30 Eylül 2013

..

Derine, hep derine kazıyoruz
Nerede çağımızın o altın kalbi
Çağımızın altın kalbini arıyoruz
Üzerimizde ağır bir yeryüzü
Gökyüzünden uzakta, çok uzakta
Derine hep derine kazıyoruz
Madencileriz biz, devrimcileriz biz
Patlarız volkan gibi, çağ yenmeyecek bizi
Yorgun değiliz..


Ah! Mekanın cennet olsun.. Sesin benimle..

18 Eylül 2013

Sosyal Medya Kişilik Puntosu

         Sosyal medyanın özel hayatı törpülediği konusunda negatif gelişmekteyiz. Hep beraber çevrimiçi yaşıyoruz.. Profillerine baktığımızda muayyen dönemleri tahmin edebilir, ergenlik geçişlerini anlayabilir hale geldik. Kim, kiminle, nerede, nasılı biliyor; hep beraber görüyoruz,diyoruz..


         Sosyal medyanın okuma-yazma alışkanlığı kazandırması noktasında mutluyum. Herkes daha bir yazar,okur, düşünür oldu. Günde en az 30 sayfa kitap okumalısın deyince elleri terlemeye başlayıp, göz bebekleri büyüyenler, bir şekilde bu alışkanlığı kazandılar. Ortalama 20 özlü söz,20 durum güncellemesi,30 yorum,10 tivit okusa, 5'ten hesaplasak 400 kelime eder,iyi başlangıç. Bir tivit atarken dakikalarca düşünenler, kitap yazmanın ne kadar zorlu,emek harcanan süreç olduğunun farkına varıp, gereken değeri vermeye başlayabilirler. Bir kitaba, 25 kişi düşüyor, yazık. İmla da çok önemli. Bilgisayarlar fena akıllı oluşları sayesinde o hatalı kelimelerin altını kırmızı kırmızı çizip, dikkat et mesajı veriyor ya bayılıyorum. Ha buna rağmen başaramayanların oluşu da öte yana bayıltan bir durum. Gelişmekteyiz.

İngilizce yazanlar konusunda farklı görüşlerim var:
-İki insanım mesajı
-Bir süre yurt dışında bulundum oh yeah
-Kendimi Türkçe ifade edemiyorum vats dı  miiningg ...
-Sence de havalı değil mi Hi-ree?
(Böyle bir mağaza görmüştüm, adı buydu: Hayri yazmamış totoş.)

    Yıllarca tüm gençler ebeveynlerine nerede olduklarını söylemediler... :D Forsükuerle birlikte herkese söyleme ihtiyacındalar. Tabi ki söylenmeyen yerler vardır ;) Tam olarak anlamıyorum bazen,  genelde bir görgüsüzlük söz konusu. Şaşırmalarım oluyor günde ortalama 2 kez. Beğensen bir türlü, yorum yapsan bir türlü.. Olması gerekenler eyvallah (destekler).. Ancak bazen çok gereksiz olabiliyor. Nerede olduğum gerçekten kimseyi ilgilendirmiyor.

Vecihi ev'de
- Kendinizin mi, kira mı?
Bili Ofis'te
-Oval ofis? @Monika?
Hande @wc
-küçük?, büyük?

       Bir kaç yıl öncesine kadar herkesin hayatı gerçekten özeldi. Şimdilerde özel hayat sanırım  çıplaklık ve seksi kapsıyor sadece...Tabi ki zamanla ebeveynlerde değişti. "Dudağını uzatan evlat candır" moda olmuş. bizim zamanımızda olsa köftelere mandal takarlardı.

        Şöyle düşünürsek: aktif sosyal medya kullanıcısı herhangi bir fotoğraf paylaşılmasına karşı bakımlı olup, durum bildirimi yapma konusunda 'gezelim görelim' yaşamalı.. Bakımlı olup gezmek iyi bir şey. Beyin de bakımlı olmalı ve loblar arası gezinmeli.. Gelişmekteyiz.

       Saygı kaybı yaşadığımız bu zamanlarda klavyede, farede dolaşan parmakların kemiği vardır. Parmaklar sinyali beyinden alır. Gelişim beyinde başlar..

    ''Söz uçar yazı kalır.' dönemi de bitti artık. Yazdığınız yazılar uçurulabiliyor. Mesela biri paylaşımda bulunuluyor, altına yorumlar.. Sonra paylaşan, paşa keyfine göre laf söyleyip iletiyi silebiliyor. Bunlar çok garip şeyler. Yazılı iletişim her zaman daha sağlıklıdır. Tipeks çıktı mertlik bozuldu derken bilgisayarda bozuk bile değil, olmayabilir..

         Sosyal medyada tüm profillerde görünmez 'metin araç çubuğu' var. Metin araç çubuğu görünmese de seçimler hissediliyor. 'Sosyal medya kişilik puntosu' kavramı atıyorum. . Sosyal medya kişilik puntonuz kaç? Kimin gözünden bakınca? Punto büyükse kötü, demek birilerinin gözüne sokmaya çalışılan şeyler var. Küçükse de kötü. Neyden kaçıyorsunuz? Kimi takip etmek için sosyal medya kullanıyorsunuz? Punto çözünürlüğü düşük, matematiksel bir görgü kavramı. Bunu anlatamam. Tabi ki anlayabilirsiniz.

         Sosyal medya aracılığı ile gönderme yapmalar bit! Sosyalleşme 5 duyu organından birkaç tanesini kullanarak daha sağlıklıdır. Hatırlıyor muyuz? Merhaba =)

6 Eylül 2013

8 Diken

Parmağımdaki son deniz kestanesi dikenini çıkarırsam yaz biter mi? Bitmesin diye çıkarmıyorum. Yaz bitmesin derken iltihap oluşursa da karamsar kış günlerine daha da sövmeye başlarım işte. Daha güneye gitmek gerek. Sıcak olsun. Ben hava olsaydım soğumazdım, güneş olsaydım batmazdım. Çok rutin bir hayatım olurdu. Mesela güneş göz kırpsın, o an bir karanlığı yaşayalım, yeter. Hava sıkılsın bir oflasın, serinleyelim yeter.. Yeter yeter =)

Deniz burnunun dibindeyse eğer mükemmel. Çünkü mis gibi iyot koklamak zihni açar. Gebelerde iyot ihtiyacı 2 katına çıkar ve bu dışarıdan desteklenmelidir. İyotun simgesi I'dir ve atom numarası 53'tür. 53 Rize'nin plaka kodudur. Bazı kaynaklarda Rize adının Yunanca 'Riza' isminden geldiği düşünülmekteymiş ve bu kelimenin Türkçe anlamı "Dağ Eteği" imiş. (Ve şu an yılın ilk karı Rize'ye düştü haberini izliyorum, hayat tesadüflerle dolu.) Diyeceğim şudur ki; Kapıdağ'ın eteğinde bir köy var. Köyün burnu kemerli. Köy önceki hayatında Rizeli olabilir.. Burnunun dibinde bir deniz, iyot kokulu..


Bu sene de o denizde yüzebildim, şükürler olsun. Midye yapalım, akşam bir sofra kurarız diyen arkadaşlarla midye çıkarmaya gittik. Ben çıkarıcıyım tabi. Bir de kaptan seçmek gerekiyor sandal sürüklenmesin ve çıkan midyeleri saysın diye. Ayrıca miyopum ve deniz gözlüğümün numaralı camı yok. Uzun bir süre en büyük midyeleri toplamak için daldım, daldım, daldım.. Gayet amatörüz. Derin nefes alıp dalıyoruz falan. Sonlara doğru artık yoruldum ve bir kaç tane daha çıkarıp sandala çıkayım diye düşündüm. Yorgunluk ve miyopluğun verdiği yetkiyle midye diye kestaneye dokundum. Affetmedi sağ olsun. 7 Tane dikenini hiç esirgememiş saplamış. Çıkardık onları karaya dönünce. Öncesinde tuzlu sudan kurtulmaya çalışırken, bikinimden çıkan deniz yıldızına selam olsun, çok tatlıydın ;) Midye çıkarırken çok yorulduğum için yemekten sonra biraz şekerleyeyim dedim. Baya şeker pancarı olmuşum. Sabah kalktığımda gece tüm midyelerin bir güzel pişirilip yendiğini öğrendim. Ayıkladığım bir midyenin kabuğu acayip meme yapmıştı. İnciyi buldum dedim. O inciyi bile kırıp çıkarmışlar. Neyse ki gördüm. Önemli olan katılmaktı. Yaz olsun ben 3 ay katılırım. O arkadaşları da affettim.



Sonra Eylül oldu ve ben orta parmağımın, yüzük parmağıma bakan tarafına saplanmış bir kestane dikeni gördüm! O an bittim. İşte hayatımdaki en duygusal anlarımdan biri.  Yaz bitimi ancak bu kadar şaşırtıcı son bulabilirdi. Klasik eski rengime ve üşümeye geri dönerken, o siyah diken beni koyu ve sıcak yaptı. Şimdi biraz daha güneye gidip rengime ve ısıma yakışır takılacağım birkaç gün... Ego avutmacası..
Sonra nemli kuzey zaten. Ve kış.. Bö. Tamam kış gelmesin demiyorum, hobi olarak yine gelsin. Annesinin dondurma yemesine izin vermediği milyonlarca çocuk, o soğukta kartoplarını sırtlarından içeri atsın. Kayan kaysın, kasesini yarsın. Ama yeter. Öyle aylarca olmuyor. Olmayınca olmuyor.
*Rize'nin plaka kodu; 53, 5+3=8, Bu yılı 8 kestane dikeniyle kapattım. Ateyizler?



30 Ağustos 2013

"Devrimin amacını kavramış olanlar, sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır."
Mustafa Kemal Atatürk


30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun..


26 Ağustos 2013

Ramazan bayramımız mübarek olsun,
Tüm kalplere 'barış ve sevgi' virüs olsun.

ツ 




2 Ağustos 2013

Bir çuval yarışına katıldım. Tam 6 ay sürdü. 6 Ayda bacaklarım daha da kuvvetlendi. Neyse ki bitti.. Biraz dinlenip daha güçlü devam edebilirim. Onca süreçte zıplarken, ilerlemeye çalışırken çok uyku biriktirdim. Sanki böyle bir sürü uyusam da bitmezmiş gibi. Temmuz sonu yarış bitti. Çok kazanan vardı, ben de kazandım. O mutlulukla kendime bir kavanoz nutella ısmarladım. Eve gittim ve uyudum. Yaklaşık 20 saat. Uyandığımda boyum 1.83 falandı. O yüzden yüzümü yıkamaya giderken zorlandım, kapı geçişleri, lavabo boyu.. Sırtımda enteresan bir şeyler hissettim ve döndüm arkama baktım aynadan. Uyumaktan sırt kaslarım gevşemiş, gevşemişş.. Omurların arası açılmış. Oradaki boşluklara da saksı, vosvos bibloları, birkaç tencere, tava konmuş. Şok oldum. 1.83 Olma pahasına bu saçmalıklarla yaşayamam vücudumda dedim ve silkelendim. Yere düşüp kırılmak yerine uçuştular. Hmm dedim psişik bir şeyler. Banyo camının baktığı boşluktan çıkarken gördüğüm tencere, tava göz altına alındı. Çünkü tüm dairelerin banyo camının boşluğu aynı yere bakıyordu, kıl komşularımız vardı ve emir büyük yerdendi. "Çapulon, sen her şeyi düşünürsün" dedi bir kadın. 

    


Bir okul öncesi repliği: Şikayet yok! Şikayet yok!

Şimdi tatil zamanı. Yağmur da yağsa, dalmadan, ıslanırken yüzebilirim. Aşağılar bulanık oluyor. Dalınca da gözlerimi açmadan duramayınca da kumlar kaçıyor. Allah korusun retinamı çizer. Fobi olabilir. Annem bana gebeyken birçok kez dışarı çıkmış. Bir keresinde kum fırtınası başlamış, sur içinde. Hemen eve dönmüş. Ondan..
Aklı sabit olmayan kumdan işkillenirim. Şuursuzca gezinir havada, suda. Rüzgara kapılır, dalgayla savrulur. Görüntüyü bulanıklaştırır. Kum kiminin elinde kale olur, kiminin elinde avm temeli..
Güzel zamanlar olsun. Ahlaklı, erdemli, bilinçli, sağlıklı ve çılgın.



11 Temmuz 2013

Nije Zaboravio! Ne Zaboravio!


11 Temmuz 1995..
2. Dünya Savaşı sonrası yaşanan en büyük katliam.. İnsanlık katliamı.. Avrupa'nın ortasında..
BM'nin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa, Ratko Miladiç'e bağlı Sırp birlikleri tarafından işgal edildi. İşgal sonrası büzüşmüş milletler bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar Sırplara verildi...
Araçlarla götürülen 8000'den fazla  sivil katledildi. Bedenleri parçalanarak, üstlerine asit dökülerek toplu mezarlara gömüldüler..

11 Temmuz 2013..
18 Yıl geçmedi..
Acı bitmedi, bitmeyecek..
Kimlikleri tespit edilen 409 kişi daha mezarlarına gömülecek..


Bir tane bile insanın öldürülebildiği yerlerde insanlık, demokrasi, hak, saygı, sevgi, barıştan bahsedilemez!
Yasa ortak olmayanın insanlığından bahsedilemez!
Barış gücü askerleri insanın içindedir, silahsızdır!
Küçük çocuklar küçük kurşunlarla öldürülmez!
Medeniyet susmaz!

Bütün dünyayı kan tutsa!


Allah tüm şehitlere rahmet eylesin.. Kalanlara sabır versin..

28 Haziran 2013

#BloggerlarÇalıyor ♪

Kocaman emekler, kocaman kelimelerin olduğu şarkının parçalarını, kocaman uzaklıklardan buluşturdular.. Eğlensin notalar.. ♫

https://soundcloud.com/bilal-emre-arslan-yufkayureklikelgobekli/bloggerlar-al-yor-her-ey



#BloggerlarÇalıyor Projesi kapsamında bir grup blog Tutan İnsanın imece usulü, Herkesin onu Bir enstrümanı / sesi Kendi imkanlarıyla kaydetmesinden oluşturduğumuz met Uzun mesafe kanal kayıt düsturuyla tamamladığımız şarkıyı sizlere iftiharla sunarız.

Peki kimler mi sunuyor?
- Fikri Ortaya atan, miksleri Yapan ve projeye bongo Ile Katılan yufkayureklikelgobekli ( yufkayureklikelgobekli.blogspot.com / )
- Projeye davuluyla Katılan, aramızda en PROFESYONEL Kaydi sunmuş ve resmen Grubun birinciliğini uGuru Olan Bay Patates ( sercangulsumogluofficial.blogspot.com / )
- Projenin Fikir aşamasının oluşmasında Büyük Katkısı ve tamamlanması for en az benim Kadar hevesli Olan akustik gitarıyla BangBang ( bonappe.blogspot.com / )
- Kalemi Kadar penası da kuvvetli Debriyaj ( debriyaj.blogspot.com /
- Bası ve sesiyle, onca işinin arasinda vakit ayırıp projenin tamamlanmasını sağlayan ZeyneptunJupiterdim ( zeyneptunjupiterdim.blogspot.com / )
- Blog camiasına Yeni Katılan Güçlü ses senbonzakura ( attmuzik.blogspot.com / )

Yeni projelerimizle Tekrar karşınızda olacağız, Haberdar Olmak İstiyorsanız:yufkayureklikelgobekli.blogspot.com / arama / ... sults = 6

23 Haziran 2013

Berat Kandilimiz

Mübarek olsun.. Okuyalım, temizlenelim, rahmetlenelim... Amin :)


14 Haziran 2013

Ben Ayyaş Mıyım?




http://www.youtube.com/watch?v=_zSXxHMVvYw&feature=share

5 Haziran 2013

معراج

Miraç kandilimiz mübarek olsun. 
Gökyüzünden barış, huzur gelsin.
Dua ve ibadetler kabul olsun.

31 Mayıs 2013

Taksim Gezi Parkı ☼


Ölüm geliyor aklıma birden ölüm
Bir ağacın gövdesine sarılıyorum.


                          Cemal SÜREYA
_____________________________________


Kışla: Koyun ve keçi sürülerinin gecelediği veya kışın barındığı kapalı ağıl.*

_____________________________________

Gezi Parkını yok edip 'Topçu Kışlası' projesi kararına halk 27.05.2013'ten beri direniyor. Bilinçler betona dönüşmeyen kısıtlı alanlarını, ağaçlarını, parkını korumak için çabalıyor. Kendini kaybeden faşizm halkı zorbalıkla, şafak baskınlarıyla durdurmaya çalışsa da çoğalan bir kalabalık var.  Daha da çoğalsın.
_____________________________________

R.T.E. : 

“Kışlanın bir bölümü müze olabilir, ortası yeşil alan. Diğer bölümünde İstiklal Caddesi’nin devamı niteliğinde alışveriş merkezi. Üstü rezidans ve otel...” 

"Ne yaparsanız yapın biz kararı verdik, verdiğimiz gibi bunu uygulayacağız. Tarihe saygınız varsa önce o Gezi Parkı denilen yerin tarihini araştırın. Biz orada tarihi yeniden ihya edeceğiz. Biz orayı yayalaştıracağız. İnsan için yapıyoruz her şeyi. Herkes orada rahatça gezecek. Bizim Türkiye genelinde diktiğimiz ağaç miktarı fidan yaklaşık 2.5 milyardır. Bu ağaçları bu iktidar dikiyor. Yeter ki ağaç dikme merakı olsun insanların onlara da yer tahsis ediyoruz. Bedelsiz, niye? Çevreciyiz..."
_____________________________________

Çevreci :> 

-Hıı hıı, çok yazmasın, kapat kapat..

Asla iyi niyet olmayan bu durumda, 'kışla' kelimesinin TDK'da yazılı olan 2. anlamında kullanıldığını düşünüyorum.* Sürü psikolojisiyle AVM'lerde oksijensiz beyinler dolaşsın değil mi? Kapitalizm, kapitalist payını alsın değil mi? 
'İnsan=koyun, AVM=ağıl' projesidir bu. Sürüye katılmayanları, ayrılanları, kurtlaştırdığınız polislere kaptırmaya çalışıyorsunuz; beyniniz bilmez, yaptırımlarınız mı bilir? Orantısız gücünüzü teröristte, tecavüzcüde, hırsızda kullanın da kontrollü, yerinde, bilinçli olsun.

Yayalaştıracağız derken? Kimse orada arabayla tur atmıyordu.. Saygınız varsa siz! tarihini araştırın.. Yakın tarihini.. Şimdi gidip bakın. Yayalaştırmaya çalışan siz misiniz, halk mı?

Şehrin orta yerindeki yeşil alanı yok ederek insanlara tahsis edeceğiniz yer neresi? Tekirdağ ya da Kocaeli il sınırı? İstanbul'dan çıksın herkes köylere mi gitsin? Efendim? Analarını da mı alıp gitsinler? Çözümsüz!.. 
____________________________________

İslamiyet yeşil renkle özdeşleşmiştir. Yeşil cennetin rengidir, doğanın rengidir. 
Cennetimize el uzatma! 
Kullanıyorsun! 
Kullanıyorsun! 
Çek ellerini doğamızdan!
Çek dillerini dinimizden!


"Polise en üst makamdan emir geldi => ''Ne yaparsanız yapın, kararımızı verdik'' BU EMRİ YERİNE GETİRMEYEN POLİS, MESLEKTEN İHRAÇ edilecektir."


Biber gazı tatmak istemeyenler:

Şampanyalar değil, dualar eşliğinde köprü açılışı olmuş, ağaçları da duayla mı kestiniz, keseceksiniz? Gaz bombalarını dualarla mı atıyorsunuz? Dua kafanız böyle mi? 

Lütfen televizyonlarınızı kapatın. Yandaş medya yalamalarını izlemeyin. Sosyalmedyadan Taksim'de olanları takip edin, Katılın. Şimdi..










24 Mayıs 2013

10dan Sonracığıma..


Ülkemizde günde 8 saat alkol satışı yasağı...

24 Saat çocuklar satılırken..
24 Saat organlar satılırken..
24 Saat kadınlar satılırken..
24 Saat kurumlar satılırken..
24 Saat kanlar satılırken..
24 Saat ormanlar satılırken..
24 Saat uyuşturucu madde satılırken..





Alkol iyi bir şey değil.. Yasak hiç iyi bir şey değil. İkisini ayrı kefelere koyarsam içerim.

Yaptırımlar yeterli olmadığı sürece yasaklar işlemez, yeni yasaklar gelir.. Yasak durumu cazip kılar.. 

Bir ergenyus sözü:  "Yasaklar çiğnenmek içindir." 

YANLIş yol..

Olmuyooor, olmuyooor..



16 Mayıs 2013

"Regaip Kandili veya Regâib Kandili, Hicri takvime göre Recep ayındaki ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecedir. "

"Regâib, arapça bir kelimedir ve 'reğa-be' kökünden gelmektedir. 'Reğa-be', kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. 'Reğîb' kelimesi ise, 'reğabe'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. "

Regaip Kandili mübarek olsun.

Akıl, fikir, sağduyu, empati, barış, sağlık, saygı, sevgi arzuluyorum.

Çoğul talep ediyorum.

Amin.




15 Mayıs 2013

Sazende-i Dankiyo Düdüğü

Gergin tulum hissi.. Müzisyen duduladan üflemiş üflemiş.. Nav perdeleri kapalı.. Sıkıntıdan yan yatıp ağlamalı akşam.. Gözyaşı kulağa doğru yol almış. Kulağa su kaçmış. Hangi konuda olduğunu görüştüm. Sanırım uyarmak istediği noktayı anladım. Teşekkürler.. O rahatsızlıkla gelen uyku. 

Düşte deniz atını cincır gibi kullanan adam vardı. Yosunlarda yatmış serin serin güneşlenirken, o kadar hızlı yanaştı ki, yosuna dalga yaptı. Güneş ışınlarından görmeye çalıştım, bir baktım ters binmiş. 

"Nasrettin?" dedim..
"Toprağı bol olsun.." dedi. "Ben Adem, atım Adam"
"Hümanist misin?" dedim,
"Hüman sensin, benim" dedi. "Elma yer misin?"
Teşekkür ettim. "Deniz hıyarı var, yersen.."
Bozuldu.. "Atım gebe" dedi.
Bir baktım Adam'ın üzerinde gebe tişörtü var. %2 kalmış.. "İn üzerinden" dedim. 
Adem'in inmesiyle Adam oradan uzaklaştı ve bir kaya gölgesinde bebelerine kavuştu. Onları annelerine emanet etti ve geri döndü.




Adem üzerine zıplayarak "Haydi gel, atımızı gün batımına sürelim.." dedi ..
Işınlar suya dik geliyordu. Gün batımına ilerlersek Adam ölürdü. Canlıları ailelerinden ve sudan ayırmamak gerekirdi. Ve..

Battaniyem yerdeydi.


30 Nisan 2013

Kaç°

Kış günü kaplıca havuzuna atladık. Mis gibi iliğimiz kemiğimiz ısındı. Sonrası haşlanma süreci, ızgara süreci olarak devam edecek. Havayı koklayan bu yaz fena sıcak diyor. 40°- 50° 'lerden bahsediyorlar. Bu durumda istifa edecekler, bebek planlayanlar varsa harekete geçsinler. Ağustosa kadar İstanbul cehenneminde olmak zorundayım, sonrasında bir terslik çıkmaması için dua ediyor, havuzlu sitelerde yaşayan arkadaşlarımla samimiyet kurma çalışmalarına girmeyi düşünüyorum. :P Şaka. Vaktim yok tatlım maalesef. Evimde küveti doldurur, karşısında dizüstü bilgisayardan 'Dikey Limit' filmini açar, ayran içerim. Buradan o dönemde yazlıkta serinleyecek olan sevimli ebeveynlerime de sevgilerimi gönderiyorum. 
Ramazanın temmuzu kapsaması hayırlısıyla çok sıkıcı. Yaz aylarında 10 gün değil de, 30 gün falan geri atsaydı aslında. Olmazmış ki olmamış. Sağlıklı olalım da...
Bu arada şimdi farkettim küvet, soba gibi bir durumla karşı karşıya. Kaçımızın evinde kaldı ki?.. Ha varken de ne oluyordu.. Ya alt komşuya su gider, ya da su israfıdır. Vileda seti çiçekse, küvet saksıdır. Küvet sobaysa, duşakabin petektir.. Böyle uydurabilirim..
Okyanusun üzerinde oluşan gökkuşağına tırmanıp, en ucuna çıkıp sallanmak isterim. Öyle sallanırken tutunarak 360°'yi tamamlarsam erkek olma ihtimalinden, öne ve arkaya 180° gidip gelirim sonra atlarım diye düşündüm. Siz döner miydiniz 360° ? 


26 Nisan 2013

27.!

Çernobil.. Çornobil... Pelin otu.. Acı..
Tat olan acının, anlam değiştirerek, yıllarca sürecek bir felaket halinde ruhumuza değişmesi.. Bedenimize..  
Organik kalamayanlar.. İnce belde çay içenler.. Kodlamaları bozuk olanlar.. 4. reaktörün ağzında, yeryüzündeki diğer tüm reaktörlerin, diğer tüm boşluklarında olması gerekenler.. 
Biz bulutlardan korkmazdık hiç.. piç!..
Hücrelerimizin kontrolsüz, anormal çoğalması engellenirdi sistemimizce..
Çocukları engellediniz..
Büyüklüklerini de..
Termik, hidroelektrik, nükleer santrallere HAYIR!


Nükleer kabusu devam ediyor. Rosatom, AB'nin kabul etmediği standartlarda bir nükleer santrali, Akkuyu'ya kurmaya çalışıyor. Bugün sen de katıl► http://nukleer.greenpeace.org/

--------------------------------------------------------------------

Karadeniz İsyandadır Platformu'nun Çernobil Faciası ve nükleer santrallere ilişkin hazırladığı bilgi testi.. Başarılar!

1- 20. yüzyılın en büyük nükleer kazası nerede meydana gelmiştir?


a)- Adana
b)- New York
c)- Çernobil
d)- Yeni Delhi

2- Çernobil hangi ülkenin sınırları içindedir?

a)- ABD
b)- İtalya
c)- Kore
d)- Ukrayna

3- Çernobil nükleer güç reaktöründe hangi tarihte kaza meydana gelmiştir?

a)- 26.04.1936
b)- 26.04.1986
c)- 26.04.1996
d)- 26.04.2023

4- Dünya Çernobil’deki 20. yüzyılın en büyük nükleer kazasını kazadan kaç gün sonra öğrenmiştir.

a)- Hemen
b)- 1
c)- 3
d)- 5

5- Nükleer santralda kullanılan plütonyumun radyoaktif etkisi kaç yıl sürer.

a)- 240.000 yıl
b)- 24.000 yıl
c)- 2400 yıl
d)- 240 yıl

6- Plütonyumun tamamıyla etkisiz hale gelmesi için kaç yıl gerekir.

a)- 500 yıl
b)- 5000 yıl
c)- 50.000 yıl
d)- 500.000 yıl

7- Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya'da radyasyondan etkilenen insan sayısı kaçtır?

a)- 840
b)- 84.000
c)- 8.400.000
d)- Hiç kimse

8- Santralın bulunduğu bölgeye giriş çıkış hangi tarihte normale dönmüştür?

a)- Halen polis kontrolündedir.
b)- 2012
c)- 2000
d)- 1987

9- “O makine 2 yıl 4 ay 4 gün enerji üretmiş olabilir. Fakat insanlık nesiller boyunca hastalık ve acı çekecektir. Bu riske girmeye değeceğini söylemeye kim cüret edebilir ki?” cümlesi kime aittir?

a)- Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı
b)- Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu, Dünya Nükleer Endüstrisinin Durum Raporu
c)- Margaret Thatcher
d)- Nihat Doğan

10- “Facianın ardından özellikle radyasyonun yoğun olduğu bölgelerde yapılan ölçümlerde, hiçbir vatandaşın vücudunda radyoaktif kalıntıya rastlanmadı. (…) Kansere neden olacak herhangi bir genetik bozulmaya rastlanmamış. Ancak radyasyonun görüldüğü bölgelerde, sosyal travma oluşuyor. Konuyu bir kez daha tartışıp, Karadeniz’deki insanları rahatlatmamız lazım” cümlesi kime aittir?

a)- Adını vermek istemeyen bir izleyici
b)- Nükleerci lobi
c)- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Okay Çakıroğlu
d)- @beyinsizadam

11- “Ülkemizin her tarafındaki et, süt, su, balık, sebze ve meyvelerin tümü tertemizdir. İnsan sağlığına zararlı hiçbir kirlenme mevcut değildir”, “Dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” cümleleri kime aittir?

a)- Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral
b)- Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç
c)- Çaycı Haydar
d)- Zaytung başyazarı Zayit Tunga

12- TAEK’in çayın 89.000 bekerel/kilograma kadar radyasyon içerdiğini resmen itiraf ettiği tarihe kadar Karadeniz bölgesinde üretilen çaylar ne kadar süre denetime tabi olmadan satılarak tüketilmeye devam edilmiştir?

a)- 1 gün
b)- 8 gün
c)- 8 hafta
d)- 8 ay

13- Çernobil’in Türkiye’deki etkileri konusunda rapor hazırlayan kurum hangisidir?

a)- TBMM Meclis Araştırma Komisyonu
b)- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu
c)- Türk Tabipler Birliği
d)- Sağlık Bakanlığı

14- Kazanın Türkiye’ye etkisi nedeniyle Türkiye SSCB’ye karşı tutumu ne olmuştur?

a)- SSCB’ye nota verilmiş ve Büyükelçi geri çekilmiştir.
b)- SSCB’ye ekonomik ambargo uygulanmıştır.
c)- Dönemin başbakanı “Daha da Moskova’ya gelmem” demiştir.
d)- Herhangi bir tavır açıklanmamıştır.

15- Mersin-Akkuyu’da yapılmak istenen Nükleer Santralın yapımı anlaşması hangi devletle yapılmıştır?.

a)- Meksika
b)- Rusya
c)- Güney Afrika Cumhuriyeti
d)- Brezilya

16- Çernobil’in eski tip santral olduğunu, yeni tip santrallarda kaza riski olmadığını söyleyen Rusya‘da 1992 yılından sonra kazaların oranı ne kadar artmıştır?

a)- % 3
b)- % 4
c)- % 5
d)- % 45


Cevap Anahtarı: 1-c 2-d 3-b 4-d 5-a 6-d 7-c 8-a 9-b 10-c 11-a 12-d 13-c 14-d 15-b 16-d

9 Nisan 2013

29

Yeni yaşım çılgın olsun =)

Bu yaş Gümüşhane yaşı..

Gümüşhane Tomara ve Torul Şelaleleri, Satara Antik Kenti, Kuşburnu Çayı ve Marmeladı, İmera Manastırı ve Gümüşhane Evleri ile meşhurmuş. 
Şelalelerin bereketi, kuşburnunun faydaları ve gümüşten ev...

Mis yaş , hoş gelmiş =)

Ayrıca asal yaş..Bu yıl kendimden ve 'bir'inden başkasına bölünemem, ısrar etmeyin.

☺☻

Meksika görüyorum..





18 Mart 2013

18.03

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِنَ


Tasarım: Baykuş
https://www.facebook.com/baykuspd
baykuspd.tumblr.com

8 Mart 2013

Hep sevinç çığlıkları olsun..
Kazanılmış haklar olsun.. 
Şiddet makyajlaştırılarak kapitalizme yem olmasın..
Çağla birlikte modern cinsiyet tanımlamaları kafalara otursun..
Kukusu olan her türlü dart tahtası olmasın..
Artsın eksilmesin
Taşsın dökülmesin
Hepimize yarasın
Kutlu olsun.