zeynep erdim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zeynep erdim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2021

Sen İstiyor Düş?

     "Dişsiz insan olur da, düşsüz olmazmış."

                                       Güllaç, M.S. 2021, Gönen

Düş hekimlerinin yaptıkları son araştırmalar neticesinde sağlıklı ve güzel düşler için öncelikle düzenli olarak ruhumuzu sırçalamalıyız. Böööyle parlak parlak düşler için.. Yine düzenli olarak düş ipi kullanmalıyız. Düş aralarında artıklar birikebilir, ilerleyen süreçlerde bunlar kabusa dönüşebilir.

İlk düşlerle birlikte bir düş buğdayı yapar sarı sarı tarlalarda koşarız. Aşırı koşmaktan yorulup darmadağın hale gelince düş teli taktırır, bir düzene girer; telli, telli, telli, şu telli turnaları izleriz. İlerleyen süreçlerde de 20’lik düşler vardır, of fena. Çıkması zor; düşten, zonklar.

Düş sararması kişilerin yaşadığı ciddi sorunların başında yer alır. Sepya düşler.. Güzel ama hep değil..  Genellikle dumanlı kafalardan kaynaklıdır. Duman derken de öyle değil. Sis iniyor. Görüş mesafesi azalıyor.. Burada genetik de büyük rol oynar. “Deden de mi aynı düşteydi be heey” diye bilimsellikten uzak bir genetik..

Ademler ve Havvalar sıkıntılı zamanlardan geçerken düş sıkma, düş gıcırdatma gibi sorunlar da yaşarlar. Buna anksiyete, stres, öfke, hayal kırıklığı gibi durumlar neden olur. Mesela dolar yükseliyor, mesela euro yükseliyor, mesela gram altın böyle ataymış gibi takılıyor.. Hemen bir ruh botoksu yapıyor, sıkışmayı minimuma indirmeye çalışıyoruz, ama olmuyor. Beyni yağlamak da bir nebze olsa gıcırtıyı giderebilir de, yağ fiyatları da oldukça yüksek. En iyisi uyanık kalmak mı? Uyuyanlar daha mı şanslı? Düşe dokunur haller hep..

Japon kültüründe çarpık düş modası oluşmuş.. Çok ayrıntıya girmek istemem, Allah çarpar, düşlerimiz çürür. Düş çürüyünce ruh kokar mı? Ruh dolgusu nedir? Kanal tedavisiyle ruh sinirleri alınır mı? Kanal İstanbul’un sızısı ne kadar sürer? İstanbul karanfil mi emecek? Karanfil yasla mı ilgili zaten? Bir karanfil, yağsa yağmur, büyülense yeniden dünya..

Düşten tırnaktan arttırıp uyanıyoruz. Düş bileyenlere karşı.. Böyle giderse çoğumuzun düşleri dökülecek, çoğumuz düşlerini çektirecek.. Implant fiyatları da dövizle.. Köprü geçişleri pahalı. Her şey oldukça saçma.

2022 İçin herkese benden düş kapanı hediye.. Uyanıkken gördüğümüz kabuslar da takılır umarım.

1996’da ruhlarımızda bir Grizu patlaması yaşanmıştı.. Çoğu artık rüya görmüyor..

♫Dün geç geldim diye annem kızmış
Bazıları hiç dönmüyor
Dün yemek yiyememiştim öğlen, bak çok acıktım
Bazıları hiç yemiyor
Dün gece güzel bir rüyadaydım yine
Çoğu artık rüya görmüyor

Bütün bunlar düş 😴
Bütün bunlar düş 😵
Bütün bunlar düş 😲
Bütün bunlaaaar 


Ve bu yazı sevgili diş doktorum Özkan Abi’ye..
Tak tak.. Yükseklik var mı? Dişte yok, düşte var yükseklik..

Haa bloğumun 10. yılıymış. Düşlü çarkım buralarda daha on yıllar dönsün umarım, sağlıkla 💜

30 Aralık 2017

2binon8

Ayva çok olunca kış da çok olurmuş. Şimdi ayva çok. Yani ayvayı yedik. Bence 'Ayvayı Yemek' deyiminin en mantıklı açıklaması. Ama öyle değilmiş. Genel olarak mantık paydasında buluşmamız zor.
Neyse. Gereksiz ama aydınlatıcı bilgi olarak deyimin nereden geldiğini paylaşacağım:
Yıllaaaaar yıllaaaaar önce bir ailenin evine hırsız girmiş. O zaman asgari ücret 1603 TL değil tabi, insanlar fakir. Hırsız dönmüş dolaşmış çalacak bir şey bulamamış. Gitmiş dolabı açmış 2 ayva var. Birini oturmuş yemiş. İkinciyi de yesem mi yemesem mi diye düşünürken polisler gelmiş. Helal olsun çok hızlı gelmişler. Şimdi olsa 5 kg yiyebilir bir hırsız çünkü trafik çok yoğun. Neyse almışlar götürmüşler merkeze. Sonra hırsız mahkemeye çıkmış ve hakime suçsuz olduğunu, bir şey çalmadığını ve sadece bir ayva yediğini söylemiş. Hakim amca da demiş ki eğer ayvayı yemeseydin hırsızlığa teşebbüsten küçük bir ceza alırdın, ancak ayvayı yediğin için hırsızlık olayı gerçekleşmiş bulunmakta ve ona göre ceza alacaksın. Hırsız demiş ok, ayvayı yedik.. Rivayete göre olay buymuş yani, fena sayılmaz.
Ceza ve rehabilitasyon süreçleri çok önemli olmakla birlikte bir türlü gelişmiyor. Çok yavaş ilerlemeler var. Teknolojik ve endüstriyel değişimler olabiliyor. Köyden kente göçle birlikte kızılcık sopasının yerini vileda sopası alabiliyor. (Cümlede ürün yerleştirme bulunmaktadır.) Önemli olan hem suçlu hem güçlü olmamak.
Mesela Manuş Baba'nın "Eteği Belinde" şarkısının bestesi çalıntı olduğu haberlerine yaptığı açıklamayı ilk okuduğumda böyle düşünmüştüm, yani suçlu ve güçlü olma ihtimalini. Çünkü iki şarkıyı da dinledim ve evet çalmış dedim. Sonra kriptomnezi ihtimali üzerine okuma yapınca da netleşemedim. Sosyal bilimlerde kesin sonuçlara uzun bir süre asla varamayacağız

Casey Weldon çizmiş.
Merhaba 18, 2018. Umarım reşit ve olgun bir yıl olur ve bu enerjini yayarsın. 18 Olup ipini koparan bir yıl olman kuvvetle muhtemel tabi. 
Hayırlısı.
Aşağıda 2 kişi oralet içiyor. 
Ve bu yazı sevgili Tansel için..

9 Ekim 2016

Palamut Zamanı

Hey.
"Her nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir." demiş rahmetli Charles Baudelaire. Bir de aynı gün doğmuşuz. Tesadüf. 46'sında ölmüş. Deli yaş. İşim olmaz. (Öldürülmezsem tabi.) Şimdi bu cümle iç huzursuzluğun fena hali. Olduğu yerde hiç mutlu olmamış demek.Yazık.
Son zamanlarda, ülkenin de son hallerine binaen ( bu kelime de hep Binali'yi çağrıştırıyor.) herkes gitmekten bahsediyor. Neden? Huzursuzuz. Gidelim. Mi? Bilemedim. Kim nasıl mutluysa. 
Geçenlerde iletiştiğim Suriyeli kadının benimle yaşıt ve torun sahibi olduğunu duyduğumda ABD böğrüme demokrasi getirdi demiştim. Duymuş muydun? Orada yoktun tabi. Neyse sonuçta benden 3 ay büyükmüş ve 20 yaş daha büyük gösteriyordu, aslında tam görünmüyordu da. Kim nasıl görmek isterse.
Daha fazla anlatamayacağım. Sanat iyi gelir. Bana en çok müzik mesela. Müzikten ölmek üzere olduğumu hissettiğimde "Allah hayırlı ölümler versin" duasının bununla bir ilgisi olduğunu düşünüyorum. Belki renkleri karıştırırsınız? Karışık renkleri seviyoruz. Çok renk olsun. LGBT olsun.
Git git nereye kadar? Biriktirdiklerimiz çok önemli. Pul koleksiyonu veya konser biletlerinden bahsetmiyorum. 5 Duyu organıyla olan birikimler. Yadsımak garip. Benim noktamdan garip. Ben burna karşı diyaframı iyotla dolduramayacaksam, o yaz da ölsün ben de. Veya ben boğaza paralel bisiklet süremeyeceksem, ya da ben vapurun pupasında cugara tüttüremeyeceksem, veya Galata kulesine bakıp gördüğüm en iyi adam diye iç geçiremeyeceksem, İstiklal'de Mardinli'den midye yiyemeyeceksem, Körfezi mi dolaşalım Topçular'dan mı binelim diye konu konuşulmayacaksa falan filan.. Bu konu da böyle uzayıp gider. Hep bi gitmeler işte.
Palamut zamanı.Onlar gelmişler. Kaçırmayın. Sevgiler.


Palamutla ilgili en dibe not;
Palamutun boyuna göre değişen adları;
Vonoz 12–16 cm 
Kestane palamudu 16–22 cm 
Çingene palamudu 22–28 cm 
Palamut 28–35 cm
Zindandelen 35–40 cm 
Torik 40–45 cm 
Sivri 45–55 cm 
Altıparmak 55–65 cm 
Piçuta 65 cm ve üzeri

18 Eylül 2013

Sosyal Medya Kişilik Puntosu

         Sosyal medyanın özel hayatı törpülediği konusunda negatif gelişmekteyiz. Hep beraber çevrimiçi yaşıyoruz.. Profillerine baktığımızda muayyen dönemleri tahmin edebilir, ergenlik geçişlerini anlayabilir hale geldik. Kim, kiminle, nerede, nasılı biliyor; hep beraber görüyoruz,diyoruz..


         Sosyal medyanın okuma-yazma alışkanlığı kazandırması noktasında mutluyum. Herkes daha bir yazar,okur, düşünür oldu. Günde en az 30 sayfa kitap okumalısın deyince elleri terlemeye başlayıp, göz bebekleri büyüyenler, bir şekilde bu alışkanlığı kazandılar. Ortalama 20 özlü söz,20 durum güncellemesi,30 yorum,10 tivit okusa, 5'ten hesaplasak 400 kelime eder,iyi başlangıç. Bir tivit atarken dakikalarca düşünenler, kitap yazmanın ne kadar zorlu,emek harcanan süreç olduğunun farkına varıp, gereken değeri vermeye başlayabilirler. Bir kitaba, 25 kişi düşüyor, yazık. İmla da çok önemli. Bilgisayarlar fena akıllı oluşları sayesinde o hatalı kelimelerin altını kırmızı kırmızı çizip, dikkat et mesajı veriyor ya bayılıyorum. Ha buna rağmen başaramayanların oluşu da öte yana bayıltan bir durum. Gelişmekteyiz.

İngilizce yazanlar konusunda farklı görüşlerim var:
-İki insanım mesajı
-Bir süre yurt dışında bulundum oh yeah
-Kendimi Türkçe ifade edemiyorum vats dı  miiningg ...
-Sence de havalı değil mi Hi-ree?
(Böyle bir mağaza görmüştüm, adı buydu: Hayri yazmamış totoş.)

    Yıllarca tüm gençler ebeveynlerine nerede olduklarını söylemediler... :D Forsükuerle birlikte herkese söyleme ihtiyacındalar. Tabi ki söylenmeyen yerler vardır ;) Tam olarak anlamıyorum bazen,  genelde bir görgüsüzlük söz konusu. Şaşırmalarım oluyor günde ortalama 2 kez. Beğensen bir türlü, yorum yapsan bir türlü.. Olması gerekenler eyvallah (destekler).. Ancak bazen çok gereksiz olabiliyor. Nerede olduğum gerçekten kimseyi ilgilendirmiyor.

Vecihi ev'de
- Kendinizin mi, kira mı?
Bili Ofis'te
-Oval ofis? @Monika?
Hande @wc
-küçük?, büyük?

       Bir kaç yıl öncesine kadar herkesin hayatı gerçekten özeldi. Şimdilerde özel hayat sanırım  çıplaklık ve seksi kapsıyor sadece...Tabi ki zamanla ebeveynlerde değişti. "Dudağını uzatan evlat candır" moda olmuş. bizim zamanımızda olsa köftelere mandal takarlardı.

        Şöyle düşünürsek: aktif sosyal medya kullanıcısı herhangi bir fotoğraf paylaşılmasına karşı bakımlı olup, durum bildirimi yapma konusunda 'gezelim görelim' yaşamalı.. Bakımlı olup gezmek iyi bir şey. Beyin de bakımlı olmalı ve loblar arası gezinmeli.. Gelişmekteyiz.

       Saygı kaybı yaşadığımız bu zamanlarda klavyede, farede dolaşan parmakların kemiği vardır. Parmaklar sinyali beyinden alır. Gelişim beyinde başlar..

    ''Söz uçar yazı kalır.' dönemi de bitti artık. Yazdığınız yazılar uçurulabiliyor. Mesela biri paylaşımda bulunuluyor, altına yorumlar.. Sonra paylaşan, paşa keyfine göre laf söyleyip iletiyi silebiliyor. Bunlar çok garip şeyler. Yazılı iletişim her zaman daha sağlıklıdır. Tipeks çıktı mertlik bozuldu derken bilgisayarda bozuk bile değil, olmayabilir..

         Sosyal medyada tüm profillerde görünmez 'metin araç çubuğu' var. Metin araç çubuğu görünmese de seçimler hissediliyor. 'Sosyal medya kişilik puntosu' kavramı atıyorum. . Sosyal medya kişilik puntonuz kaç? Kimin gözünden bakınca? Punto büyükse kötü, demek birilerinin gözüne sokmaya çalışılan şeyler var. Küçükse de kötü. Neyden kaçıyorsunuz? Kimi takip etmek için sosyal medya kullanıyorsunuz? Punto çözünürlüğü düşük, matematiksel bir görgü kavramı. Bunu anlatamam. Tabi ki anlayabilirsiniz.

         Sosyal medya aracılığı ile gönderme yapmalar bit! Sosyalleşme 5 duyu organından birkaç tanesini kullanarak daha sağlıklıdır. Hatırlıyor muyuz? Merhaba =)

30 Ağustos 2013

"Devrimin amacını kavramış olanlar, sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır."
Mustafa Kemal Atatürk


30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun..


23 Haziran 2013

Berat Kandilimiz

Mübarek olsun.. Okuyalım, temizlenelim, rahmetlenelim... Amin :)


14 Haziran 2013

Ben Ayyaş Mıyım?




http://www.youtube.com/watch?v=_zSXxHMVvYw&feature=share

5 Haziran 2013

معراج

Miraç kandilimiz mübarek olsun. 
Gökyüzünden barış, huzur gelsin.
Dua ve ibadetler kabul olsun.

24 Mayıs 2013

10dan Sonracığıma..


Ülkemizde günde 8 saat alkol satışı yasağı...

24 Saat çocuklar satılırken..
24 Saat organlar satılırken..
24 Saat kadınlar satılırken..
24 Saat kurumlar satılırken..
24 Saat kanlar satılırken..
24 Saat ormanlar satılırken..
24 Saat uyuşturucu madde satılırken..





Alkol iyi bir şey değil.. Yasak hiç iyi bir şey değil. İkisini ayrı kefelere koyarsam içerim.

Yaptırımlar yeterli olmadığı sürece yasaklar işlemez, yeni yasaklar gelir.. Yasak durumu cazip kılar.. 

Bir ergenyus sözü:  "Yasaklar çiğnenmek içindir." 

YANLIş yol..

Olmuyooor, olmuyooor..



30 Nisan 2013

Kaç°

Kış günü kaplıca havuzuna atladık. Mis gibi iliğimiz kemiğimiz ısındı. Sonrası haşlanma süreci, ızgara süreci olarak devam edecek. Havayı koklayan bu yaz fena sıcak diyor. 40°- 50° 'lerden bahsediyorlar. Bu durumda istifa edecekler, bebek planlayanlar varsa harekete geçsinler. Ağustosa kadar İstanbul cehenneminde olmak zorundayım, sonrasında bir terslik çıkmaması için dua ediyor, havuzlu sitelerde yaşayan arkadaşlarımla samimiyet kurma çalışmalarına girmeyi düşünüyorum. :P Şaka. Vaktim yok tatlım maalesef. Evimde küveti doldurur, karşısında dizüstü bilgisayardan 'Dikey Limit' filmini açar, ayran içerim. Buradan o dönemde yazlıkta serinleyecek olan sevimli ebeveynlerime de sevgilerimi gönderiyorum. 
Ramazanın temmuzu kapsaması hayırlısıyla çok sıkıcı. Yaz aylarında 10 gün değil de, 30 gün falan geri atsaydı aslında. Olmazmış ki olmamış. Sağlıklı olalım da...
Bu arada şimdi farkettim küvet, soba gibi bir durumla karşı karşıya. Kaçımızın evinde kaldı ki?.. Ha varken de ne oluyordu.. Ya alt komşuya su gider, ya da su israfıdır. Vileda seti çiçekse, küvet saksıdır. Küvet sobaysa, duşakabin petektir.. Böyle uydurabilirim..
Okyanusun üzerinde oluşan gökkuşağına tırmanıp, en ucuna çıkıp sallanmak isterim. Öyle sallanırken tutunarak 360°'yi tamamlarsam erkek olma ihtimalinden, öne ve arkaya 180° gidip gelirim sonra atlarım diye düşündüm. Siz döner miydiniz 360° ? 


26 Nisan 2013

27.!

Çernobil.. Çornobil... Pelin otu.. Acı..
Tat olan acının, anlam değiştirerek, yıllarca sürecek bir felaket halinde ruhumuza değişmesi.. Bedenimize..  
Organik kalamayanlar.. İnce belde çay içenler.. Kodlamaları bozuk olanlar.. 4. reaktörün ağzında, yeryüzündeki diğer tüm reaktörlerin, diğer tüm boşluklarında olması gerekenler.. 
Biz bulutlardan korkmazdık hiç.. piç!..
Hücrelerimizin kontrolsüz, anormal çoğalması engellenirdi sistemimizce..
Çocukları engellediniz..
Büyüklüklerini de..
Termik, hidroelektrik, nükleer santrallere HAYIR!


Nükleer kabusu devam ediyor. Rosatom, AB'nin kabul etmediği standartlarda bir nükleer santrali, Akkuyu'ya kurmaya çalışıyor. Bugün sen de katıl► http://nukleer.greenpeace.org/

--------------------------------------------------------------------

Karadeniz İsyandadır Platformu'nun Çernobil Faciası ve nükleer santrallere ilişkin hazırladığı bilgi testi.. Başarılar!

1- 20. yüzyılın en büyük nükleer kazası nerede meydana gelmiştir?


a)- Adana
b)- New York
c)- Çernobil
d)- Yeni Delhi

2- Çernobil hangi ülkenin sınırları içindedir?

a)- ABD
b)- İtalya
c)- Kore
d)- Ukrayna

3- Çernobil nükleer güç reaktöründe hangi tarihte kaza meydana gelmiştir?

a)- 26.04.1936
b)- 26.04.1986
c)- 26.04.1996
d)- 26.04.2023

4- Dünya Çernobil’deki 20. yüzyılın en büyük nükleer kazasını kazadan kaç gün sonra öğrenmiştir.

a)- Hemen
b)- 1
c)- 3
d)- 5

5- Nükleer santralda kullanılan plütonyumun radyoaktif etkisi kaç yıl sürer.

a)- 240.000 yıl
b)- 24.000 yıl
c)- 2400 yıl
d)- 240 yıl

6- Plütonyumun tamamıyla etkisiz hale gelmesi için kaç yıl gerekir.

a)- 500 yıl
b)- 5000 yıl
c)- 50.000 yıl
d)- 500.000 yıl

7- Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya'da radyasyondan etkilenen insan sayısı kaçtır?

a)- 840
b)- 84.000
c)- 8.400.000
d)- Hiç kimse

8- Santralın bulunduğu bölgeye giriş çıkış hangi tarihte normale dönmüştür?

a)- Halen polis kontrolündedir.
b)- 2012
c)- 2000
d)- 1987

9- “O makine 2 yıl 4 ay 4 gün enerji üretmiş olabilir. Fakat insanlık nesiller boyunca hastalık ve acı çekecektir. Bu riske girmeye değeceğini söylemeye kim cüret edebilir ki?” cümlesi kime aittir?

a)- Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı
b)- Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu, Dünya Nükleer Endüstrisinin Durum Raporu
c)- Margaret Thatcher
d)- Nihat Doğan

10- “Facianın ardından özellikle radyasyonun yoğun olduğu bölgelerde yapılan ölçümlerde, hiçbir vatandaşın vücudunda radyoaktif kalıntıya rastlanmadı. (…) Kansere neden olacak herhangi bir genetik bozulmaya rastlanmamış. Ancak radyasyonun görüldüğü bölgelerde, sosyal travma oluşuyor. Konuyu bir kez daha tartışıp, Karadeniz’deki insanları rahatlatmamız lazım” cümlesi kime aittir?

a)- Adını vermek istemeyen bir izleyici
b)- Nükleerci lobi
c)- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Okay Çakıroğlu
d)- @beyinsizadam

11- “Ülkemizin her tarafındaki et, süt, su, balık, sebze ve meyvelerin tümü tertemizdir. İnsan sağlığına zararlı hiçbir kirlenme mevcut değildir”, “Dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” cümleleri kime aittir?

a)- Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral
b)- Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç
c)- Çaycı Haydar
d)- Zaytung başyazarı Zayit Tunga

12- TAEK’in çayın 89.000 bekerel/kilograma kadar radyasyon içerdiğini resmen itiraf ettiği tarihe kadar Karadeniz bölgesinde üretilen çaylar ne kadar süre denetime tabi olmadan satılarak tüketilmeye devam edilmiştir?

a)- 1 gün
b)- 8 gün
c)- 8 hafta
d)- 8 ay

13- Çernobil’in Türkiye’deki etkileri konusunda rapor hazırlayan kurum hangisidir?

a)- TBMM Meclis Araştırma Komisyonu
b)- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu
c)- Türk Tabipler Birliği
d)- Sağlık Bakanlığı

14- Kazanın Türkiye’ye etkisi nedeniyle Türkiye SSCB’ye karşı tutumu ne olmuştur?

a)- SSCB’ye nota verilmiş ve Büyükelçi geri çekilmiştir.
b)- SSCB’ye ekonomik ambargo uygulanmıştır.
c)- Dönemin başbakanı “Daha da Moskova’ya gelmem” demiştir.
d)- Herhangi bir tavır açıklanmamıştır.

15- Mersin-Akkuyu’da yapılmak istenen Nükleer Santralın yapımı anlaşması hangi devletle yapılmıştır?.

a)- Meksika
b)- Rusya
c)- Güney Afrika Cumhuriyeti
d)- Brezilya

16- Çernobil’in eski tip santral olduğunu, yeni tip santrallarda kaza riski olmadığını söyleyen Rusya‘da 1992 yılından sonra kazaların oranı ne kadar artmıştır?

a)- % 3
b)- % 4
c)- % 5
d)- % 45


Cevap Anahtarı: 1-c 2-d 3-b 4-d 5-a 6-d 7-c 8-a 9-b 10-c 11-a 12-d 13-c 14-d 15-b 16-d

9 Nisan 2013

29

Yeni yaşım çılgın olsun =)

Bu yaş Gümüşhane yaşı..

Gümüşhane Tomara ve Torul Şelaleleri, Satara Antik Kenti, Kuşburnu Çayı ve Marmeladı, İmera Manastırı ve Gümüşhane Evleri ile meşhurmuş. 
Şelalelerin bereketi, kuşburnunun faydaları ve gümüşten ev...

Mis yaş , hoş gelmiş =)

Ayrıca asal yaş..Bu yıl kendimden ve 'bir'inden başkasına bölünemem, ısrar etmeyin.

☺☻

Meksika görüyorum..





18 Mart 2013

18.03

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِنَ


Tasarım: Baykuş
https://www.facebook.com/baykuspd
baykuspd.tumblr.com

4 Mart 2013

Müslüm Gürses ♪

Allah rahmet eylesin..
2008'e kadar hiç dinlemedim diyebilirim. Benim için şarkı söylemeye üşenen, sanki metronom tıkı hızlı olsa söyleyemez bir sesti. 2008'den sonra da tek dinlediğim 'Sensiz Olmaz' şarkısıydı. Bülent Ortaçgil'in 'Sensiz Olmaz'ı...
Üniversitede müzik zevkine çok güvendiğim bir arkadaşımın bilgisayarında Müslüm Gürses'in 'Aşk Tesadüfleri Sever' albümünü görünce çok şaşırmıştım. Vardır bir bildiği deyip, dinlemeye çalıştım ama başarılı olamadım. Bana göre değildi. 
Sonrasında müzik sosyolojisi konusunda okumalar yaparken, Müslüm Gürses kitlesi, jiletleme konularında yapılan araştırmalarla karşılaştım. Ülkemizde kendi büyük marjinal kitlesini yaratan müzik insanları yok diyebiliriz. Kendisiyle ilgili böyle bir araştırmanın olmasıyla ikinci kez temas oldu. Ama yine üzerinde çok durmadım. Köyden kente göç etmiş ve şehir kültürüne uyum sağlayamayan insanların oluşturdukları arabesk kültürün starlarından biriydi. Bu starlar genelde var olan soy isimlerini pozitif sıfat+ses ile oluşturdukları birleşik kelimelerle değiştirirlerdi...
Arabesk müziğin karamsarlığı insan bünyesine zararlıdır. Korku filmi izleyip korkmak, acı yeyip yanmak, arabesk dinleyip ağlamak gereksizdir. Hayat güzeldir, ortalama 70 yıldır, hayatın getirdikleri dışında olumlu deneyimler yaşamaya programlanılmalıdır.  Empati önemlidir ama müzik bir terapi aracıysa eğer pozitif olmalıdır. Böyle düşünürüm hep. 
1968 yılında , çıktığı ilk büyük Anadolu turnesinde geçirdiği kazayla ilgili şu paragrafı okudum:
‘‘O kazada şoför öldü… Beni de öldü sanmışlar zaten… Sonra alıp hastaneye götürmüşler… Ben ölümü yaşadım aslında… Bana göre yeniden hayata dönmüş olmam, Allah’ın bir lütfudur. Alın kemiğim un ufak olduğu için en küçük bir darbede ölebilir ya da kör kalabilirim… Ameliyatta alnıma beynimi koruyacak plaka gibi bir şey taktılar… O korkunç kazadan sonra koku alma duyumu yitirdim… Hiçbir kokuyu alamıyorum ne yazık ki şimdi… Çok kuvvetli parfümler ispirto kokusu veriyor bana… Ayrıca işitme duyumu da yüzde elli yitirdim… Çok ağır işitirim… Neyse, buna da şükür, yaşıyoruz işte…’’
İşte benim 'Sensiz Olmaz'ı dinlerken etkilendiğim tek şey bu oldu. Duyularına söylüyormuş gibiydi.. O şarkıyı hiç bıkmadan dinlerim. O acıyı kaybetme korkusunu duyumda yaşarım. Koku yok, paralelinde tat, %50 işitme kaybı.. Sensiz olmaz diyebileceğim 5 duyudur..  
Bir hafta öncesinde asılsız ölüm haberini almamızda da babamın yorumundan ayrıca etkiledim: "2. kez öldü sandılar, insanlar..."


22 Şubat 2013

Ecoutez Ecoutez Pensez Chéri

Çok ilginç oyun şarkımız varmış.. Anlamsız sözlerle önümüzü, arkamızı, yüzümüzü, adımızı, dönmeyi ve komutları öğrenmişiz. Sonuca ulaşılmış... Şimdi sözlere bakınca çok enteresan.  


Kutu kutu pense var: Diş mi çekilecek, tırnak mı?, gevşemiş vidaları vardır çocukların..

Biri elmamı yerse: Anne tarafından zorla verilen ara öğünün birine iteklenmesi.. Biri yerse çok iyi olur falan..

Arkadaşım X: İteklenecek kişi seçiliyor..

Arkasını Dönse: Elmayı yiyecekti? Planlar değişiyor..

Yazar o noktada kesmiş zaten.. Bakmış olmaz, sonra da önünü dönse falan yazmış.. "Haa" demiş "Ağız öndeydi".

Kutu, pense, elma, arkadaş, dönmek.. 
Yukarıdaki 5 kelimeyle anlamlı bir cümle oluşturunuz..?


Oyunun şarkısı Fransız tekerlemesi olan ‘Ecoutez Ecoutez Pensez’ ten geliyormuş. “Dinle dinle düşün’ anlamındaymış.  Geçte olsa dinledim dinledim ve düşündüm. Absürt.


1 2 3 ler yaşasın düşler
4 5 6  iddaam yattı
7 8 9 evrende bokuz
10 11 12 bunlar illuminati
13 14 15 beş kardeş
16 17 18 feyste dürteriz


14 Şubat 2013

Cüce Şubat

14 Şubat ne demek biliyor musunuz?

Cüce Şubat çok yalnızmış. Herkesin sevgilisi varmış.
Ocak kardanadamla,
mart kazmayla bazen de kürekle (poligami), 
nisan yağmurla, 
mayıs papatyayla, 
haziran güneşle, 
temmuz yakamozla, 
ağustos bir tur şirketiyle, 
eylül özel bir okulla, 
ekim gelenle, 
kasım bir kadrolu öğretmenle, 
aralık noel babayla birlikteymiş...

Ama şubat cüce olduğundan, kimse beğenmezmiş onu. Bir gün Şubat Abant gölünde gezerken aklına gelmiş “Sevgili nedir?” diye. Kendini parçalamış. Düşünmüş ki “Sevgili insanın öbür yarısıdır”. Ama gerçek sevgiye sahipse eğer. Sonra hayali sevgilisini yaratmış şubat. Kendinin yarısı: 

28:2=14 Şubat.. 

O kadar akıllıymış ki şubat kendinde tüm sevgilileri bir araya getirmiş. Onların sevgisi şubatın sevgilisi olmuş. 

Sevgilinizle tüm zamanınız saygıyla, güvenle ve çılgın olsun..


Uydurmanın stopmotion videosuna ulaşmak için linke tıklatınız..
http://www.youtube.com/watch?v=gMlS9-gohTY

11 Ocak 2013

Çarpık Hiyerarşi

Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi.. 1943.. Bir basamaktaki ihtiyaçlar karşılanmadığı sürece bir üst basamağa geçişimiz olamazmış.. Toplum ve kültür farklılıkları gösterir.. İnsan psikolojisinde genellemelere karşıyım. Kemiği aynı düşünüp eti farklı sıvamalı. Piramidin dibini görmeyen sevdiğini görmesin diyorum..




Mis noktamdan bakıyorum:

1.Fizyolojik Gereksinimler 



Nefes: Alıp veriyoruz da giren çıkan belli değil.. Geçen egzoz aldım, nikotin verdim..

Besin: GDO  www.yemezler.org

Su: Mavi kapak .

Cinsellik: Genelev,zar.

Uyku: Toplu taşıma..

Denge: İstanbul

Boşaltım: Vatandaş soruyor: 

http://www.youtube.com/watch?v=5Kv8LvatLIs


2.Güvenlik Gereksinimi


Vücut: Benim bedenim, senin kararın..

İş: Taşeron..

Etik: Prezantabl ..

Aile: Ensest..

Sağlık: Limitini bil.

Mülkiyet güvenliği: Toki sen herşeyi düşünürsün. 



3.Ait olma


Sevgi, sevecenlik gereksinimi: Burada olmaz!

Arkadaşlık: Arkadaşlık isteği yollamadan önceki dürtüş.

Aile: 4 Kişinin okey oynaması

Cinsel yakınlık: Çok ayıp.



4. Saygınlık gereksinimi


Kendine saygı: Estetik ameliyatlardaki artış.

Güven: Bu devirde babana bile..

Başarı: Bilinçli kodlama..

Diğerlerinin saygısı: Görürsen ¿

Başkalarına saygı: Gösterirsin  ?



5.Kendini gerçekleştirme gereksinimi


Erdem: Olması gereken kişilik ve devlet işleri..

Yaratıcılık: İmkan dahilinde..

Doğallık: Survivor

Problem çözme: Buralarda x'ler y'leri götürür. 

Önyargısız olma: Pencere önünde çekirdek çıtlama!

Gerçeklerin kabulü: Bunlar hep Amerika'nın oyunları.

Unutma! Karpuzu yemeden kabuğundan gemi yapamazsın bebeğim.

31 Aralık 2012

2013

Barış dolu yıl olsun. Fonumuzdan müzik, midemizden kelebek eksik olmasın. Daha çok Barış Manço dinlensin, daha çok eğlenilsin. Metastaz aşkta ve mutlulukta olsun. Herkes istediği gibi takılsın, özgür olsun. Ön yargılar duman olup baloncuklar şeklinde uçuşsun. Hepimize yarasın, afiyet olsun. =)
13


28 Aralık 2012

varTÜMEgel

        İstanbul'un sınırlarında , denize girilebilen dönemlerde, minik bir kayığımız vardı. Dört yaş civarlarındaydım. Babamın abimle ikimiz için geliştirdiği süper yöntemle çok eğlenirdik. İpin bir ucunu simitlerimize, diğer ucunu da kayığa bağlardı. Sonra motoru gazlardı.. Vuhuuu ! Tubing benim ata sporumdur =))
       Kayığı kışın kullanmadığımız dönemde kıyıya yatırırdık. Kıyının karşısında bir yokuş. Yokuştan inen bir kamyon. Kamyonun boşalan freni..
        Sonra kayığa kamyon çarptı. :D Ve sonra ihtiyacı olanların sobalarında çıtırdadı : çingenelerrr, çok çılgınsınız.





       Bir gün abimle, oturduğumuz sitenin etrafındaki tarlalara, uğur böceği toplamaya gitmiştik. Papatyaların üzerinden şişelerimize bir sürü uğur böceği biriktirdik.. Sonra onları site içinde salıyorduk mu, ne yapıyorduk? Anlam veremedim şimdi. Uzaktan iki çingene kadın, bir tanesi beline bebesini bağlamış, bize elleriyle gel işareti yaptılar. Biz bir topuklarsın oradan.. 5. Katta olan evimize kan ter içinde çıktık ve terliklerimizi falan içeri aldık, terliğimizden tanırlar diye :D Annem de sakinleşmemiz için ne dediysek yapıyor.. Sonuçta kayığımızı ısınmak için yakan bizi de yakar.. O zamanlar tümden geliyoruz hep.

       İlk tanık olduğum kazanın kamyon ve kayık arasında olması ister istemez hayatımı etkiledi. Ve o çingene kadınlar bizi çağırmasaydı ön yargım çok uzun sürmezdi. Müzikle uğraşan insan benimdir. Her türlü hayattan ritim yakalayan insan, ben de senin olabilirim. =)


3 Aralık 2012

3 Aralık Dünya Engelliler Günü

              "Gerekli koşullar sağlandığında bir fiziksel eksiklik insana engel olamaz ve bu aşılabilir. Yeter ki "Bu eksikle insanlar bir şey yapamaz." düşüncesi zihinlerden  uzaklaştırılsın ve toplum bu insanları kabul edebilecek şekilde kurgulansın... 
              ...12-40 Yaş arası atletik yapılı insanlar için kurgulanmış bir düzen.. Şehir düzenlemesi, ulaşım düzenlemesine baktığınızda çok rahat bunu görebilirsiniz. 50 Yaşını aşmış bir insan için de bu engeldir."
                Arkadaşım Turgay Gümüş'ün sözleri. Kendisi görmeyen. Görenlerin gördüklerini görmeyen.
Beynindeki ve şehrindeki engellerini aşmış, sosyalleşen engelli bireyler aracılığı ile beynime ulaşan aralıkları açabildim. Ben bir görmeyeni lavaboya götürdüğümde ışığı açacak kadar engelliydim. Hala bir çok engelim var. 
                 Beynimize giden 3 aralığın açık olması gerek; gözler, kulaklar, ağız. Görmeli,dinlemeli ve ne konuştuğumuzu bilmeliyiz. 3 Aralığı "Farkında" olmamız üzere kutlarım. 3 Aralık Dünya Engelliler Gününü..


*Şu konser kaçmaz derim..
https://www.facebook.com/events/438315286235526/