burun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
burun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2015

Mukus iki

Geçen aklıma "pışık" geldi. 
Çok duygulandım.
Hani bir şey söylersiniz de karşınızdaki onaylamaz. İşte o anda işaret parmağıyla bir gözünün alt kapağından aşağı çekerek "bende o göz var mı?" anlamında "o göz"ü görmenizi sağlar. Bazılarında gerçekten vardır,  bazıları ise blöf yapmıştır. Bu, eski bir analiz durumudur.
Sokak kültürünün, mahalle dilinin yok olması hüzünlendirici. Artık sümüklü bir çocuğa bile çok rastlamıyoruz. Tamam, millet olarak sümüklerimizi toplamamız güzel bir durum ancak o sokakta da sümük güzel görünüyordu. Şimdi site veya aveme çocuklarında hiç sümük gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü ebeveynleriyle takılıyorlar. E ebeveyn her şeyi hallediyor. Eskiden çocuk sokakta akranlarıyla takılırdı. Ve burnu akan çocuk, sümüğünü yese bile diğerlerinin umrunda olmazdı. Ergenliğe kadar sümük doğal bir dışavurumdu.
Doğalgaza geçmediğimiz zamanlarda da kömürlük sonrası bronzlaşan sümükler olurdu.
Duygulanmaca.
Bir de sümüğünü yiyen çocuk akıllı olur derlermiş. Bu; çocuk kafayı yemeden önceki aşama şükrü olmalı. 
Bebekler ağlarken sümükleri baloncuk oluşturduğunda onların uçma ihtimalini düşünürdüm. O balon büyüyor, büyüyor kocaman oluyor. İçi helyum dolu. Sonra bebek havalanıyor ve uçuyor. Tüm parkları gezdikten sonra hapşırıp evine düşüyor. Bunlar hep absürt.


Burun önemli. Çok iyi koku almak bazen iyi mi kötü mü bilemiyorum. Bazen zaten. Parfümden hiç hoşlanmıyorum. En itici ile en çekicinin aynı kokma ihtimali var sonuçta, yapay kokular. Ve kimse alerjisi olanları düşünmüyor. Birlikte yaşayabilmeye ters bir durum aslında. Bu, kalabalıklarda daha rahatsız edici olabiliyor. Apartmandan halı silkeleyenle, otobüse parfüm sıkarak binen arasında bir fark yok bence. Yapmayın lütfen. O değil de geçen incir sütlü kolonya kokladım. Mis. 
Alerjisi olanları burnunun üzerindeki "alerji selamı"nın oluşturduğu çizgiden anlamak mümkünmüş. Alerjilililer (lililili) burunlarını sürekli ellerinin iç tarafıyla yukarı doğru iterlermiş. Bu hareket onları rahatlatırmış. Hareketin adı da "alerji selamı"ymış. "Aleyküm selam"ı da aynıymış. Böylelikle burnu yukarı ittire ittire üzerinde kıvrım sonucu oluşan çizgi kalıcı hale gelebilirmiş.
Sümüğün %95'i suymuş. Su yüzdesi fazla olan şeylere ilgim var son 2 yazıdır.
Oh sümük.
Bu yazımı, yazlıktan sevgili arkadaşlarım Sümük 1, Sümük 3 ve Sümük 4'e armağan ediyorum.


*Sümük 2 tabi ki benim. :D :P
**Başlık uladı, kusura bakmayın. =)

6 Eylül 2013

8 Diken

Parmağımdaki son deniz kestanesi dikenini çıkarırsam yaz biter mi? Bitmesin diye çıkarmıyorum. Yaz bitmesin derken iltihap oluşursa da karamsar kış günlerine daha da sövmeye başlarım işte. Daha güneye gitmek gerek. Sıcak olsun. Ben hava olsaydım soğumazdım, güneş olsaydım batmazdım. Çok rutin bir hayatım olurdu. Mesela güneş göz kırpsın, o an bir karanlığı yaşayalım, yeter. Hava sıkılsın bir oflasın, serinleyelim yeter.. Yeter yeter =)

Deniz burnunun dibindeyse eğer mükemmel. Çünkü mis gibi iyot koklamak zihni açar. Gebelerde iyot ihtiyacı 2 katına çıkar ve bu dışarıdan desteklenmelidir. İyotun simgesi I'dir ve atom numarası 53'tür. 53 Rize'nin plaka kodudur. Bazı kaynaklarda Rize adının Yunanca 'Riza' isminden geldiği düşünülmekteymiş ve bu kelimenin Türkçe anlamı "Dağ Eteği" imiş. (Ve şu an yılın ilk karı Rize'ye düştü haberini izliyorum, hayat tesadüflerle dolu.) Diyeceğim şudur ki; Kapıdağ'ın eteğinde bir köy var. Köyün burnu kemerli. Köy önceki hayatında Rizeli olabilir.. Burnunun dibinde bir deniz, iyot kokulu..


Bu sene de o denizde yüzebildim, şükürler olsun. Midye yapalım, akşam bir sofra kurarız diyen arkadaşlarla midye çıkarmaya gittik. Ben çıkarıcıyım tabi. Bir de kaptan seçmek gerekiyor sandal sürüklenmesin ve çıkan midyeleri saysın diye. Ayrıca miyopum ve deniz gözlüğümün numaralı camı yok. Uzun bir süre en büyük midyeleri toplamak için daldım, daldım, daldım.. Gayet amatörüz. Derin nefes alıp dalıyoruz falan. Sonlara doğru artık yoruldum ve bir kaç tane daha çıkarıp sandala çıkayım diye düşündüm. Yorgunluk ve miyopluğun verdiği yetkiyle midye diye kestaneye dokundum. Affetmedi sağ olsun. 7 Tane dikenini hiç esirgememiş saplamış. Çıkardık onları karaya dönünce. Öncesinde tuzlu sudan kurtulmaya çalışırken, bikinimden çıkan deniz yıldızına selam olsun, çok tatlıydın ;) Midye çıkarırken çok yorulduğum için yemekten sonra biraz şekerleyeyim dedim. Baya şeker pancarı olmuşum. Sabah kalktığımda gece tüm midyelerin bir güzel pişirilip yendiğini öğrendim. Ayıkladığım bir midyenin kabuğu acayip meme yapmıştı. İnciyi buldum dedim. O inciyi bile kırıp çıkarmışlar. Neyse ki gördüm. Önemli olan katılmaktı. Yaz olsun ben 3 ay katılırım. O arkadaşları da affettim.



Sonra Eylül oldu ve ben orta parmağımın, yüzük parmağıma bakan tarafına saplanmış bir kestane dikeni gördüm! O an bittim. İşte hayatımdaki en duygusal anlarımdan biri.  Yaz bitimi ancak bu kadar şaşırtıcı son bulabilirdi. Klasik eski rengime ve üşümeye geri dönerken, o siyah diken beni koyu ve sıcak yaptı. Şimdi biraz daha güneye gidip rengime ve ısıma yakışır takılacağım birkaç gün... Ego avutmacası..
Sonra nemli kuzey zaten. Ve kış.. Bö. Tamam kış gelmesin demiyorum, hobi olarak yine gelsin. Annesinin dondurma yemesine izin vermediği milyonlarca çocuk, o soğukta kartoplarını sırtlarından içeri atsın. Kayan kaysın, kasesini yarsın. Ama yeter. Öyle aylarca olmuyor. Olmayınca olmuyor.
*Rize'nin plaka kodu; 53, 5+3=8, Bu yılı 8 kestane dikeniyle kapattım. Ateyizler?



30 Ağustos 2012

Yaz Düşkünü

Eskilerden beri yaza çok düşkünüm. Bir yaz düşkünüyüm. Yaz düşkünü diye bir kuş olsaydı ekvatorda yaşardı. İnsanoğlu kuş misali.
Kumsalda basılan akorlar özgürdür. Repertuvar gerektirmeden seslerden, nefeslerden gelir şarkı. Gitar doğayla temasa geçer. Kumlar çizer, güneş yakar, sabaha doğru çiy düşer. Ama sesi açılır. Ya da kulaklar açık olduğundan hoş görülür =) Mi minör yaz için çok bas.



Bu yaz çok balık tutamadım. Eylülde hafta sonları gidip tutmayı planlıyorum. Eylülde deniz uyuyor. Adım atmaya kıyamıyorum, sudaki titreşimlerim bozar diye. Teknede motor bile çalıştırılmamalı belki. Sakince, uyuyan denizin saçlarını okşarcasına kürek çekilmeli =) Oltayı atınca çok bekletmiyor balıklar bu zamanda. Oltaya balık geldiğindeki titreşimi misinayı tutarak hissetmek garip ama güzel bir şey. Aslında ucunda can çekişen bir canlı var :( Sanki " Haydi çek ben daha fazla çekmeyeyim." diyor. O yuvarlak ağızlarını incitmeden iğneyi çıkarma girişimi az sonra onu yiyeceğinin gerçeğiyle çelişen durum.




Midye konusundaki rutinimizi de bozduk bu yıl. Hep bira mayasına yatırılır ve midye tava yapılırdı. Bu kez iskeleden (telefonun 5 çektiği yer =)) internete bağlanıp midye dolma tarifi bulduk ve denedik. Müthiş oldu. Ama çok uğraşmalı. Midye çıkarma kısmı eğlenceli ama. Suyla temas eğlenceli ;) Çıkaranlar ve tekne kontrolcüsü ekibinden oluşuyor. Yaklaşık 80 civarı çıkardık. Midyelerin arasından çıkan minik yengeçler, deniz yıldızları ve diğer deniz canlıları muhteşem. İnsanın suda yaşayası geliyor. Sonra kumsala dönüp midyeleri temizledik. Midye tava için sadece içlerini çıkarmak yeterliyken, dolma için dış yüzeyindeki tortuları bıçakla kazımamız gerekti. Zor bir iş. Dün Beyoğlu'nda sokakta midye dolma satan bir çocuğa sordum. "Özel makineleri var abla, ben 1 poşeti 5 dakikada temizliyorum." dedi. "UuUuUu"
Neyse daha sonra içlerini bozmadan açıp, pisliğini alıp suda bekletmek ve daha sonra tekrar tekrar yıkamak gerekiyor. En sonunda da iç pilavı koyup tencerede biber dolması gibi sıkışık sıkışık diziyorsun ki kapakları açılmasın. Sonra soğumasını bekliyoruz gece yiyeceğiz ki haber geliyor. Soğumuş mu diye anlamaya çalışan biri emin olmak için hepsini yemiş. Sabaha karşı şaka olduğunu öğrenip yedim. Müthişti. O dünkü oğlanın midyesinin pilavı tırttı. 3 Tane yiyebildim :D



Bir gün sabit bir yerde yaşamam gerektiğinde penceremden görmek istediğim manzaralardan biri de "BURUN". Kemerli olması sanırım beni çekiyor =) Kekik kokularını bizim görmediğimiz deliklerinden verdiğini biliyorum :> Bu görüntü hiç bozulmasın ben buralardayken (bencil duası). Benim anılarım ona karşı birikti. Her daldığımda beni kokladığını da biliyorum =) Öperim ucundan.