26 Haziran 2014

Takma Düşlerim

Bir gün uyandığımı sandım..
Olmamış.


Çok derine, az nefesle dalmışım.. Batıya doğru yüzüyorum.. Hafif de güneye elbette. O kadar kum çıkarabiliyorum ki, kendime yoruldukça bir ada yapıyorum.  Kocaman bir denizanasının göbeğine yatıyorum. Kayıp yataktan düşüyorum tabi, olmuyor. Kum iyi diyorum, kum iyi.. 
-Kumda çok uyumuşluğum var. Ve romantizme bağlamayayım ama şehirden uzak ve doğal bir yerdeyseniz yıldızlar en güzel battaniyedir.-

Uykum bittikçe kumlar dağılmaya başlıyor.. Suyun serinini tenimde hissediyor, irkiliyorum. Her uykumdan olduğu gibi, günü görmenin sevinci ve yetmeyen uyku hıncı ile, karmaşık duygulara ve suya bir dalıp çıkıyorum. Yüz yıkamaca.

Akıntıya bırakıyorum kendimi. Aşk akıntısı. En güzel aşk sulu olandır, denizdir, ıslaktır.

Omzumda bir burun hissediyorum. Bir dönüyorum "At kafası". Dünyanın en makbul erkeğiyle göz göze geliyoruz. Tek eşli ve doğurgan. Ama at.
Müzisyenmiş. Bir şarkı mırıldanıyor, notadan yüzgeçleri dans ediyor. Şarkıyı duymaya çalışıyorum;

" ♪ Kalk gidelim Küheylaaan, uçalım gayrı oyy, evimize dönelim gayrıı ♫ "

-Vayy! Barış Manço dinlemen müthiş, hümanist olmalısın..
-ATeistim. Şimdi bunu da açıklayamam. Nereye kulaçlıyorsun?
-Uyanmaya gidiyorum, geldiğim yerde çok uyuyan var, diğerlerine ağırlık basıyor böylece.."
-Günleriniz aydınlık olsun...
-Teşekkürler, umuyoruz..


...

"Yastıkla yatma denemesi 1"

Sonucunda takma düşüm. Gerçeği gibi olmuyor, düşlerin tadını alamıyorum. Öyle derler ya.

=)

13 Haziran 2014

SismoS

Toplu konutlarda yaşayan insanlar, site kapısındaki güvenlik kadar yalnızdır.. Tespit yapıştırdım zamanında.. Site yapımları giderek artıyor ve insanlar bu yapay dünyaları tercih ediyorlar. “Arz talep meselesi” diye de yetkililer tereyağdan çekilen kıl oluyor.

Yüzlerce insanın üst üste konmuş kutucuklarda yaşayıp birbirini tanımaması ve çok da tanışmak istememesi durumu söz konusu. Asansörde bu hiç tanımadığı komşusuyla gereksiz yakın bir alanda durup kat rakamlarının bir an önce Z’ye ulaşmasını bekleyen birçok insan var.

9. Kat... Asansör kokuyor, sabah sabah bu kadar parfüm!
8. Kat… Ortak yaşama saygı duyulmuyor, belki astımım var?
7. Kat... Kapı açılıyor, biri bindi..
6. Kat... Aynaya da bakamayacağım… Zoraki “Günaydın”..
5. Kat... Muhatap olmasa bari.
4. Kat... Ne kadar süredir oturuyorlardır acaba?
3. Kat... Daha önce görmüş olabilir miyim?
2. Kat... Telefondan saate bakmaca..
1. Kat... Telefon çekseydi sosyal medyada bir göz gezdirmece..
Z. Kat... Zoraki tebessüm.

Geçenlerde abimle yolda bu konuyu konuşuyorduk. İstanbul’un çoğu yerinde şuursuzca yükselen binaları görünce yaşadığım mide bulantısı hissini paylaştım. Yüksek olmasının yanında estetik olmaması durumunu konuştuk. Sonra bana bir yerden bahsetti. O yerde, şehirdeki en yüksek ağaçtan daha yüksek bina yapılması yasakmış. Yasak sevdim. Ne kadar güzel. Sonra biz orayı bulamadık, adını. Kesin bilgi olunca paylaşırım. Buradan abime sevgilerimi iletiyorum. Bulalım, göçelim =)



Şehri terk etmenin zamanı geliyor. Yapay yaşamak isteyen yapay insanların alanı olma yönünde hızla gidiyor. Kötü insanlar.. Uzun, çirkin ve kocaman yapılar…

Adam yaptığı binaya diyor ki “engellemeyecek görüşü”.. Engellemeyecek dediği, kendi site içinde görüşü engellemiyor yoksa etraftaki binalar kapanmış mı, gölgede mi kalmış? umurunda değil.. Başkasının özgürlüğünü engelliyorsan git bu dünyadan. “Git” kelimesinden önce bir ön fiil ekleyebilirsiniz tabi.

Herkes suyu göremeyecek.. İstanbul’un hangi tepelerinden hala boğaz görünebilir halde? O tepelerdeki insan yapımı kafelerin camlarından.. Asansörle kaça çıkalım?

Herkes sahneyi göremeyecek gibi bu..
Konserlerde, düğünlerde, bahar şenliklerinde en önlerde duran ve %70'in görmesini engelleyen uzun insanlar vardır. Arkada dursa da görecektir ancak saygısızlığından önde durur. Düğünlerde ilginç ses tonuna sahip teyzeler böyle onlara seslenir ve çantasıyla dürterek çekil manasında kaş göz yapar. O teyzeden korkusuna bir daha geçemezler mesela öne.

Depremlerle de binalar dürtülüyor da anlayan yok. Kıyamet gelse de kopsak felsefesi bu sanki. Binaların yükselmesi kıyamet alameti sonuçta. Töbeler olsun, hayırlı cumalar =)


19 Mayıs 2014

19.. 1919..

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun..

Özlüyoruz... Eksiğiz.. Çok.


Lider olmak kürekleri elinde tutmaktır.. Başka rüzgarlarla milletinin savrulmasını büyük vicdansızlıkla izlemek değildir!

#Soma

"Efendiler, bu vesile ile muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki: sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevheri aslîyi, çok iyi tahlil etmek dikkatinden, bir an feragat etmesin!" 

Mustafa Kemal ATATÜRK.

14 Mayıs 2014

..

Soma için yastayız..
Maden işçileri için yastayız..
Taşeron sistemi ve buna izin verenleri lanetliyoruz!



"Annem gözyaşları için ekmek kırıntısı gibi değerlidir derdi. Üstüne basıp geçenlerin çarpılışını görmek için bekliyorum seni."
C.S.

Hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine, halkımıza başsağlığı ve sabır diliyorum.. 

Bu duruma sebep olanların öbür dünyada yakalarında tutacak yer kalmayacaktır! 

Türkiye'de ekmeğin peşinde kaybedilen hayatlar gerçektir!

Türkiye'de sedyeyi kirletmemek için botunu çıkarmak isteyen göçük altından çıkarılmış maden işçisi gerçektir!

Türkiye'de ocağına ateş düşenler gerçektir!

24 Nisan 2014

Ortaya Barışık

Nisan çok güzel =) Baharlar, başlangıçlar, ısınmalar, şifalı yağmurlar.. En sevdiğim ay seçtim. 4. Ay yani 4/4'lük.. Ki 4/4'lük ritim de candır.

"Nisan sözcüğünün, Farsça (nisan), Süryanice (nisanna), Sümerce (nisag = ilk meyveler), Akadca (nisānu) ve İbranice(nîsān) sözcüklerinden alındığı söylenebilir. Nisan adının İngilizcesi olan April sözcüğünün Latince aprilis'den geldiği rivayet olunur. Klasik etimolojiye göre, Latince aperire (açmak); ağaçların çiçek açmaya başladığı mevsimi ima eder. Aynı tez, modern Yunancada ilkbahar anlamına gelen ἁνοιξις (açmak) ile de destek bulmaktadır."* 30 Yılda ancak karar verebildim, evet. Ama çok güzel. Meyveleri ve açıklığı severim. Hiçbir şey kapalı kalmayacak! Olumlu geçiş olması da kabullenebilir.

Geçişleri pek sevmem. Mevsim geçişleri mesela.. Mevsim geçerken, geçirir de. Bünyeler titrer..

Geçişleri hiç sevmem.Bu taraftan o tarafa, yazdan kışa, hormonal, Avrupa’dan Anadolu’ya.. OGS, HGS.. Yol paralı olur mu yahu? Dünyalılar çok ilginç. Geçişmekte olan ülkeler..

Kültürel geçişler var bir de.. Her nesil bir sonrakine %78.9** civarı bırakıyor. Yeni nesil eklemeler yapıyor dönüştürüyor ve bir sonrakine farklı bir şey kalıyor.. Kültür dinamizmi. Değişmeyen tek şey değişimdir demiş Herakleitos, saygılar.

Birazcık geri gidip sofra kültürümüze baktığımızda ortadaki bir kaptan yemek yenilen zamanlardan, herkese 1 tabak, 1 kaşık, 1 çatal düştüğü zamanlara geçilmiş.. Şimdi ise servis tabağı, çorba kasesi, yemek tabağı, tatlı tabağı, birkaç adet farklı büyüklükte çatal, kaşık, bıçak.. Birkaç bardak..

Facebook tek çanaktan, ortadan yemek yenilen dönem gibiydi. Yazılarımızı, fotoğraflarımızı, nerede olduğumuzu hep oradan paylaşırdık.. Sonra “85 parça yemek takımı” dönemine girdik.. Fotoğraflar instagramda, özlü sözlerimizi twitterda, nerede olduğumuzu foursquareda, belki daha özel paylaşımlarımızı facebookta yapar olduk.. Yemek türü arttıkça tabağı arttı.. Olayları anladın mı Melis?***

Tek çanak dönemini geçtiğimiz iyi olmuş. Ortadan yenilecek tek şey menemendir. Facebook tekelciliği çok az sürdü yalnız.. Bölücü kuvvetler hızla geldiler. Mesela ben twitterda erdimzeynep'ken instagramda zeyneperdim'im.. 

Bizler, komşuya götürdüğümüz yiyeceklerin üzerini peçeteyle örtüp götüren bir milletken, yediğini içtiğini tüm ayrıntısıyla sosyal medyada paylaşır hale gelen bir millet olduk. Hem de yüksek çözünürlükte fotoğraflarla.. Elalem ne der? Annen sormaz mı? Annen kızmaz mı? Rüzgarın peçeteyi uçurduğundaki gerginliği "fotoğrafı paylaş" derken yaşamaz mısın?

“Yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat.” demiş Evliya Çelebi. Buradaki görsellik yemek fotoğrafçılığı ile ilgili değildir..

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” demiş Hz. Muhammed de. Burada bir paylaşımdan söz edilmektedir. “Sosyal medyada paylaş” değil tabiki. Mesela ben çikolataya her daim açım. Günahkar oluyorsunuz arkadaşlarım. Görgüsüzlük yapmayın. Sosyal medya görgüsüzleri!

*http://tr.wikipedia.org/wiki/Nisan
**Küsuratlı % vermek her zaman daha inandırıcıdır. Bilimsel bir istatistik olmamakla birlikte kanımcadır. :D
***Her durumun sonunda yeğenime sorduğum sorudur. O da duruma göre “Olayları anladım hala.” ya da “Olayları anlamadım hala.” seçeneklerini sunar.

+Bilgi veriyorum: Menekşe popodan sulanırmış. Böyleee saksıyı su dolu bir kasenin içine oturtuyorsun o oradan emiyor. Oturma banyosu gibi.. Böyle düşününce de menekşe bir bakıma basurlu oluyor. İğrenç oldu şimdi. Pardon.

+Heyecanlıyım: Pedallamaya başlıyorum! Ülkemizde bisiklet farkındalığı artsa süper olur. Sen de gelsene =) Sosyal medyadan bisiklet gruplarına üye ol, gaza gel, tura gel! Çevreyi öpelim.. Doğa da bizi öpsün. :*



9 Nisan 2014

30


3. Seviyeye geçiş yaptığım bu günde çılgın yaşlar diliyorum kendime. Huzurlu ve eğlenceli olsun falan. Sağlık fışkırsın. Kan değerlerim muhteşem aralıklarda olsun. Diğer dilekleri içimden halledeceğim..

Hala 1 canım var. 7. Seviyeye kadar yanmam diye düşünüyorum ekstra bir durum olmazsa. Birinin topu çarpar, canım gider, ortada sıçan olamam orası ayrı.. Çok saçmaymış ortada sıçan olmak da. Öyle bir an düşününce anlamsız geldi.

30 Hakkari... Bu yaş Hakkari'yi görmek gerek bu durumda. Hakkari'nin ters lalesi, kilimi ve balı meşhurmuş.. Yani bu yaş bir şeyler ters giderse bir kilim üzerinde bağdaş kurup bal yiyeceğim. Böylelikle yoluna girecek.. :D Her şeyin hayırlısı..

Otuz roma rakamıyla XXX olarak yazılıyor ki bu da 3 bilinmeyenli yaş olma olasılığını arttırıyor.. Bilmem gerekeni bilmem yeterli zaten.. Kalanı hafızada gereksiz yer kaplıyor. Ha bir y gelir x'i götürür orasını bilmem.

Ayrıca inanılmaz gereksiz bir bilgi buldum, şans oyunlarında 30'un istatistikleri;

Sayısal Loto;
30 sayısı toplam 112 defa isabet etmiş.
En çok isabet edenler sırasında 21. sırada.
En az isabet edenler sırasında 29. sırada.

Şans Topu;

30 sayısı toplam 87 defa isabet etmiş.
En çok isabet edenler sırasında 30. sırada.
En az isabet edenler sırasında 5. sırada.

Süper Loto;

30 sayısı toplam 36 defa isabet etmiş.
En çok isabet edenler sırasında 30. sırada.
En az isabet edenler sırasında 25. sırada.

Bu yaşın kitabı da şu olsun;


Balzac'tan "Otuzundaki Kadın" 

"Otuz." gizli özneli bir cümle aslında. Gizli özneler beni hep işkillendirmiştir. Adam gibi özneysen çık ortaya, ben misin, sen misin, o musun? Söyle yani, neyi gizliyorsun? Kaç kişisiniz? Kızlı erkekli misiniz? Caanım Türkçemiz bize türlü türlü kelime oyunları yapabiliyor. 

"Otuz." gizli özneli cümlesinin anlamına bakınca biraz mütevazi oluyor gibi. Eziklik de söz konusu. 

Bu yaşımızda otuz.. Sarınız kafa yapınız. Sarmayın bana valla vaktim yok. OT okuyun, güzel dergi. Başbaş.

21 Mart 2014

21.03

Dünya Uyku Tıbbı Birliği her mart ayının 3. cumasını uyku günü olarak kutluyor.. Bu yıl 21 marta denk gelmiş ve teması "kolay nefes alın, rahat uyuyun"muş. Uyuyamayız efendim. Biber gazı soluyoruz, içimiz geçse neler oluyor.. Hala uyuyanlar var..  Allah rahatlık versin...


21 Mart "Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü" 21 Martta olmasının nedeni 21/3: 21. kromozomun 3 adet olmasındandır. 1 Kromozom fark atmışlar badem gözlüler.. Bu çok tatlıların yeteneklerini keşfedip, uygun dünyaları vermek gerekir.. Gözlerine bakınca mis görürsünüz.. Tenleri pamuktur =)


21 Mart.. Uluslararası ırk ayrımı ile mücadele günü.. Etnik kökenler kültürdür, zenginliktir, müziktir.. Sonuçta =)


21 Mart... UNESCO tarafından Dünya Şiir Günü ilan edilmiş..Şiir ne güzeldir.. Şiir sokakta güzeldir.. Şairlere selam olsun..

     
























21 Mart... Dünya Ormancılık Günü.. Bir ağaç ülkemiz için çok önemli... Ormanlardan asma köprü geçsin.. Ağaçlarımız kesilmesin..


21 Mart... Bahar Bayramı.. Hoş geldin bahar! Yılgayak- yeni yıl.. Hoş geldin baharla yeni yıl... 21 Mart bahar bayramı olarak kutlanır...Dünyanın yeniden doğumudur.. İnanışa göre evren bir anlık uykuya dalar, ırmaklar o anda durur.. Bu "Evrenin Uyuduğu Bille" olarak tanımlanır. Bu anlık uyumayı bir anlık ölmek ve yeniden dirilmek olarak da açıklayanlar vardır. Bu uyanışla kaos biter ve doğal düzen başlar.. Mutluluklar gelir. Dünya yeşerir.. Bazı inanışlarda evdeki eşyalar yıkanır. Gün doğumuyla birlikte de insanlar akarsuda veya pınarda ellerini yüzlerini yıkarlar, abdest alırlar.. Adem ile Havva'nın bugünde karşılaştığı söylenir ki çok romantiktir =))



21 Mart.. Aşık Veysel'in ölüm günü.. Allah rahmet eylesin güzel adam..


21 Mart.. Mihrimah Sultan'ın doğum günü.. Allah rahmet eylesin.. Mimar Sinan, Mihrimah Sultan adına Üsküdar ve Edirnekapı'ya yaptığı sanat eserlerinde her zamanki gibi matematiğini kullanmıştır .. Bugün iki camiyi de görebileceğimiz bir yere gidersek Edirnekapı'dan güneş batışını, Üsküdar'dan ay doğuşunu aynı anda görürüz.. Cumaya da gitseniz olur =)


Sonuçta "Hayırlı Cumalar" tweeti atamadıysak..

Ve 21 Mart.. Ekinoks.. Gece ve gündüz birbirine eşit.. Eşitlikler daim olsun.. Küremizde günler uzuyor. Hayırlı günler olsun..

8 Mart 2014

İş ve karşılığı konusundaki cinsel ayrımın kırıldığı bu tarih, bunun için savaşan emekçi kadınların günü, yaşamını sürdürebilmek için savaşan kadınların günü kutlu olsun.. Çok güzeliz.
Ortalama 40.000 km uzunluğa sahip kılcal damarlarında, müzik gezer kadınların. Duyar mısınız? Hisseder misiniz? Kadınlar şarkıdır, sek rakıdır. Buzlu suyla içersen ağzın donar, şalgamla içersen yanar.. Çok içersen uçar.. 


Sevgili Türk Dil Kurumu..1932'de Atatürk tarafından kurulmuş ve bugüne dek 30 başkan devirmiş. Hiç kadın başkanı olmamış. Halbuki kadınların dili o kadar uzunken.. Ama kesiyorlardı değil mi? Şu an yönetimdeki 6 kişiden 2'si kadın. Saygılar..

TDK benim mutfağımın düdüklü tenceresi.. Kadınlar gününü kutlamaya çalışırken patladı ve duvarıma hoş olmayan kelimeler sıçradı. Feminist gözlük çerçevemi takmadım söyleyeyim. Örnekler beni benden aldı;

kadın 
isim
1. isim Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen
"Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar 
veya erkekler görmek isterler." - A. Ş. Hisar
2. sıfat Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan
3. Hizmetçi bayan
4. Bayan
1. Anlamda örnek kadının hizmete koşması.. (Evet erkek de yazmış, gördüm.)
2. Anlamda "evinin kadını, çocuklarının anası olmalı" diyor. Asgari ücretle ay sonunu getirsin, 3 çocuğa baksın diyor. Bakkal defterine yazdırmasın, aman! kredi kartı borcu yapmasın, yemek olsun, temizlik olsun diyor.
3. Anlamda direk bir meslek..
4. Anlam kabul edilebilir.

hatun 

isim (ha:tun)
1. isim Kadın
"Birdenbire uzun boylu, diri memeli bir hatun askerin önüne çıktı."
S. F. Abasıyanık
2. Bayan, hanım
"Emine Hatun."
3. Eş, zevce
"Bizim hatun bir manifatura mağazasında tezgâhtardı." - N. Hikmet
4. tarih Yüksek makamdaki kadınlara ve hakan eşlerine verilen unvan
"Bağdat Hatun."
Kadının eş anlamlısı olarak geçen hatun kelimesine baktım...
1. Anlamda örnek Tuğba Ekinci'nin "O şimdi asker, canı neler ister.." şarkısı dinlenirken yazılmış olmalı. Çok da popüler kültüre bağlamayalım olayları, bizim Türk Edebiyatına bakalım, bir cümle seçelim demişler gibi.. Askerin önüne bir kadın çıkıyor.. Uzun boylu ve diri memeli.. Asker, uzun boylu, birdenbire, diri memeler.. Olayları anlıyor musunuz?
2. Anlamda toplamaya çalışmış.. Hanım ;)
3. Anlamda bazılarının çok hoşlandığı bazılarının hoşlanmadığı eş demiş.. Eşinin iş alanını ve pozisyonunu anlatan bir örnek vermiş.
4. Kimin eşi olduğunda bu unvanı alabileceğini yazmış..
zen 
isim Farsça zen
isim Kadın
Zen ile uğraşmamış..

TDK'dan nem kaptım.. Bazen düdüklülerin lastiği muntazam olmayabiliyor. Neyse..

Size bu güzel günde "Hadi ateistler bunu da açıklayın." tadında bir paylaşımda bulunacağım;


Bkz: resimdeki benzerlik.. Çok yazarım da..  Köpekbalığı beyniyle insan beyni arasında büyük benzerliklerin olduğunu kanıtlayan bilimsel araştırmalar mevcut. Bu durumda kadın neresiyle düşünürse düşünsün akıllıca.. Cem Yılmaz'a selam olsun..
"Uyudun mu? yaz." 

Kadınlar! 
Benim başörtülü bacılarım!
Benim tangalı bacılarım!
Benin cıbıl, benim kara çarşaflı bacılarım!
Kutlu olsun! 

28 Şubat 2014

Yüksek Debi

İnternet ortamından aldığım bir tarife uyarak çırpıcı ile 8888 yazabildiğim bir kek çırptım. Kullandığım kase daha geniş olsaydı 8.888.888 bile yazabilirdim. Sonra süt eklemeceler.. Kurtardık. Nerede eski internet bilgileri.. Eskiden hep kesin bilgiydi. Şükürler olsun ki annem var. Kesin bilgi :>

İnternet bilgileri genel olarak; kehanetlere sahip, olumsuz, asla park yeri bulamayan, saçları 11 saatte yağlanan, sakalı 7 saatte çıkan, dişleri kahveden sararan, siyah noktalarına geçici çözümler bile bulamayan, yeni çoraplarında bir günde patates oluşabilen , en iyi DD ile koşullu ders geçebilen, yanlış montaj, kriptonlu.. vb...

Örnek aramalar ;

Yazımı düzeltilmiş şu sorgu için sonuçları görüyorsunuz: yara

Yine de girdiğiniz şu sorguyu mu aramak istiyorsunuz?: maymun poposu


Yazımı düzeltilmiş şu sorgu için sonuçları görüyorsunuz: ölmek üzeresiniz

Yine de girdiğiniz şu sorguyu mu aramak istiyorsunuz?: Dvit eksikliği


Yazımı düzeltilmiş şu sorgu için sonuçları görüyorsunuz: paracım

Yine de girdiğiniz şu sorguyu mu aramak istiyorsunuz?: Bbcm


Debimiz yükseliyor sonuçta. Kabarıyoruz. Beynimizde deli basınçlar. Pıhtılaşmasa bari..

Durumlara göre insanlar enstrümana dönüşüyorlar.. Enstrümantalleşiyorlar..  Sıkılanlar üflemeli, asabi pislikler vurmalı, gidiciler yaylı, sosyal medya sakinleri telli, kuklalar tuşlu.. Bunlar da kendi aralarında teli gergin, davulu patlak, kamışı çatlak, tuşu eksik gibi ayrılıyorlar.. Şimdi hepsine örnek veremeyeceğim. Kapatıyorum. Selamünaleyküm.. Anlamadım? Ha bir şey dedin sandım...


Malum şubat cüce.. Şubatın toto yere yakın.. Şubat.. Hayrolsun!

29 Ocak 2014

Ba’s

İnsan dedi… Çay gibi… İnsanı süzersin, içersin.. Bazen çok seversin, çöpüyle içersin. Yazın çok sıcaktır; harareti alır.. Kışın üşürsün, çok soğuk hava vardır, içini ısıtır. Tavşankanıdır, bereketlidir. Kanını emebilir, anemiyi arttırabilir.. 

İnsan dedi.. Ayran gibi.. Zehri alır, uyku getirir.. Yayıktır.. Açıktır, kapalıdır.. Köpürür, köpüğü yutulur.. 

İnsan dedi.. Gazoz gibi.. Bağımlılık yapar.. Gaz yapar.. Asidi yavaştan yakar.. Bayıltır.. Ya da ayıltır?

İnsan dedi.. Kahve gibi.. Uyku kaçırır, acıdır.. Geleceği gösterir.. 40 Yıl hatrı vardır.. Lekesi zor geçer.. 

İnsan.. Su gibi.. Berrak, bulanık, dalgalı, derin, sığ, tuzlu, tatlı.. İçilesi.. 

İnsan sıvıdır.. akışkan.. %Çoku sudur bedenin. 

İnsanın 3 hali vardır. Katı, sıvı, gaz… 

Zaman geçtikçe, sıvı halin devamı, hayat akışının sağlıklılığını olağan kılar. Su akar yatağını bulur.. Ya da bu su hiç durmaz.. Ya da yağdır mevlam su...

Katılaşır insan, donabilir.. Donuk, katı, mat.. Geçirgenliği, geçişkenliği azalır, acıtır. Çaya banmak gerekir, ancak öyle yenir.. Dişli misin? 

Uçar insan, buharlaşır.. Gökyüzünde olur, boşlukta olur, ciğerlerde olur… Görünmez.. Kokar belki.. Ama tok tutmaz. Ölü müdür? 

Sulu insanlar, yani insanın sıvı hali daha özümsenebilir. Sulu insanda 2 kez aynı hatayı yapamazsınız. Akar.. Hatırladın mı? Hı hıı. 

İnsan evrende maddedir. Ve maddenin evren yaşadıkça yok olmayacak tek kemiği popodaki acbü'z-zeneb’tir. (Şimdi popoydu, kalçaydı, orasının adı o değil falan aklınızdan geçirmeyin.)Tüm genetik bilgilerimiz oramızda yüklü. Öldükten sonra tekrar o kemikle var olacağız. Bunun popoda olması çok enteresan tabi. Kuyruk sokumundan tekrar dirileceğiz. Oradan uydurmak daha kabullenebilir bir açıklama tabi. Vuhu.. Ve çok enteresan bugüne kadar ölen tüm insanlara ait bir sürü acbü'z-zeneb var yeryüzünde. Acbü’z zeneb koleksiyonu yapan var mıdır acaba? 

Bir dans çalışmasında ‘dansçının en sevdiği, ‘yer’dir’ ve ‘dünyanın çekirdeğine ulaşan bir kuyruğumuz’un varlığından söz etmiştik. Bunlar hep sonsuz sonlar. Ve kış.. Dön evine kış, karın bekler, niye diye sormaz, hazır yemekler.. Tayyar Ahmet’in sonsuz sayılı günlerine bağlayacağım..


Beyninizi sulandırdıysam ki zaten beyninizin %çoku da su, neyse. 


7 Ocak 2014

あみぐるみ

Çocuklar ve oyuncaklar..
Neyse sözü uzatmadan :D "Amigurumi" hakkında yazacağım....
Amigurumi kelimesi: Japonca Ami→ tığ veya şiş ile yapılmış ve nuigurumi→ içi doldurulmuş oyuncak kelimelerinin birleşimiyle oluşmuş. "Nuigurumi"nin "Nui" kısmını atmışlar, Japonlar, oh Japonlar, küçük, kibar insanlar. Atmasalardı Türkçe küfürümsü olabilirdi. Teşekkür ederiz. ありがとう。
Belki de hece düşmüştür?
Yani amigurumi tığla örülen bebe oyuncağının adıdır. Bez bebeğe rakiptir. Belki bir animasyon yapılmalıdır, belki de yapılmıştır. Araştırmalıyız.
Sık iğne denilen tarzda örülür amigurumiler. Sık sık iğne düşünün, öyle. Aradan elyaf fırtlatmıyor, sımsıkı.
Bu oyuncakların garip bir parçası var. "Güvenlik kilitli amigurumi gözleri". Çok enteresan tanımlama. Biraz korku filmi adı gibi. Güvenlik kilitli gözler takıldığı yerden %100 garantili asla çıkmazmış. Ben okuduğumun yalancısıyım. Titanik battı yani.. なんてこった。
Küçük insanlar kanserojen içeren plastiklerden yapılmış oyuncaklarla oynayacağına bunlarla oynasınlar. Ayrıca kafaya atınca falan can acıtmaz. Çizmez, gözü çıkmaz..


Bu konuya değinmemdeki asıl neden şu ki, son zamanlarda akranlarımın üremesiyle, sosyal medyada çokça; 
"Oyuncaklarını yine dağıttı.." 
"Eli dursa ayağı durmuyor.." 
"Daha yeni toplamıştım.." 
"Bu ne arkadaşım.."
"Babası kılıklı.."
"Odasında iğne atsan yere düşmez.."
Açıklamalı fotoğraflarla karşılaşıyorum.. Düşünüyorum.. Bu kadınlar n'olcak? 
Çözüyorum kafamda. Amigurumi yapıyorum. Boyutuna göre içerisine bir tutam demir koyuyorum. Çocuk oyuncakları dağıtıyor. Sonra gidiyor diğer odadakileri dağıtmaya. Kocaman ve güçlü bir mıknatısı odanın uygun bir köşesine yerleştiriyorum ve tüm oyuncaklar 7 saniye içerisinde mıknatısa sarılıyorlar. Sımsıkı. Mıknatıstan fiskos masası falan olsa aslında belki lafı değiştirir. 
Ayrıca bu oyuncakları bebelere yapılan özel günlerde yapıp dağıtabilirsiniz de. Yaşı çıktı, dişi çıktı, memesi çıktı, yürüdü, düştü, kalktı, kustu, gaz çıkardı günlerinde bunlardan küçük birer anahtarlık yaparak, gelen heyecanlı misafirlerinize dağıtabilir, anlaştığınız fotoğrafçı veya organizasyon şirketine de kaynak olabilirsiniz.

*Tamam Melis.

Şu aşağıdaki Eeyore'u da örüp, içine nohut doldurup kapımın önüne koymak istiyorum. Otursun, kapıyı tutsun..


31 Aralık 2013

İki Bin On Dört

Sevgili 2+0+1+4= Yedi harikadan daha harika olsun.

Huzur;

Sağlık;

Aşk;

Veee tabi ki barış, sevgi, müzik 3'lüsü ile...

16 Aralık 2013

*

Sosyal medyada kar* temalı fotoğraf ve yorum paylaşımlarının artmasıyla birlikte iyice bir içim üşüyor. Bildiğin gri ağırlıklı kente beyazlar düşmüş. Siyah-beyaz fotoğraflar paylaşılıyor sürekli. Renkli olmak iyidir. Hiç öyle enteresan bir kar fotoğrafına rastlamıyorum. Evet benim ön yargım var ama ılımlı ve serin bir kafam da var. Olmuyor. Kısmet. Olmayınca olmuyor.

Mantık arayıp içselleştirmeye çalışıyorum. Mantık ne burada? Kar gelecek mikrobu alacak, gidecek. Kendisi biraz yüzsüz. Gözüne bakıyorum, kalkmıyor. Çamur atıp gidiyor. Mikrobu alsın da.. Bu olayın da bilimsel bir temele dayandığı yok aslında. Olay mikrobun soğukta yaşayamaması. Kendimi mikrop gibi hissediyorum, soğukta yaşamaya zorlanıyorum. Bir gün kar beni de alacak.

Amerikalı Wilson Bentley: Kar bilimci, fotoğrafçı.. İlk kar fotoğrafını çektiğinde defterine şu notu düşmüş:

 “15 Ocak 1885. Sıcaklık –2 C, rüzgarlı bir hava. Yaklaşık 13 mm boyunda kar taneleri düşüyor. İlk kar kristalleri çekildi.”

Vuuhu!

Wilsoncuğum -Allah rahmet eylesin- 50 Yıl boyunca kar kristali fotoğrafı çekmiş. Hiç bir kar kristali aynı değilmiş! Çok ilginç, insan gibi, bir elin parmakları gibi. Bu durumda kardanadamda çoklu kişilik bozukluğu olması, beklenilen durumdur. Kar kristalleri fotoğraflarına bakınca dantel motiflerine benzettim. Bunlardan bizim masa örtülerimiz, havlu kenarlarımız,  televizyon üstü ve vitrin içi örtülerimiz kesin vardır..


Kayakçıların kar cinsine göre, kar tanımlamaları varmış. Patates püresi, karnabahar, şampanya... Kimisinde kaymak kolay, kimisinde zormuş.. Kimisiyle kartopu bile yapılamazmış. Tüm doğal sular gibi kar da renksizmiş, şeffaf. Yansımayla aldığı renk beyazmış. Pembe, turuncu, mor yağdığı da görülmüş. "Kırmızı kar yağınca" diye büyük konuşmayın, yağabilir :>

Vee veeee bugüne dek yeryüzüne teşrif eden en büyük kar tanesi 15 inç genişlik ve 8 inç kalınlıkla 28 Ocak 1887′de Fort Kegh Montana’da yağmış. Yağmakla kalmayıp Guinness'e girmiş.
15 İnç=38.1 santimetre
8 İnç=20.32 santimetre
Direk kartopu gönderilmiş aslında. Aynı yıl ve gün Eyfel Kulesi inşasına başlanmış. Dünya baki ve faniler tarafından büyük şeyler hissetmiş. Kıyamam.

Dondurma yemek isteyince azarlanan çocukların kartopu oynamaları bir zafer olabilir. Soğuk taşa oturmak da. Ebeveynler bu noktada gol yemiş olurlar, bence. Çünkü enseden kar atma şakası yapacak milyonlarca çocuk var. Kar suyu geçiren milyonlarca ayakkabı.. Çocuğun da mikrobu alınsın tabi.

90'larda çocukken, karlı bir günde abimle anneme kar yediğimizi itiraf ettik. "aaa" dedi, "ooo" dedi, "hmm" dedi, "Gidip kar getirin biraz" dedi. O zamanlar evler sobalı. "Burası" dedi "İstanbul, başka İstanbul yok." Bu arada getirdiğimiz karları metal bir kase içerisinde sobanın üzerine koydu. Biz bakıyoruz tabi acaba ısıtıp mı verecek? Paşa karı mı yapacak? Paşa çayı varsa, karı da vardır. "Köy olsaydı" dedi, "Böööyle temiz, mis, doğal.. Yerdik." O sırada kar eridi tabi. Ve kahverengi bir suya dönüştü. "İşte" dedi. "İstanbul'da kar.. İsterseniz yiyin." Yer miyiz? Yemeyiz. Ihlamur içtik.

Annemin üzerinde beyaz laboratuvar önlüğü eksikti. Ama biz görüyorduk. Bilim önemli. Deney önemli. Çocuklukta çok daha önemli. İşte ben o gün anladım ki hayatta hiç bir şey göründüğü gibi değildir.Uygulama sıfır tabi : 
Yıllaaar sonra Rumeli Hisarında arkadaşlarla bir çay bahçesindeyiz. Menüde bir tost fotoğrafı var, tükürüklerime sahip çıkamadım. Ama umduğumu bulamamaktan da çok korkuyorum. Garsona sordum, "Tostlarınız menüdeki fotoğraftaki gibi mi?" 
"Hayatta hiç bir şey göründüğü gibi değildir hanfendi!" dedi.
"..*.."

Güneş de en sevdiğim yıldız ama kar topluyor.. Hayat böyle.. Hayat bir çeşit "yıldızlı bkz." dır. Dipnotlara göz gezdirmezseniz, tüm sayfayı tekrar okumak zorunda kalabilirsiniz. 

2 Aralık 2013

Gevrek

‘Freud’un el atmadığı bir şey kalmadığı gibi…’ dedi. Türkçe bu sana, bana.. 

Bu seminerler bazen çok karanlık falan hissettirebiliyor. Şu an bir seminerdeyim. Kendi el fenerimi yaktım gölge oyunu yapmayı planlıyorum. Ancak, yanımdaki dişi; ne yazdığımı merak eden kişi!.. Kafayı çevirdi devam edeyim... Ne notu tuttuğuma bakıyor çünkü slaytları mail atacaklar, kadın haklı. 

2. Dünya savaşı, dünyanın yörüngesinden çıkıp U çektiği büyük kavşak.. Döndüğü yerden, dönmeye devam ediyor.. İşte çok sıcak olacakmış da, dünyanın yörüngesi değişsinmiş de.. Kansere çare bulamadılar, yörüngeleri şaşmışlar! Benim burnum üşüyor hem. Neyse ki ben burada psiko-sosyal dönüşümlerden bahsettim. Bilim adamlarına sarmayacağım. Düşündüğüm her şeyi anında yazıya dökebilsem, olaylar arasındaki bağları kurmanız daha kolay olacak ama başaramıyorum. Beyin çok hızlı. Bazen çevrem algısız baktığımı düşünüyor. Düşünürken aptal bakışlara sahip oluyorum sanırım. Ama çok hızlı her şey. Beyin hızlı. Yörünge belli.. Neyse. 

Konuşmacı slaytla senkronizasyonunu sağlamalı arkadaş! Böyle bir imkanımız var. Konuşmacı sanki ‘aslında her şey aklımda, okumuyorum diğerleri gibi’ mesajını vermeye çalışıyor. Henüz geçmediği 5 slaytı da anlatır, sonra fıtfıt geçer. ‘Burayı konuştuk, bunu da, bunu da…’ Yapmayın bebeğim. Slaytınızla el ele gidin. Güle güle gidin, güle güle gelin… Bazıları için görsel önemli. Göre göre gidin. 

Ekranın ortasında da farenin okunu unutuyorlar. Videolarda çok sinir bozucu olabiliyor. Biliyorum ki o ekran şu an senin evin ve benim ocakta yemeğim var, kalkmam gerek. Bana arka planını söyle sana kim olduğun hakkında uydurmalar yapayım, tutar. Bana ekran koruyucunu söyle sana kim old…… tutar.. 

Gs-Sivas maçında 4 kişi tükettiğimiz 1 kg çekirdeğin bir tanesinin kabuğu sağ üst dişetimde batık, takılıyor.. 3-4 gün oldu. Zor kullanmak istemedim ama sanırım bu gece halledeceğim. Dikkatimi dağıtıyor. Tahammülsüz oldum sana tatlım. Neyse ki Drogba şapşalının kaçırdığı penaltıya rağmen (Ben bile daha iyisini yaparım cinsinden..) maçı 2-1 aldık. Oradaki 1 kıymık Sivas’ın taktığı.. Çok küfür ettiler bunlara ‘Şikeci .bneler ...tirin gidin’ falan diye. ‘Şşşt çocuklar ayıp! ’ dedim. Anadolu’dan misafir sonuçta.. ‘Neaaah’ dediler. Erkekler bir arada daha kaba her zaman. Çok fena genellerim. 

Gelişmiş, konteynır işlemi gören yapılarımızdan dolayı saatlerce oturup dinleyebilir, odağımızı kaybetmeyebilirmişiz. Evet. Ara… 

O değil de susamdaki fiyat artışının açma ve çatala yansıması çok garip. Onların üzerinde çörek otu var birkaç tane. Simit sana söylüyorum, açma, çatal siz anlayın diyor zam yapan zihin. Aç-açma, çatal-meme bunlar da sıkıntı sonuçta. E hamurlaşmış yapılar 'he' diyorlar her şeye. Zihin zam diyorsa hamur ne yapsın? Kabaracak değil ya. 

Benim için en önemli kısım simidini martılarla paylaşacak insanların oranındaki değişim. Sırf bu yüzden karşıya geçmeceler biliyorum ben. Martının uçarken simidi kapması inanılmaz bir ferahlama sağlıyor. Vapur gidiyor, martı uçuyor ve havaya atılan simidi kapıyor. Vohahahaa! Bizim kültürümüzde böyle durum var. 1 Lira iyiydi de, 40 kuruş etmeyen zihinler var ya.. Onların konumunu halledemedik bir…




24 Kasım 2013

Öğretmenler Günü Kutlu Olsun!


Atatürk...
Annem...
Ziya Meriç...


Bir harf için 40 yıl köle olunuyorsa,
29 Kere 40 yıl kölesiyiz öğretmenin! 




(1160)

18 Kasım 2013

Bloggerlar Çalıyor 2, Kızlı Erkekli





10 Kasım 2013

"Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. "

"Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur."


"Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir."





Hürriyetimizle yürüyoruz, hep yürüyeceğiz, yorulmadan.. Sonsuz özlem, saygı, şükran ve sevgi ile..
10-16 Kasım Atatürk haftası kutlu olsun. Allah gani gani rahmet eylesin..




7 Kasım 2013

KApqAK

Adam, kadın için saklama kabı gibiydi.. İçinden çıkarsa hemen bozulacak, içinde kalsa bozulması biraz daha zaman alacak.. Kadın zaman verdi tabi. Çok da niyetli değildi. Zaten adam, toplasan 50 cc bile etmezdi.. Belki biraz daha vakumlanabilirdi.

Kadın serindi, uçsuz bucaksızdı.. Buralar hep onundu. Sonra düşündü, bozulmak doğal bir süreçti ve adam aslında saklama değil , saklanma kabıydı. Neden saklansın ki? diye düşündü.. Bunlar hep yapıcı olmaya çalışmaktandı. Sonra adamı biraz ittirdi ve pıss sesini duydu.. İçeri oksijen girdi. Gülümsedi, pembeleşti. Tüm akyuvarları, alyuvarlarını dansa kaldırdı. Adam aklanma kabına, hatta paklanma kabına dönüşmüştü. İçi havalandı onun da, kokularını ve korkularını atmıştı. Adam sadece kaptı. Tabi kadın da bir şeyler kaptı.

Sonuçta iç içe geçmiş ilişkiler, çok mesafeli ilişkiler kadar sağlıksızdı. Bazen göz göze gelip, hep aynı yöne bakmaktı daha uygunu.

İçindeyken hissedebilir ancak göremezdiler birbirlerini. Çok mesafeli olunca da A noktasından B noktasına giderken, hızlarının kaç km olduğu, kaç saatte birbirlerine vardıkları önemli konulardı. Nokta belirlemezlerse biri daha çok yorulabilir, belirlerlerse de birinin bekleme ihtimali olabilirdi ve bu hoş bir durum olmazdı. Aynı anda gelmek en güzeliydi. Zaten ilişkilerde formülsüzlük  hoştu.  

Kaplardan başlamışken, mitolojideki Kappa adlı yaratıkların özelliklerinden kapılabilirdi biraz...
Kappaların başlarının üzerinde su dolu bir çukur bulunurdu. Eğer o su dökülürse doğaüstü güçlerinin yok olacağına inanırlardı. Hep dik durmak, dışarı sızdırmamak gerekirdi..
İnsanlara kırık-çıkıkçılığı Kappalar öğretmişti.. Öğrenememişlerdi tam.. Kırıp, çıkmamalıydı.. Kapak,  işlevine uygun kullanılmalıydı..
Büyük yangınlardan ve ateşten korkarlardı Kappalar.. Can yakmamak gerekirdi.. Isıya da dayanıklı olmak..
Kappalar salatalıkları çok severdi. İnsanlar, onları tuzağa düşürmek, başlarındaki suyun dökülmesini sağlamak için salatalık atarlardı.. Hıyarla ilgili bir söz buraya..





29 Ekim 2013

T.C.

Cumhuriyetimizin 90. Yılı Kutlu olsun! Atatürk ilkeleriyle daha nice 90 yıllar devireceğiz!


Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun!




Cumhuriyetin Onuncu Yıl Nutku

Türk Milleti!

Kurtuluş Savaşı'na başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!

Şu anda, büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.

Yurttaşlarım!

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bundaki muvaffakiyeti, Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkârane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz; çünkü, daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.

Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi, en geniş, refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur.

Çünkü,Türk milletinin karakteri yüksektir; Türk milleti çalışkandır; Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin, yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini ve millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür. Türk milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakikî huzurun temini yolunda, kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır.

Büyük Türk milleti!

On beş yıldan beri, giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medenî âlem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.

Türk milleti!

Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türk'üm diyene! 


Mustafa Kemal Atatürk

Ankara, 29 Ekim 1933

18 Ekim 2013