim ata sporumdur =))
       Kayığı kışın kullanmadığımız dönemde kıyıya yatırırdık. Kıyının karşısında bir yokuş. Yokuştan inen bir kamyon. Kamyonun boşalan freni..
        Sonra kayığa kamyon çarptı. :D Ve sonra ihtiyacı olanların sobalarında çıtırdadı : çingenelerrr, çok çılgınsınız.





       Bir gün abimle, oturduğumuz sitenin etrafındaki tarlalara, uğur böceği toplamaya gitmiştik. Papatyaların üzerinden şişelerimize bir sürü uğur böceği biriktirdik.. Sonra onları site içinde salıyorduk mu, ne yapıyorduk? Anlam veremedim şimdi. Uzaktan iki çingene kadın, bir tanesi beline bebesini bağlamış, bize elleriyle gel işareti yaptılar. Biz bir topuklarsın oradan.. 5. Katta olan evimize kan ter içinde çıktık ve terliklerimizi falan içeri aldık, terliğimizden tanırlar diye :D Annem de sakinleşmemiz için ne dediysek yapıyor.. Sonuçta kayığımızı ısınmak için yakan bizi de yakar.. O zamanlar tümden geliyoruz hep.

       İlk tanık olduğum kazanın kamyon ve kayık arasında olması ister istemez hayatımı etkiledi. Ve o çingene kadınlar bizi çağırmasaydı ön yargım çok uzun sürmezdi. Müzikle uğraşan insan benimdir. Her türlü hayattan ritim yakalayan insan, ben de senin olabilirim. =)