zeyneptün jüpiterdim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zeyneptün jüpiterdim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2013

معراج

Miraç kandilimiz mübarek olsun. 
Gökyüzünden barış, huzur gelsin.
Dua ve ibadetler kabul olsun.

9 Nisan 2013

29

Yeni yaşım çılgın olsun =)

Bu yaş Gümüşhane yaşı..

Gümüşhane Tomara ve Torul Şelaleleri, Satara Antik Kenti, Kuşburnu Çayı ve Marmeladı, İmera Manastırı ve Gümüşhane Evleri ile meşhurmuş. 
Şelalelerin bereketi, kuşburnunun faydaları ve gümüşten ev...

Mis yaş , hoş gelmiş =)

Ayrıca asal yaş..Bu yıl kendimden ve 'bir'inden başkasına bölünemem, ısrar etmeyin.

☺☻

Meksika görüyorum..





4 Mart 2013

Müslüm Gürses ♪

Allah rahmet eylesin..
2008'e kadar hiç dinlemedim diyebilirim. Benim için şarkı söylemeye üşenen, sanki metronom tıkı hızlı olsa söyleyemez bir sesti. 2008'den sonra da tek dinlediğim 'Sensiz Olmaz' şarkısıydı. Bülent Ortaçgil'in 'Sensiz Olmaz'ı...
Üniversitede müzik zevkine çok güvendiğim bir arkadaşımın bilgisayarında Müslüm Gürses'in 'Aşk Tesadüfleri Sever' albümünü görünce çok şaşırmıştım. Vardır bir bildiği deyip, dinlemeye çalıştım ama başarılı olamadım. Bana göre değildi. 
Sonrasında müzik sosyolojisi konusunda okumalar yaparken, Müslüm Gürses kitlesi, jiletleme konularında yapılan araştırmalarla karşılaştım. Ülkemizde kendi büyük marjinal kitlesini yaratan müzik insanları yok diyebiliriz. Kendisiyle ilgili böyle bir araştırmanın olmasıyla ikinci kez temas oldu. Ama yine üzerinde çok durmadım. Köyden kente göç etmiş ve şehir kültürüne uyum sağlayamayan insanların oluşturdukları arabesk kültürün starlarından biriydi. Bu starlar genelde var olan soy isimlerini pozitif sıfat+ses ile oluşturdukları birleşik kelimelerle değiştirirlerdi...
Arabesk müziğin karamsarlığı insan bünyesine zararlıdır. Korku filmi izleyip korkmak, acı yeyip yanmak, arabesk dinleyip ağlamak gereksizdir. Hayat güzeldir, ortalama 70 yıldır, hayatın getirdikleri dışında olumlu deneyimler yaşamaya programlanılmalıdır.  Empati önemlidir ama müzik bir terapi aracıysa eğer pozitif olmalıdır. Böyle düşünürüm hep. 
1968 yılında , çıktığı ilk büyük Anadolu turnesinde geçirdiği kazayla ilgili şu paragrafı okudum:
‘‘O kazada şoför öldü… Beni de öldü sanmışlar zaten… Sonra alıp hastaneye götürmüşler… Ben ölümü yaşadım aslında… Bana göre yeniden hayata dönmüş olmam, Allah’ın bir lütfudur. Alın kemiğim un ufak olduğu için en küçük bir darbede ölebilir ya da kör kalabilirim… Ameliyatta alnıma beynimi koruyacak plaka gibi bir şey taktılar… O korkunç kazadan sonra koku alma duyumu yitirdim… Hiçbir kokuyu alamıyorum ne yazık ki şimdi… Çok kuvvetli parfümler ispirto kokusu veriyor bana… Ayrıca işitme duyumu da yüzde elli yitirdim… Çok ağır işitirim… Neyse, buna da şükür, yaşıyoruz işte…’’
İşte benim 'Sensiz Olmaz'ı dinlerken etkilendiğim tek şey bu oldu. Duyularına söylüyormuş gibiydi.. O şarkıyı hiç bıkmadan dinlerim. O acıyı kaybetme korkusunu duyumda yaşarım. Koku yok, paralelinde tat, %50 işitme kaybı.. Sensiz olmaz diyebileceğim 5 duyudur..  
Bir hafta öncesinde asılsız ölüm haberini almamızda da babamın yorumundan ayrıca etkiledim: "2. kez öldü sandılar, insanlar..."


11 Ocak 2013

Çarpık Hiyerarşi

Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi.. 1943.. Bir basamaktaki ihtiyaçlar karşılanmadığı sürece bir üst basamağa geçişimiz olamazmış.. Toplum ve kültür farklılıkları gösterir.. İnsan psikolojisinde genellemelere karşıyım. Kemiği aynı düşünüp eti farklı sıvamalı. Piramidin dibini görmeyen sevdiğini görmesin diyorum..




Mis noktamdan bakıyorum:

1.Fizyolojik Gereksinimler 



Nefes: Alıp veriyoruz da giren çıkan belli değil.. Geçen egzoz aldım, nikotin verdim..

Besin: GDO  www.yemezler.org

Su: Mavi kapak .

Cinsellik: Genelev,zar.

Uyku: Toplu taşıma..

Denge: İstanbul

Boşaltım: Vatandaş soruyor: 

http://www.youtube.com/watch?v=5Kv8LvatLIs


2.Güvenlik Gereksinimi


Vücut: Benim bedenim, senin kararın..

İş: Taşeron..

Etik: Prezantabl ..

Aile: Ensest..

Sağlık: Limitini bil.

Mülkiyet güvenliği: Toki sen herşeyi düşünürsün. 



3.Ait olma


Sevgi, sevecenlik gereksinimi: Burada olmaz!

Arkadaşlık: Arkadaşlık isteği yollamadan önceki dürtüş.

Aile: 4 Kişinin okey oynaması

Cinsel yakınlık: Çok ayıp.



4. Saygınlık gereksinimi


Kendine saygı: Estetik ameliyatlardaki artış.

Güven: Bu devirde babana bile..

Başarı: Bilinçli kodlama..

Diğerlerinin saygısı: Görürsen ¿

Başkalarına saygı: Gösterirsin  ?



5.Kendini gerçekleştirme gereksinimi


Erdem: Olması gereken kişilik ve devlet işleri..

Yaratıcılık: İmkan dahilinde..

Doğallık: Survivor

Problem çözme: Buralarda x'ler y'leri götürür. 

Önyargısız olma: Pencere önünde çekirdek çıtlama!

Gerçeklerin kabulü: Bunlar hep Amerika'nın oyunları.

Unutma! Karpuzu yemeden kabuğundan gemi yapamazsın bebeğim.

15 Kasım 2012

Sosyal Medya Görgüsüzlüğü

Anılarımızı sosyal ağlarımızda biriktirirken bilgisayar hafızaları rahatladı. Belki bizim hafızalarda tembelleşmiştir.  Paylaşımların sınırları beynimizde. Gevşek olan paylaşımlar var çok komik. "Yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat." cümlesine dayanarak bazılarının sadece yiyip içtiğini düşünmekteyim. Afiyet olsun bebeğim. Damarların tıkanmasın daha çok, aman.


...eltime yemeğe gittik omg, eline sağlık diyıır...


...üzerine tatlı yedik yeaa..



Profilini göster ama ekletme kızım modu var. Çok hissedilir şekilde. Bütün kızlar, oğlanlar fena.. Geneli o kadar köfte dudaklara, kırmızı yanaklara, doğuştan şekilli saçlara sahip ve fotojenik ki.. Nasıl ayakkabıları, kıyafetleri var ki.. Çok uzun süre koşabiliriz.

 ...foootiş marka yeni pabuçlarım. ay su geçirmedi ...




...elime geleni giydim, attım kendimi caddeye, tutamadım yhaa...


Sosyal ağlarda laf sokmalar var. Yüz yüze iletişimde kendini anlatamayan insanların başvurduğu yöntem olmalı.  Ve mükemmel aşk olayları. Sonuçta "Veeee ilişki ağlarda" diyoruz.

...sevgilimin hediyesi ziynetlerim aşkoom... hepsini taktımm yer kalmadı , kaldı kii ! hihihihi !..







Sosyolog vasfımla bu kavramı oluşturdum.
Her şeyin hayırlısı.





28 Ekim 2012

Kutlu Olsun!

Türk Milleti!
Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
Ne mutlu Türküm diyene!

Mustafa Kemal Atatürk
10.Yıl Nutku
Ankara, 29 Ekim 1933


Tasarım: Baykuş
                                                                             http://www.facebook.com/baykuspd

25 Ekim 2012

=)

Kurban bayramınız mübarek ve sevdiklerinizle birlikte olsun.. İnancımızda olan kavramları karıştırmayalım.  Et yiyebiliriz, şiddet yok! Abartın bence, uzmanları boş verin :P O kadar tatlılar yapılmış, kavurmalar pişirilmiş, sarmalar sarılmış... İyi bayramlar olsun.




17 Ekim 2012

Torpiller Patlıyor

M2 Şişhane - Hacıosman Metro Hattı -İstasyon Yapıları
İstanbul Metrosu'nda yaşanabilecek her türlü olumsuz duruma karşı senaryolar hazırlanmış ve bu senaryolarla ilgili simülasyonlar yapılarak çözüm planları hazırlanmıştırİstanbul Metrosu'nda, İstasyonların her bölgesinde bulunan kameralarla sistem sürekli gözlemlenmekte ve kontrol edilmektedir. Ayrıca üniformalı güvenlik görevlileriyle kontrol sağlanmaktadır.



*http://www.istanbul-ulasim.com.tr/rayl%C4%B1-sistemler/m2-%C5%9Fi%C5%9Fhane-%E2%80%93-hac%C4%B1osman.aspx
________________________________________
Metronun altında kalan kadın yaşamını yitirdiTaksim Metrosu'nda raylara düşen genç bir kadın trenin altında kalarak can verdi. Bazı görgü tanıkları kadının intihar ettiğini ileri sürdü.İSTANBUL - Taksim Metrosu'nda raylara düşen genç bir kadın trenin altında kaldı.İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve ambulans sevk edildi.Taksim -Levent arasındaki tren sferleri de durduruldu.Olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin yarım saatlik çalışması sonucu kadının cesedine ulaşıtı.Cesedin trenin altından çıkarılmasının ardından metro seferleri normale döndü.Görgü tanıkları kadının kendisini raylara atarak intihar ettiğini öne sürerken, polis olayla ilgili soruştuma başlattı.
________________________________________
Torpil

Bir kimseyi kayırma işi

________________________________________


Ben mühendis değilim. Metro istasyonlarındaki sarı çizgiyi görebilirim veya onu geçmeme bilincine sahip olabilirim. İstanbul metropol, İstanbul kaos. Taksim metrosu en yoğun kullanılan metro. Galatasaray maç zamanlarında böyle bir olay beklemedim değil. Hatta daha önce bir yazımda yoğunluktan bahsetmiştim. "Metro toplu taraftar katliamı" bile olabilirdi. "Düşen" veya "İntihar eden" bayana Allah'tan rahmet dilerim. Çok yorum yapmak istemiyorum. Düştüyse Türkiye-İstanbul ikilemesi, intiharsa Türkiye-İstanbul-Kadın üçlemesi yeterli bir açıklama bence. 

Sarı çizgi her türlü olumsuz duruma karşı hazırlanan senaryolara yeterli bir önlem midir? En basitinden      bir annenin elini tutan çocuğu bırakıp koşabilir. O zaman anne şuursuz olur, pardon. Maç zamanlarında ağzı salya ve küfür dolu insanımsıların istasyonda alkol aldıklarını, sigara içtiklerini, kavga çıkarmalarını, birbirlerini ite kaka zıplamalarını kameralar görmez mi? Taşeron çalıştırıldığı halde üniformalı güvenlikler yetmez mi? Tabi halk cahil..

Seyrantepe istasyonunda bulunan kırılmaz camdan koruma panelleri maç çıkışı insanların güvenliklerini sağlamak için mi, vahşi taraftardan aracı korumak için mi? Bunu düşünürüm, çünkü çoğu yerde yok.

Torpiller patlıyor ve patlamaya devam edecek. Herkesin yüksek öğretim görmesi yeterli değil. Öğretim düzeyimiz artarken, eğitim düzeyimiz düşüyor. Donanımlı mezun maalesef çok az. Hayatı idame ettirebilmek için kayırıcılar olmalı ülkemde değil mi? Yoksa biz üniversitemizi bitiririz, yüksek lisans, doktora yaparız. Sonra sürpriz. Kadınsan zengin erkek eşi olma kariyerine yönlendirilirsin. Erkeksen polis mi olsam asker mi seçeneği gelir önüne..  Beyin göçü var bir de.. Ne çok tercihimiz var. 
Allah kayırsın..

İnsan hayatının önemi anlaşıldığında gerçekten ilerlemiş olacağız. Her hizmet, her yerde ve her topluluğa aynı sunulamaz. Özellikleri vardır. Arzı, talebi farklıdır. Talihsizlik olabilir, lades olamaz. 

*Ntvmsnbc ve Ulaşım A.Ş. sitelerindeki yazım kurallarına özen göstermezler mi?


15 Ekim 2012

...

"Kayıplarla beraber yaşıyorum ben, onları öldürmüyorum ki. Kayıplar öldü diye ben onlara öyle bakmıyorum. Yaşıyor, ben de yaşatıyorum. Arkadaşlarımı, dostlarımı düşünüyorum. Yaşıyorlar, onlar varlar. Nasıl olsa bir gün buluşacağız. Bu böyle yarım kalmaz."


Allah rahmet eylesin..

*Berin Yavuzlar, Kuraldışı Dergi

21 Eylül 2012

İETT mektubu..

İETT ile duygu paylaşımımı paylaşıyorum..


Sevgili İETT

Bugün yaşadığım ulaşım şeklini sizinle paylaşmak istedim. Rutin aynı şeyi yaşıyorum aslında (veya yaşıyoruz diye bir topluluktan da bahsedebilirim, büyük bir topluluk..). Bugün cuma ya, çok paylaşımcıyım.

Sabah uyanma sürecine girmeme gerek yok, özel hayat sonuçta, önemli. Otobüs beklerken en az 2 metre uzaktan durup mahremiyet bölgeme sokmadığım insanlarla, otobüste beden temaslarında bulunmak özel hayat kavramıyla çelişiyor gerçi. Bakın kafam karıştı şimdi. Nasıl yapalım?

Neyse çıktım otobüs bekliyorum. Geldi sağ olsun, gelmeyenler de var. Biraz yoğundu. %98 Ayakta yolculuk yapıyorum zaten. Ayakta 30 dakika işe gittiğimde gerçekten çok dinç oluyorum, oturursam uyurum çünkü. Sonra ayılamıyorsun, kahveler kahveler.. Ayrıca böyle yukarıya tutununca vücut bir açıyor kendini, kollar, sırt bölgesi uyanıyor. Sabah sporu gibi. Pilates topunda esnesem bu kadar olmaz. Ve daha da önemli bir nokta; ayakta yolculuk yapan insanların sörfte başarılı olma ihtimali oturarak gidenlere göre %83 fazladır, bence. Denge çok önemli. Uykuda kaybettiğim dengeyi otobüste yakalıyorum. O virajları alırken falan çok başarılıyım, görmeniz gerek.
Nasıl optimistim ama?

Bir süre gittikten sonra daha da yoğunlaşmaya başladı. 3. Duraktan binmeme rağmen önden 3. koltuğa kadar ilerleyebildim. Genç kızlar, oğlanlar falan var oturan. Yaşlı insanlara yer vermiyorlar, çünkü yorgunlar ve uykuları var. Eğitim sistemi çarpmış herkesi.

Sağımda anadolu kokan bir amca var, 65 civarıdır. Şoför önden bağırıyor "Orta sıraaa ilerleyelimm!" Sonuçta herkes işe gidecek evet, biz nasıl o otobüsü kullanıyorsak güzergahtaki herkesin hakkı bu. Yine ses geliyor "Koridoru çift sıra yapalıııım!" Sıfır beden modasıyla tabi ki koridoru çift sıra yapabiliriz ancak Türk genleri taşıyoruz diye geçiyor aklımdan. Binemeyenlere üzülüyorum tabi. Ama geneli, bir şekilde göğüs topuna çıkar gibi biniyor. Biz iyice küçükbaş taşıyan kamyonet görünümüne bürünüyoruz. Hangi post kimin belli değil. Biri yanımdaki amcaya kızıyor ilerlesin diye. Amca eski adam: "Bayan var!" diyor ve dibime girmiyor. Gevşememiş nesilden, ya da gerilmemiş. O sırada haber dinlemeye çalıştığımdan, muhabbeti çok duymuyorum ama baya bir direniyor bana yaklaşmamak için, başarıyor. Selam olsun.

Bu sırada arkamda duran başka bir adamla otobüs hareket ettikçe temas halinde olmak zorunda kalıyoruz. Genel olarak bakıldığında böyle bir olaydan rahatsız olmayacak bir tip gibi. Ki olmuyor da. Ben böyle bir ittirmeler, kötü bakmalar falan. O da "Otobüsün hali belli minnoş" bakışlarıyla beni rahatsız ediyor. Ben bu kez biraz öne çıkayım diyorum. Ama oturan bir adam var önümde de. Göbeğimi biraz içime çeksem daha gidebilir miyim denemeleri yapayım diyorum. Ama kas yani sonuçta..
Çok optimistim.

Sonra ben düşünüyorum da arkamdaki ve bende, ikimizde de gitar olsa hazır sırt sırta vermişiz, ritm atsa, ben de bir solo yürüsem şöyle bütün sapta.. O sırada bir alt geçitten geçiyoruz, her yer karanlık.. Sarı ışıklar var böyle sanki sadece ikimizin üzerinde. Biz böyle dünyaca ünlü bir grupmuşuz.. O kadar beğeniliyormuşuz ki, bir Türk yapımcı hemen dizi çekmiş bize "1000enler"... Bir şarkı besteliyoruz hemen, dizi müziği:
"Siz benim nereden bindiğimi nereden bileceksiniz?"
Fena optimistim.

Sonra indim ben. Oksijeni buldum. Mahremiyet alanımı kontrol altına aldım. İşimin başına geçtim. Şükrettim; yazabildiğime..

"Okuduğumuzu anladık mı?" bölümü de kalkmış mıdır kitaplardan?

Teşekkürler, İyi çalışmalar.

--
=)


12 Eylül 2012

+

Ulusça kan kaybettiğimiz bu zamanlarda A Milli Basketbol ve A Milli Futbol takımlarımızın iki ünite kan desteklerinden dolayı teşekkür ederim. Biraz daha pembeleştik sanki. Tüm kazanımlarımız ve dualarımız şehitlerimizle olsun. Bedenimiz ülkemiz, damarlarımız şehitlerimiz olsun. Umudumuzu ve yurttaşlık bilincimizi yitirmememiz dileğiyle..


Tasarım: Baykuş


30 Ağustos 2012

Yaz Düşkünü

Eskilerden beri yaza çok düşkünüm. Bir yaz düşkünüyüm. Yaz düşkünü diye bir kuş olsaydı ekvatorda yaşardı. İnsanoğlu kuş misali.
Kumsalda basılan akorlar özgürdür. Repertuvar gerektirmeden seslerden, nefeslerden gelir şarkı. Gitar doğayla temasa geçer. Kumlar çizer, güneş yakar, sabaha doğru çiy düşer. Ama sesi açılır. Ya da kulaklar açık olduğundan hoş görülür =) Mi minör yaz için çok bas.



Bu yaz çok balık tutamadım. Eylülde hafta sonları gidip tutmayı planlıyorum. Eylülde deniz uyuyor. Adım atmaya kıyamıyorum, sudaki titreşimlerim bozar diye. Teknede motor bile çalıştırılmamalı belki. Sakince, uyuyan denizin saçlarını okşarcasına kürek çekilmeli =) Oltayı atınca çok bekletmiyor balıklar bu zamanda. Oltaya balık geldiğindeki titreşimi misinayı tutarak hissetmek garip ama güzel bir şey. Aslında ucunda can çekişen bir canlı var :( Sanki " Haydi çek ben daha fazla çekmeyeyim." diyor. O yuvarlak ağızlarını incitmeden iğneyi çıkarma girişimi az sonra onu yiyeceğinin gerçeğiyle çelişen durum.




Midye konusundaki rutinimizi de bozduk bu yıl. Hep bira mayasına yatırılır ve midye tava yapılırdı. Bu kez iskeleden (telefonun 5 çektiği yer =)) internete bağlanıp midye dolma tarifi bulduk ve denedik. Müthiş oldu. Ama çok uğraşmalı. Midye çıkarma kısmı eğlenceli ama. Suyla temas eğlenceli ;) Çıkaranlar ve tekne kontrolcüsü ekibinden oluşuyor. Yaklaşık 80 civarı çıkardık. Midyelerin arasından çıkan minik yengeçler, deniz yıldızları ve diğer deniz canlıları muhteşem. İnsanın suda yaşayası geliyor. Sonra kumsala dönüp midyeleri temizledik. Midye tava için sadece içlerini çıkarmak yeterliyken, dolma için dış yüzeyindeki tortuları bıçakla kazımamız gerekti. Zor bir iş. Dün Beyoğlu'nda sokakta midye dolma satan bir çocuğa sordum. "Özel makineleri var abla, ben 1 poşeti 5 dakikada temizliyorum." dedi. "UuUuUu"
Neyse daha sonra içlerini bozmadan açıp, pisliğini alıp suda bekletmek ve daha sonra tekrar tekrar yıkamak gerekiyor. En sonunda da iç pilavı koyup tencerede biber dolması gibi sıkışık sıkışık diziyorsun ki kapakları açılmasın. Sonra soğumasını bekliyoruz gece yiyeceğiz ki haber geliyor. Soğumuş mu diye anlamaya çalışan biri emin olmak için hepsini yemiş. Sabaha karşı şaka olduğunu öğrenip yedim. Müthişti. O dünkü oğlanın midyesinin pilavı tırttı. 3 Tane yiyebildim :D



Bir gün sabit bir yerde yaşamam gerektiğinde penceremden görmek istediğim manzaralardan biri de "BURUN". Kemerli olması sanırım beni çekiyor =) Kekik kokularını bizim görmediğimiz deliklerinden verdiğini biliyorum :> Bu görüntü hiç bozulmasın ben buralardayken (bencil duası). Benim anılarım ona karşı birikti. Her daldığımda beni kokladığını da biliyorum =) Öperim ucundan.




14 Şubat 2012

cüce şubat





Öncelikle öykümü 4 yılda bir gelip 29 çeken selvi boylu şubatta paylaşmanın haksız gururunu yaşıyorum belirtmek isterim.
Ve teknik desteklerinden dolayı Berkay Erdim 'e teşekkür ederim.
Sevgililer Günü kutlu olsun.
Şubatı ve kapitalist ekonomiyi besleyin.

Stop Motion-478 kare
Asitane..



8 Şubat 2012

Kırmızı Mızmızı



Diyanet İşleri, trafik kurallarına uyulması için çalışmalar yapacakMIŞ. Kırmızı ışıkta geçmenin caiz olmadığını anlatacaklarını belirten Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Raşit Küçük, “Biz 'Kanundan kaçarım ama Allah'tan kaçamam' duygusuna sahip olmalarını sağlamaya çalışacağız” deMİŞ.

      
Her şeyin hayırlısı..

=)


1 Şubat 2012

Barış Manço, 81300, Moda





Reçete =)
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın 
İçine hatmi çiçeği biraz çörek otu katasın 
Hatta biraz tarçın bir tutam zencefil.. 
Bin derde deva geliyor..

Demir =)
 Mahalleli kahvede muhabbet peşindeyken
Leylekler lak lak edip peynir gemisi yüklerken
Kul Ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi
Kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti

Hayvanlar =)
Bak evladım buna ayı derler
Ormandan inip şehre gelirler
Ağır mağır hantaldır ama
Armudun iyisini ayılar yerler

Ama benim adım bal böceği
Bekleyemem ben bu geceyi
Gelirde koynuna girerim ama
Sonrada batırırım iğneyi

Yaban tayları çayırda tepişiyor mu
Çilli horoz kedilerle dövüşüyor mu
Sarıkız minik buzağıyı sütten kesti mi
Kuzularla oğlaklar sevişiyor mu
Arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşek
Nesiller ve Aşk =)
Ufacık bir yuva nohut oda bakla sofa ama sapasağlam ayakta
Çeyiz dedikler yorgan yastık iki sandık iki de bohça
Gözleri hala dolu dolu oluyor dedemin adını andıkça
Kırk yıl bir yastıkta tam kırk yıl
Anlat babaanne ölümsüz aşkını
Bir yastıkta tam kırk yıl
Babaanneme göre zamane kızları
Pek bir hoş ama pek bir zormuş
Hele hele beyleri dede gibi olmasa da
Her şeyi zor beğenir olmuş
E beyleri zor bey kızları zor kız
Gençlerin işi pek bir zormuş
Dişi kuş yuvasını severek kuracak ki bu iş tamamına ersin
Erkek kanadını şöyle bir açacak ki bu iş tamamına ersin
Beyleri zorsa da kızları zorsa da bu iş tamamına ersin

Dünyalı =)
Tek bir soru hemşerim memleket nire?
Bu dünya benim memleket
Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire
Bu dünya benim memleket
Tövbe, tövbe, tövbe
Sonradan Görme =)
Biz görmeyeli çok değişmiş
Selam sabahı unutmuşsun Süleyman
Sofraya hemen yerleşiverdin
Belli ki gurbet sana yaramamış Süleyman
Yedin içtin afiyet olsun
Neler gördün anlat bakalım Süleyman
Tepsiyi biraz da bu tarafa gönder
Müsaade et de bi tadına bakalım Süleyman

Sokak Satıcıları =)
Keşke hislerimi sana açıkça anlatabilseydim
Sana deli gibi aşık olduğumu söyleyebilseydim
Göz göze geldiğimiz o anda
Sanki dilim tutuldu bir anda konuşamadım karşında
Oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim
Senin için şu kalbi gör istemiştim
Tam elini tutmak üzereyken aşkımı itiraf edecekken
Sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam
Domates biber patlıcan domates biber patlıcan
Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı
Domates biber patlıcan


Kuzen =)
Halamın kızı Zehra dostlar başına
Bize sık sık gelir gece yatısına
Bir geçerken uğramıştı tam onsekiz ay oldu
O gün bu gün bizde kalıyor Zehra

Çayına biber koydum
Çorbasına reçel kattım
Hapşırık tozu serptim hırkasına

Yatağına fare koydum
Dolabına kurbağa
Ama yine banamısın demedi Zehra..

Ağa Kızı İle Irgat =)
Aslıhandan Neslihandan hele hele yar yar
Fayda gelmez bey kızından hele hele yar yar
Barış böyle belledi bir çaldı binbir söyledi
Siz de böyle söyleyin haydi
Kalk gidelim küheylan uçalım gayri
sen bana döne ben sana gayri
Kalk gidelim küheylan uçalım gayri kendimize varalım gayri
Kalk gidelim küheylan uçalım gayri evimize dönelim gayri
Dünya =)
Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası
Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
Barış der her bir yanın altın gümüş taş olsa
Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok

Yakarış =)
Allahım güç ver bana sığındım sana
Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana
Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza
Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana

Bayramlar =)
Bugün bayram erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri üzmeyelim bugün annemizi
Biyografi =)
Öksüz doğdu Mehmet
İte kaka büyüdü Mehmet
Onbir yaşına doğru
Okula da gitti Mehmet
Çaka çaka okudu da Mehmet
Döne döne başı döndü Mehmet
Diploma hak getire Mehmet
Okumayı sökemedi ki Mehmet
Saldım çayıra Mehmet
Mevlam kayıra Mehmet
Komşu Kızı =)
Dama çıkmak isteyen merdivenden iner mi
İnsan attan inip hiç eşeğe biner mi
Dü Düriye komşu kızı Düriye
Naz etme gel beriye mahsun bakma öyle
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Hele hele gel beriye dargın mısın söyle
İnci boncuk tanesi boynunu süsleye
Yedi köyün hanesi feda sana Düriye
Dü dü dü Düriye komşu kızı Düriye
Benim gönlüm kimde senin gönlün kimde

Barış =)
Derdimi kimlere söyleyim ben garip Barış'ım neyleyim
Anadan babadan yuvadan uzakta yine yol göründü gurbete
Ben =)
 Kuyu başına vardım Zeynebi görem diye…