8 Kasım 2012

Düşevurumculuk

Ve uyudum.. En fazla 8 dakika içinde uçuyorum zaten, genel ortalama 1 dakika. Saçlarımı kurutmaya üşendiğim bir duş sonrası. Duşavurumcu anlar. "Duş-A-Vur" benzettim "Kıt-A-Dur", hani onu böyle bir söyleme tarzı vardır.
Islak saçlarımın üşütmesiyle düşevurmam gerçekleşti. O kadar çok derine dalmışım ki güneş ışınları, insanların çişleri ulaşamamış. Üşüyorum, keşke diyorum mayo giyseydim bikini üşümemi engellemedi, hadi be diyorum şapşal. Hız almak için kuma basmam gerektiğini düşünerek daha da derine iniyorum, indikçe daha da üşüyorum.. Donmadan hemen önce ayağım kumla öpüşüyor ve itiyorum kendimi. Güneş ışınlarının yakamozuna doğru yükseliyorum. O kadar güzel zıpkın gibi, gözlerimi kapatıp tadını çıkarıyorum. Artık su yüzeyine çıkmam gerektiğini düşünerek gözlerimi açıyorum ve o anda mavi bir deniz anası yüzümü yalayıp geçiyor. Yüzüm o kadar çok yanıyor ki tüm deniz buhar oluyor. O yükseklikten düşüşe geçiyorum. Bir pilates topunun üzerine düşüyorum, düşeş. Ve üzerinde zıplıyorum, her seferinde daha çok yükselerek. Böyle mutluyum yüzüme serin geliyor.  En sonunda o kadar çok yüksekten düşüyorum ki top patlıyor, bir plastik parçası göğe yükselip hulahop olup belime yerleşiyor. O kadar başarılıyım ki süper çeviriyorum. Bir an artıyorlar, rengarenk onlarca hulahop oluyor. "Hop" diyorum ya "herkes nerede?" Kıyıya doğru koşmaya çalışıyorum. Ama kıyı neresi anlayamıyorum, o kadar çok açılmışım ki! Lenslerim yok ve üstüm o kadar açılmış ki, gözlerimi açamıyorum ve bazı uzuvlar boşlukta yine yatağı tutturamamışım. Battaniye de beni tutturamamış. Devam..


2 yorum:

oğuz akdeniz dedi ki...

ne kadar yaratıcı bir kızmışsın sen
seni okumak bir zevk..
http://zoomlabakalim.blogspot.com/

zeyneptunjupiterdim dedi ki...

teşekkürler.